YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Bilişim'den

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

"Meslek sırrı" tanımayan bir temizlik...

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu'nun "Savunmaya Yönelik Meslek Sırrı İhlali" hakkında üç basın bülteni var önümde. İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman'ın "ölüm orucuna" çare bulmak için düzenlediği toplantıda da bu konu üzerinde haklı olarak bir kez daha duruldu. Sayman, Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanları'nın birlikte imzaladıkları "Cezaevleri Protokolü" çerçevesinde avukatların "Yargıç-Savcı-Avukat" üçlüsü içinde nasıl "şüpheli şahıs" haline getirildiğini hatırlattıktan sonra, "Meslek Sırrı İhlali" boyutlarının son "batık bankalar" operasyonunda ne dereceye ulaştığını da pek güzel açıkladı. İstanbul Barosu'nun avukatlara yönelik hukuk tanımaz müdahalelere karşı dile getirdiği bu ısrarlı protestoların değerini bilmeliyiz. Eğer "Birkaç İyi Adam"ın rehberliğiyle aydınlığa çıkabileceğimizi sanacak kadar saf değilsek, "savunma hakkı"nı ısrarla savunmaya çalışan bu açıklamalara mutlaka kulak vermeliyiz.

Son "batık bankalar" operasyonu ve onu takiben birtakım yolsuzluk dosyalarının kapağının kaldırılması -medyanın da büyük katkısıyla- muhakkak ki ülkede yaşayanların büyük çoğunluğunun içine su serpiyor. Fakat bu memnuniyet o derece yüksek ki, bu operasyonların yürütülmesi sırasında ortaya çıkan ve dikkatimizi mutlaka çekmesi gereken sahneler ve uygulamalara aldıran çok az insan var. Gazete ve televizyon ekranlarında önümüze gelen "tatsız" görüntüler büyük bölümümüzü belki daha da memnun ediyor. İş daha gözaltı sürecindeyken medyanın önümüze koyduğu "yolsuzluk" dosyaları bizi o kadar hırslandırıyor ki, polis sorgusundan elleri arkada kelepçelenmiş ve perişan hale gelmiş olarak çıkan ne kadar çok "suçlu" görürsek o kadar çok seviniyoruz. Mesela bu günlerin "flaş" ismi Nevzat Ak...

"Kayınço" ile ormanı yağmaladığı ileri sürülen ve yakın bir döneme kadar Süleyman Demirel'in yanından ayrılmayan bu "emlak kralı"nı şu kış günü üzerinde bir gömlek ve elleri arkadan kelepçelenmiş olarak görmek belki de bizi fazlasıyla memnun ediyor. Belki de hiçbirimiz -hakkındaki iddialar ne derece ciddi olursa olsun- polisin gözaltında sorgusu süren birisine niçin bu muameleyi yaptığını kendimize sormuyoruz. Madem ki "kötü"dür, "adama ne yapılsa yeridir" der gibi... Kirlilik o kadar canımızı sıkıyor ki, "Temizlik Harekâtı"nın hukuk mukuk dinlemeden kaba saba davranmasına aldırmıyoruz...

İstanbul Barosu'nun basın bülteninde avukatların cezaevi kapısından eski dosyaları gerekçe göstererek nasıl kolaylıkla gözaltına alındığı, avukatlar hakkında -medyanın da destek vermesiyle- aslı olmayan açıklamaların nasıl sıkça yapıldığı örneklerle anlatılıyor. Mesela avukat Elif Cemre'nin cezaevi kapısında "Devletin şahsiyetine karşı cürüm işlemek" suçundan arandığı için gözaltına alınması, İçişleri Bakanlığı'nın İstanbul Barosu Başkanlığı'ndan bu avukatın "meslekten men edilmesi"ni istemesi ve birkaç gün sonra kendisinin "yanlışlıkla" gözaltına alındığının açıklanması...

Yücel Sayman'ın avukatlık "meslek sırrı"nın son batık bankalarla ilgili işlemler sürecinde nasıl yokedildiğini açıklaması ayrıca önemli. Herkesin "Temiz Toplum" kampanyası çerçevesinde birçok şeyi unuttuğu bir dönemde, İstanbul Barosu'nun Egebank olayında bankaya danışmanlık hizmeti veren bir avukatın "meslek sırrı"nın hiçe sayılmasını protesto etmesi çok önemli değil mi? Söz konusu avukatın bürosu, Bankalar Yeminli Başmurakıp ve Yeminli Murakıpları'nın müvekkiliyle ilgili bir dosyayı kendilerine teslim edilmesi yönündeki isteğini geri çevirdiği için, mahkeme kararıyla açılıp belgeler zaptolunmuştur. İstanbul Barosu'nun basın bülteninde başsavcılık yazısı ve mahkeme kararında dikkat çeken husus şöyle belirtiliyor: "Başsavcılık yazısında ve mahkeme kararında dikkati çeken husus, arama yapılacak yerin 'avukat bürosu', zaptedilmesi istenen belgelerin verildiği ileri sürülen kişinin 'avukat' olduğunun belirtilmemesidir. Aynı mantıkla belgelerin kişiye (avukata değil) yedi emin sıfatı ile (avukat sıfatı ve bu görevi nedeniyle değil) verdiği ifade edilmiştir." Baro, bu uygulama karşısında haklı olarak "Meslek sırrı demokrasinin ve yargının olmazsa olmaz kuralıdır, bireyin temel hakkıdır. Meslek sırrı hukuk devletinin gereğidir, avukatın kendisi bile bu kuralın uygulanmasına sınır getiremez" diyor.

"Olsun, madem ki toplum temizleniyor, 'meslek sırrı' da olmayıversin!" diyebilir miyiz? Diyenler herşeyden önce avukatları ya da hekimleriyle paylaştıkları kendi "sırlarını" düşünsün...


5 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Kürşad Bumin

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...