| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Kayıt parası alınacak mı?
Okul kayıtları başladı. Her yıl olduğu gibi Millî Eğitim yetkilileri bu yıl da açıklama yaptılar. Kayıtlar sırasında kimseden zorla bağış alınmayacağını söylediler. İnanan oldu mu bilmiyorum, ben inanmadım. Anne babalar, ellerinden tuttukları çocuklarını okula kayıt yaptırmaya götürecekler. Kayıt-kuyut yapılacak, sonra sıra harç-març konusuna gelecek. Durumu iyi olan, itirazsız bağış yapacak ama, sıkıntıda olanlarla okul yetkilileri arasında olurdu-olmazdı diye tartışma çıkacak. - Yetkililer alınmayacak diye açıklama yaptı... - Okulumuzun ihtiyaçları... - Millî Eğitim'den dediler ki... - Badanası boyası, kalorifer kazanı... - Gazetelerin yazdığına göre... - Kırılan camlar, yenilenen çerçeveler... - Televizyonda demişlerdi ki... - Yıkılan duvar vs... Netice... Netice değişmeyecek. Belki çok zorda olan bir-iki veli ödemeyecek, geri kalanların hepsinden okula bağış alınacak. Neden böyle her yıl aynı müsamere tekrarlanır, anlamak zor. Çark bu şekilde işliyor. Sadece okul kayıtlarında değil, her konuda bu tür aksaklıklar var. Sözünü ettiğimiz kayıt parası, belki de en masum olanı. Yukarıdaki yetkililer rolleri gereği her yıl o açıklamayı yapar; okul idarecileri gerçek durumun açıklamalarda söylendiği gibi olmadığını izah eder; okulun durumu şudur, öğrencilerin rahat eğitim görmesi için bu bağışları toplamak zorundayız diye anlatır; veliler de rolleri gereği ödemeyi yapar. Başka yolu yok göründüğü kadarıyla. Çark böyle
Belki de en masum olanı bu dedik ya kayıt parası için, laf olsun diye değil. İnanın öyle ağır, öyle ciddi konular var ki... Çarkın o şekilde işlediğini biliyor ama ses çıkarmıyoruz. Arasına çomak sokmak isteyenler de korkuyor, çekiniyor. Öyle ya, çarkın arasına çomak sokayım derken, kolunu bacağını kaptırmak da var. Halbuki, o çarkın arasına mutlaka çomak sokmak lazım. Gerekirse kol bacak feda etmeyi de göze alarak. Hatta o derece çok olmalı ki bu fedakarlığı göze alanlar, o çark, arasına çomak niyetine sokulan kol ve bacaklar yüzünden tıkanmalı, dönemez hale gelmeli. İNSAN,KENDİ HATALARINI, YALNIZ BAŞKALARININ GÖZLERİYLE GÖREBİLİR. Düzeltme
Dünkü fotoğraf, Tolga Başhan'a aitti. İsim, sehven fotoğrafın arkasında kalmış, özür dileriz. Minareden at beni
Düşünmeden söz söylemek, nişan almadan ateş etmeye benzer demiş eskiler. Bir şey daha demişler, o da şöyle: "Çok söz yalansız, çok mal haramsız olmaz." Hemen açık seçik şunu ifade edelim ki, hamdolsun çok malımız yok. Sözlerimiz arasında da yalan bulunmaz çok şükür. Açık yürekle, samimiyetle çiziktirmeye çalışıyor ve düşünerek, taşınarak yapıyoruz işimizi. Buna rağmen, kimi zaman haddi aştığımız oluyor. İster dil sürçmesi diyelim, isterse kalem sürçmesi; hatta klavye sürçmesi bile diyebiliriz. Maksadı aşan sözler yüzünden kırdığımız, gücendirdiğimiz dostların gönlünü nasıl alacağımızı düşünüyoruz ama, ok yaydan çıktıktan sonra, çare bulunmuyor. Neredeyse, minareden at beni, in aşağı tut beni vaziyeti...
mseker@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|