YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Bir skandalın (!) perde arkası

Dün, bir gazeteden aradılar ve skandal hakkında ne düşündüğümü sordular. Basının kendi, başlı başına bir skandal. O yüzden hangi olayın kastedildiğini birden kavrayamadım.

Belki de, Anadolu Ajansı'nın Akit gazetesinin aboneliğini iptâl etmesinden bahsediyorlardı. Öyle ya, devletin ajansı, kimbilir kimden aldığı talimat ile, hedef haline getirilen Akit'i boğma teşebbüsüne katılmıştı.

Şu işe bakın

Meğer Oya Akgönenç'in Birleşmiş Milletler'deki konuşmasıymış, söz konusu olan.

Bence Akgönenç'in demeci yerine Milliyet'te, pekalâ, Mesut Yılmaz'ın, Mehmet Niyazoğlu'nun düğünündeki şahitlik fotoğrafı yayınlanabilirdi: "SKANDAL! Anap lideri, Balina'nın nikâh masasında" Ama onlar, milletin değil, devletin âli menfaatlerini koruma gayretindeler. Ve sözde devletin âli menfaatlerini korumak için, azıcık hâmile bir demokrasiye rıza gösteriyorlar.

Cumhurbaşkanı'nın hukuk adamı olması bile onları üzüyor. Kahrediyor. Suç sayılmasa, ona da, "entel, liboş, ikinci cumhuriyetçi" hatta "mürteci" diyecekler.

Oya Akgönenç'e "hain", konuşmasına da "ihanet" damgasını vuranlar, işte, Türkiye'yi, böyle ikinci sınıf bir ülke konumuna mahkûm etmek isteyenlerdir.

Peki biz "İşkence yapılıyor" diye cümle âleme ilân etmiyor muyuz? Veyahut vatandaşlarımıza, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kişisel başvuru hakkı tanımadık mı? Avrupa Birliği'ne üyelik için müracaat etmedik mi? Ve, bizi denetlemek üzere dışardan gelenlere bilgi vermiyor muyuz? Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilâtı'nın insani boyut konusundaki toplantılarına katılıp, belgeler imzalamıyor muyuz?

Artık Avrupa ile içli dışlı olmuşuz. Üstelik, önemli taahhütlere de girmişiz; insan hakları skorumuzu düzelteceğiz diye söz vermişiz.

Akgönenç'in sözleri

Milliyet'teki habere göre ne demiş Oya Akgönenç?

"Türkiye'deki azınlıklardan Kürtlerin, Çerkezlerin, Arapların hiçbir hakkı yoktur. Düşünürler için aynı şey söz konusudur. Meselâ İsmail Beşikçi, Kürt sorununa sadece değişik bir yaklaşım sergilediği için 100 yıl hapse mahkûm olmuştur. 312'nci madde mahkûmları arasında Eşber Yağmurdereli, Şanar Yurdatapan, Mustafa İslamoğlu, Tayyip Erdoğan, Fikret Başkaya, Yaşar Kaplan, Eren Keskin, İlknur Birol, Oral Çalışlar, Abdurrahman Dilipak, Leyla Zana ve Hasan Celâl Güzel de var. Aynı maddeden mahkûm olan bir diğer isim de Necmettin Erbakan. Türkiye'de 1946'dan bu yana 50 parti kapatıldı. Erbakan'ın partileri üç defa kapatılmaya maruz kaldı. İnsan Hakları Komisyonu olarak, Birleşmiş Milletler olarak sizden talebimiz, Türkiye'ye gerekli ikazı yapmanız ve Türkiye'deki antidemokratik düzenin değişmesine yardımcı olmanızdır."

AGİK

"Azınlık" kelimesi haricinde, o konuşmada ters gelen bir tek söz yok.

Aslında, Akgönenç "azınlık" da dememiş, sadece "hangi kökenden gelirse gelsin, ister Arap orijinli, ister Kürt veya Çerkez orijinli olsun, herkesin üzerinde baskı var" şeklinde konuşmuş; alt kimliklerden söz etmiş. Birleşmiş Milletler ihtilaflar şiddete dönüşmeden barış yoluyla halledilsin diye kurulan bir platform değil mi? Orada konuşmayacaksınız da nerede konuşacaksınız?

Zaten, "azınlık" kelimesini, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilâtı çerçevesinde yorumladığımız takdirde, ortada infiale kapılacak bir durumun olmadığını görürüz.

..."Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı'na (AGİK) üye ülkelerin temsilcileri (Avusturya, Belçika, Kanada, Kıbrıs, Çekoslovakya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Alman Demokratik Cumhuriyeti, Federal Almanya, Yunanistan, Vatikan, Macaristan, İzlanda, İrlanda, İtalya, Sovyetler Birliği, İspanya, İsviçre, İngiltere, ABD, Türkiye...) 5 ilâ 29 Haziran 1990'da Kopenhag'da biraraya gelmişlerdir.

