![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
TatsızlıkHükümet habire tekrarlıyor. İşte Balina'yı tuttuk, Kasırga'yı estirdik, enflasyonu düşürdük, geri dönse bile affı çıkardık vesaire. Böylece hayli başarılı olduğunu belirtmek istiyor ama millet tınmıyor. Tınmamak bir yana yediden yetmişe ayaklanmış durumda. Memurlar ayakta, işçiler ayakta, doktorlar ayakta, öğretmenler ayakta, ölüm oruçları, gösteriler, öğrenciler, caddeler ve meydanlar birer miting alanı oldu. En son polisler de yürüdü... Hemen her kesim "Hükümet istifa" diye bağırıyor, lakin bu defa hükümet tınmıyor. Hasili bir tatsızlıktır gidiyor. Tıpkı yarısına geldiğimiz futbol sezonu gibi. Zirvedeki takımlar birkaç puan eksiği ile hedefledikleri yere varmış olduklarını söylüyorlar. Bunu daha ziyade hocalar dile getiriyor. Eh, tabelaya bakıldığı zaman zirveye tırmanan takımların pek de birbirinden farkı yok. Anlı şanlı Galatasaray bile öyle açık bir fark atamamış. Başaltında bulunanlar da öyle. Birbirlerini fazla sollayamamışlar. Yalnız burada Gaziantep için bir parantez açılmalı. Erdoğan Arıca meselesinde suhuletle işi bitirme yoluna gidilmedi. Bu da herşeyi allak-bullak etti. Evet, manzara böyle. Taraftar bazı takımlar için "Yönetim istifa" sloganları atmaya başladı bile. Meselâ Beşiktaş'ta. Oysa önlerinde kolay bir fikstür vardı. Scala bir kenara yazmamız için şu vecizeyi söyledi: Şampiyonluk bu durumda Mart ve Nisan aylarında alınacak puanlarla belli olur." Fener dahi zirveden inmemiş lakin oynanan futboldan kimse hoşnut değil. Denizli ikide bir tabelaya dikkat çekerek ortada büyütecek bir şey olmadığını söylüyor. Doğrudur, lakin mesele puan değil, sıralamadaki mevki değil, mesele oynanan oyun. Samsun'u şaibeli denilen iki penaltı ile değil de aslanlar gibi oynayarak yenebilmek. İşte o zaman kimse ne takıma, ne hocaya "kaşının üstünde gözün var" diyemez. Beşiktaş yirmiiki pozisyonda bir gol üretemiyorsa taraftar bağırmasın ne yapsın. Serdar Bilgili işi getirip psikolojiye bağladı. Bir mesele psikolojiye bağlanıyorsa çok su götürür; derinleşir ki, içinden çıkılmaz bir kördüğüm olur. Galatasaray ve Trabzon'dan da derbi dolayısıyla söz açmak gerek. Ama ben bunun yerine sadece Hasan Şaş'tan bahsetmeyi daha yakışıklı buluyorum. Hasan Şaş, ilk dönemin ve Galatasaray'ın en parlak ismi oldu. Jardel'in golleri var sadece. Hasan Şaş'ın doksan dakikaya sığmayan bir azmi, hırsı, performansı, tekniği, sürati, golleri var. Trabzon maçında çok gol kaçırdı, doğru, ama yine güzel oynadı, yine sahada basmadık yer bırakmadı. Sezonun ikinci yarısında umarız ülkedeki tatsız tablo gibi, ligin görüntüsündeki bezginlik ve kötü futbol da sona erer.
mkutlu@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|