![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Operasyonel siyaset açısından: Ramazanlıklar"Herşeyin bir zamanı ve zemini vardır" denir; doğrudur da... Nitekim din üzerinden yürütülen operasyonel siyasetin de hemen hemen hiç değişmeyen bir zamanı ve zemini vardır: Ramazan ayları. Hasan Mezarcı vak'asını ekranlardan izlediğim akşam, "İşte" dedim kendi kendime, "demek ki 2000 Ramazanı'nın payına da Hasan Mezarcı'nin mesihliği hikâyesi düşecek..."; ve hemen bu Ramazan ayının arefesinde (26 Kasım akşamı) oturup bir yazı kaleme aldım: "Bir Komplo Teorisi: Ramazan Operasyonları" (Gerçek Hayat, 1 Aralık 2000 Cuma). Mezkûr yazıda, Ramazanların "din üzerinden yürütülen operasyonel siyasetin vazgeçilmez zamansal zemini" olduğundan bahisle 1924, 1926, 1932, 1950, 1997, 1998, 1999 Ramazanlarından örnekler verdim; sonra da "Türkçe İbadet I" adlı eserimde 1926 Ramazanı'nı, "Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi" adlı eserimde ise 1932 Ramazanı'nı tüm ayrıntılarıyla ele alıp gün-be-gün incelemiş olduğumdan, arzu edenlere Cumhuriyet tarihinde Ramazan aylarının nasıl olup da birer "zamansal zemin" olarak kullanıldığını görmek için bu eserlerime bakmalarını önerdim. Kitap okuma zahmetine katlanamayacakları düşünerek, 28 Şubat sürecinde bu imkândan nasıl yararlanılmış olduğunu da hatırlattım: Ali Kalkancı-Fadime-Müslim Gündüz hikâyesi, Türkçe İbadet, Alevilik, Türk Müslümanlığı ve geçen yılki Mehmed Akif'in Arapçılığı tartışmaları... Mezarcı'nın mesihliğiyle ilgili iddiam özetle şuydu: - "İddia ediyorum ki Hasan Mezarcı vak'asının aniden ekranlara taşınması, zamanlama itibariyle bir tesadüfün eseri değildir! Bilâkis düşünülüp taşınılmış bir operasyondur ve siyasî merkez'in içerisinde çatışan taraflardan birinin (!) Ramazan ayını dikkate alarak yaptığı (yani bugüne kadar bilinçli olarak geciktirdiği) bir hamledir." Daha bir hafta bile dolmadan ekranlara yansıyan tartışmalar da gösterdi ki bu cüretkâr tahminimde yanılmamışım. İzninizle, bu yazıda yer alan bir diğer tahminimi daha aktarayım: - "Müslüman halk, hadi biraz daha ileri gideyim İslâmcılar, muhtemelen bu hamlenin doğrudan hedefi değil ve fakat seyircisi olacaklar ve saf saf "zaten delinin tekiydi" deyip bu meş'um vak'adan teberrî etmenin yollarını arayacaklardır. Şimdi hep birlikte Ramazan ayının nasıl geçeceğini izleyelim: bakalım neler olacak? Ben şimdiden olacakları söyleyeyim: ya paranoyam (!) bir kez daha doğrulanacak ve ben haklı çıkacağım ya da hiçbir şey olmayacak ve bu sefer siz haklı çıkacaksınız. Dua edin de ben haksız çıkayım!" Yaklaşık 10 gündür ekranları işgal eden tartışmalardan anlaşılacağı üzere ne yazık ki paronayam (!) doğrulanmış oldu ve "Mesihlik iddiası" önceden hesaplandığı gibi kolaylıkla 2000 Ramazanı'nın eğlenceliği haline dönüştü. Yazmıştım, ama bir kez daha yinelemekte yarar görüyorum: Ramazan operasyonlarının en belirgin vasfı, kampanya'nın sadece "Ramazanlık" olup Bayram'dan sonra aniden kesilivermesidir; en azından, Cumhuriyet tarihi boyunca tatbik mevkiine konulan bütün Ramazan operasyonlarının en dikkat çekici yönlerinden biri bu oldu! Kanaatim odur ki Mesihlik meselesi de Bayram'a kadar sürecek ve şu anki yoğun tartışmalardan eser kalmayacaktır. 28 Şubat sürecinin iş âlemindeki temsilcilerinin tasfiye edildiğini, medya patronlarının da bu tasfiye harekâtından nasiplerini aldıklarını görüyor olmalısınız. Birbiri ardınca ortalığa saçılan andıçların sonuçları ise ortada... MİT'teki tayin krizi, ben bu satırları kaleme aldığım sırada henüz çözülmemişti; ne ki tasfiye harekâtının ciddiyetini anlamak için bu kadarı da yeterli. İş âlemi, medya ve bürokrasi çalkalanıp duracak da Ramazan ayında 28 Şubat stratejisinin dinî işlerle görevli aktörleri bu tasfiye sürecinden nasiplerini almayacaklar mı? Alacaklar elbet! Meselâ, ekranlarda doğduğuna pişman edilen ilahiyatçının akibeti düşünülmeli. (Sakın "ekranlarda" sözcüğünün yanında bir virgül işareti bulunduğu gibi lüzûmsuz bir vehme kapılmayınız, zira kendisi ekranlarda varedilmişti, yine ekranlarda yokediliyor.) Bu işler hep böyle olmuştur; çünkü siyasetin tahtıravallisi yükselip alçaldıkça üzerindekiler de yükselip alçalırlar. Şimdi alçalanları görüyoruz; çok geçmeden -tekrar alçalmak kaydıyla- yükselecekleri de göreceğiz! Unutmayınız ki yönetmenler, Ramazan dekorundan, sadece oyuncuların vizyonunu parlatacakları zaman değil, karartacakları zaman da yararlanırlar.
dcundioglu@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|