YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Bilişim'den

  Arşivden Arama

 

 

Onurlu bir ilk örnek

Çetin Altan'ın "Batılı toplumlarda şövalyelik, Doğu'da ise pusu kültürü egemendir" diye yazdığını hatırlıyorum. Tarihî bir perspektiften ele alındığında tartışılabilir bir yargı bu; ancak günümüz gerçeklerine fazla ters düşmediği de belli. Türkiye 28 Şubat'tan beri kendi halkına pusu kuran bir anlayışın egemenliği altında; ne yazık ki, aramızdan şövalyece çıkış yapan pek nâdir insan çıktı bugüne kadar...

Prof. Hayrettin Karaman'ın Ramazan sonrasında ilâhiyat fakültelerinde de başlatılacağı resmen ilân edilmiş 'başörtüsü yasağı' uygulamasını protesto amaçlı istifası, "Pusu-şövalyelik" denkleminin yeniden gözden geçirilmesine yarayacak bir çıkış: Evet, 'pusu' da var bizim toplumsal gerçeklerimiz arasında, ama 'şövalyece' davranışlar sergileyen yürekli bilimadamlarımız da çıkıyor işte...

Bu yürekli çıkışın, başörtüsü konusundan duyduğu bıkkınlık, ya da "Başörtüsü = siyasal simge" önyargısı sebebiyle yasakçı uygulamaların ne kadar dal budak saldığını artık izlemeyenlerde şaşkınlığa sebep olacağına kuşku yok. Yasağın ilâhiyat fakültelerinde dinî eğitim alan gençkızları da kapsayacak biçimde yaygınlaştırılması bir çok kişi için 'sürpriz bir haber' çünkü. O halde bir sürpriz haber daha verelim: YÖK, sadece yasağı ilâhiyatlara da uzatmakla kalmıyor, uygulamaya yanaşmayanların yerine, 'yasakçı' zihniyetli dekanlar getiriyor; o bildik yöntemlere başvurarak...

Oysa, özellikle 28 Şubat'ın bir 'psikolojik savaş' olduğu gerçeği belgelendiğinden beri, yasağın altında yatan temel kabul sakatlanmış bulunuyor. Bazı tv kanallarının İslâm ve inançlı insanlar söz konusu olduğunda hâlâ verme yüzsüzlüğünü sürdürdüğü bir çok görüntü, gerçekleri değil, âdeta stüdyo çekimlerini yansıtıyor. Kitlelere, "Türkiye'de irtica tehlikesi var" dedirtebilmek için el altında bulundurulan tipler ortalığa salındı o dönemde, onlar üzerinden samimi inanç sahipleriyle hesaplaşıldı. Toplumda başörtüsü yasağıyla ilgili duyarlılığı törpüleyen 'Kalkancı-Fadime' türü soytarılıklar üzerinde, şimdiki bilgilerinizle, bir kez daha düşünün...

Psikolojik savaş ortamının doğurduğu felâketleri bugün toplum olarak yaşıyoruz. Türkiye'yi yeniden 70 sente muhtaç edeceğe benzeyen ekonomik krizi demokrasinin alanını daraltan dayatmacı uygulamalara borçluyuz. Gayretli insanların yurdun hizmetten mahrum köşelerine kadar yaydıkları atılımları 'kara liste'ye sokanlar ülkedeki girişim ruhunu öldürdüler. Sürecin belirtileri bir çok 'millî dâvâ'da da kendini hissettiriyor: Millet devletin arkasından çekiliyor... Devlet-millet kaynaşmasıyla sorunlarını çözmeye alışmış siyaset kültürü, bu defa çözüm üretemeyince, siyasiler, 28 Şubat'ın kapılarına dayadığı faturadan şaşkına düştüler: Başbakan Batı'ya meydan okuyor, yanında kimse yok; ekonomik sıkıntıya tahammül talep edecek, halkın dinlemeye hazır olmadığını fark ediyor...

Bugün yaşanan ve giderek derinleşen sosyal, siyasi ve ekonomik krizlerin altında, '28 Şubatçı kabuller' ile kendi halkına psikolojik savaş uygulama zorbalığı yatıyor. İlahiyat fakültelerine kadar uzanan yasakçı zihniyetin kendisi de zorbalığı yüzünden koyulaşan ekonomik krizin altında ezilecek; eli mahkum... En sıkı taraftarları bile demokrasinin en mükemmel sistem olduğunu iddia etmiyor; ancak demokrasiden mahrum ülkelerdeki baskı, dayatma ve zorbalığın fukaralığı dâvet ettiğinde herkes müttefik... Üç yıllık 28 Şubat döneminin kötü etkilerine mâruz Türkiye, bu gerçeği, kendi özellinde yaşıyor...

Prof. Hayrettin Karaman'ın hayatını vakfettiği dinî ilimler alanından en verimli döneminde istifa ederek çekilmesi, geçmişte bizdekine benzer süreçlerden geçmiş toplumlarda sıkça rastlanan protesto hakkının en aşırı (ve tabii en onurlu) örneğidir. Dünyada her şey bir ilk adımla başlar, bizdeki temel sorun, ilk adımı atacak yiğitler çıkmaması... Gerektiği zaman konuşmak yerine, pususunu kurup zamanını beklemek peşinde herkes... Oysa, sonucu getiren, bizim kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olan, fedakârlık ve müstağniliğin bir tezâhürü sayabileceğimiz, kahramanca (yoksa, "Şövalyece" mi demeliydim?) davranışlardır...

İlahiyat fakültelerine sıçratılmak istenen anlamsız yasağın başı zaten dertli ülkenin başına açacağı ek gâileleri hatırlatan bir eylem Prof. Karaman'ınki... Umudum, bu çıkışın -çeşitli bahanelerle- yalnızlığa mahkum edilmemesi, protesto ahlâkını yaygınlaştıran başka örneklerle desteklenmesi ve ortak haykırışın gerçekleri işitmemeye ayarlı kulakların sağır duvarlarını yırtabilmesidir.

Bir ilk örnek, ama ne kadar onurlu bir örnek, bir bilseniz!


5 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Fehmi Koru

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...