Katılımcı devletler, 1989 yılında, Paris'te "AGİK'in İnsanî Boyutu" konulu birinci konferans toplantısından bu yana, Avrupa'da meydana gelen köklü siyasi değişiklikleri büyük memnuniyetle karşılamışlardır.

Katılımcı devletler, insan hakları ve temel özgürlüklere saygının ve çoğulcu demokrasi ile hukuk temeline dayanan toplumların geliştirilmesinin Avrupa'da kurmak istedikleri barış, güvenlik, adalet ve işbirliği düzeninin oluşması için ön şart olduğuna dair inançlarını ifade etmişler; bu nedenle, AGİK belgelerinin tüm hükümlerini tamamen uygulama kararlılıklarını teyid edip, yeni adımlar atılması taahhüdünü vermişlerdir."

Azınlıklar

Yukarıda girişini aktardığımız Kopenhag belgesinde, "azınlıklar" bahsi de var.

32) Bir ulusal azınlığa mensup olmak, kişinin bireysel tercihidir. Söz konusu tercihin uygulanmasından menfaati aleyhine herhangi bir olumsuzluk meydana gelmeyecektir... Ulusal azınlıklara mensup kişiler etnik, kültürel, dil veya dini kimliklerini, serbestçe ifade etme, koruma, geliştirme, her bakımdan kültürlerini sürdürme hakkına sahiptir.

35) Üye devletler, azınlık mensuplarının, söz konusu azınlıkların kimliklerinin korunması ve geliştirilmesi ile ilgili işler de dahil olmak üzere, kamu işlerine etkin olarak katılma haklarına saygı göstereceklerdir.

Türkiye Paris şartını da, Kopenhag belgesini de imzalamıştır. Böylece, kendisini bir kültürel grub içinde görenlerin, şahsi isteğe bağlı olarak "azınlık" sayılabileceğini de kabul etmiştir.

Akgönenç hedef tahtası

Oya Akgönenç, milli hisleri hayli kuvvetli bir öğretim üyesi. Herhalde, Türkiye'nin bölünüp parçalanmasını istemez. Dış ilişkiler hocası olduğu için, konularına da vakıf biri. "Azınlık" kelimesini kullanmadığını söylüyor, sadece alt kimliklerden söz etmiş.

Yalnız Akgönenç değil, hepimiz, Türkiye'yi eleştiriyoruz. Baskıları, 28 Şubat'ı, yasakları, yargısız infazları, kartelci basını, dışardan gelenlere anlatıyoruz. Biz söylemesek bile onlar görüyor, biliyor.

Öyleyse neden Oya Akgönenç hedef tahtası? Çünkü Faziletli? Çünkü Erbakan'ın da hakkına hukukuna sahip çıkıyor.

Yılmaz ve Niyazoğlu

Bence, siz bırakınız Oya Akgönenç'i, Balina operasyonuna bakın. Mesut Yılmaz, hayali ihracatçı Mehmet Niyazoğlu'nun oğlunun, neden nikâh şahidi oldu? DYP'li Köksal Toptan'a 10 milyar lira veren Niyazoğlu, hemşehrisi Mesut Yılmaz'a acaba yardım etti mi?

Mehmet Ağar, Halûk Kırcı'nın nikâh şahidi diye kıyamet kopmuştu. Mesut Yılmaz ise, özel himaye altında.

Onları ilgilendiren, hayalcinin Anapla ilişkisi değil, meselâ... Kemal Ilıcak'ın vasiyeti.

Vasiyet krizi(!)

Gazetecilik o kadar yozlaşmış ki:

Muhabir bana soruyor: "Kemal Ilıcak, 'Tayyip Erdoğan ve Tansu Çiller, Mehmet Ali'nin düğününde şahit olsun' diye vasiyet etti mi?"

Özellikle soruda Tayyip Erdoğan'ın ismi ön planda. Sanki sual, ikisi birlikte şahit olsunlar şeklinde bir vasiyet varmış gibi tanzim edilmiş.

Oysa, rahmetli Kemal, Tayyip Bey'i tanımazdı bile. Bu yüzden düşünmeden "Hayır" dedim. Meğer tuzak soruymuş. Amaç benimle, Tansu Hanım arasında "vasiyet tartışması, "vasiyet krizi" yaratmakmış.

Önemli değil ama, açıklama yapmasam, bakarsınız, konu, Barlas'ın maymunu Kuki gibi bir anda manşetlere taşınır.

Bizim suçumuz(!) Faziletli olmak... Hakkı, hukuku savunmak. Basıncıların devletten ihale almasına, memurların yargısız infazına, İmam Hatiplilere yapılan baskılara, başörtü zulmüne karşı çıkmak.

İmaj aşınması yaratma hevesindeler... Ama başaramıyorlar. Bunu, sokağa çıkıp, halkın arasında dolaşırken çok daha iyi anlıyorum.

Biz, milletin âli menfaatini koruyoruz; çünkü, milletin örgütlenmiş biçimi olarak tarif edilen devletin, milletin hizmetinde olması gerektiğinin bilinci içindeyiz.


18 AĞUSTOS 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Nazlı ILICAK

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...