![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Filistin'de Noel'in farkıBayram öncesi Ramazan Bayramı'yla ilgili değil Noel'le ilgili bir şeyler yazarak bayrama ilişkin unutulmuş bir boyutu buraya taşımayı umuyorum. Geçen yıl Hz. İsa'nın doğduğu yer olarak bilinen Betlehem'deki Beşik Kilisesi'nde Noel ayinini izlerken ne kadar farklı bir hava vardı. Bir ucunda Hz. Ömer Camii'nin, diğer ucunda Beşik Kilisesi'nin bulunduğu alan Hıristiyanlara özgü Noel'i hatırlatan yazı ve süslemelerle doluydu. Filistin bayrakları her tarafa asılmış, Filistinli Hıristiyan Araplar kadar, özellikle Avrupa'dan gelen yüzlerce Hıristiyan da yüzyılın son ayinine katılmak için buraya gelmiş, kilisenin içini ve meydanı doldurmuşlardı. Dışardan bakanlar için son derece iyimser bir manzara vardı. Meydana hakim binalardan birinin üst balkonundan şehre baktığımda, gece Ramazan için ışıklandırılmış cami minareleriyle evlerin damlarında aydınlatılmış haçların yan yana yükselen ışıltıları göze çarpıyordu... Filistinli Hıristiyan Arapların yoğun olarak yaşadıkları şehirlerden biri burasıydı. Filistin'in yüzde 20'si Arap Hıristiyanlardan oluşuyor. Meydana bakan binaların damları dünyanın önde gelen yayın kanallarının kameraları tarafından işgal edilmişti adeta. Betlehem'deki Noel ayinine gösterilen ilgi sadece yüzyılın son ayini olmasından kaynaklanmıyordu. Filistin yönetimi, işlediği var sayılan barış süreci boyunca en önemli diplomatik performanslarından birini gösteriyordu. Gece yarısı başlayan ayine İtalya ve İspanya'nın başbakanlarının yanısıra bazı Avrupa ülkelerinin dış işleri bakanları da Arafat'la birlikte ayine katılmıştı. Ertesi gün Kudüs'te, Hz. İsa'nın çarmıha gerildiği ve gömülü olduğu yer kabul edilen ve Hıristiyanlığın en kutsal mekanı olan Kıyamet Kilisesi'ni gezerken, hacı olmak için gelen iki başbakanla burun buruna gelmiştim. Bu yılki Noel ayini ise oldukça sönük geçmiş. Ayine Arafat'tan başka yabancı katılım yoktu ve katılanların hemen hepsi Filistinli Hıristiyan Araplardan oluşuyordu. Oysa geçen yıl gerçekten tam bir coşku yaşanıyordu. Dünyanın dört bir tarafından gelen Hıristiyan müzik grupları meydanda ayin öncesi konser vermiş, bir tür Hıristiyan dayanışması göstermişlerdi. Törenler boyunca benim en çok ilgimi çeken nokta gerek yerli Hıristiyanlar, gerekse yabancı Hıristiyan grup ve katılımcılarla Filistin yönetiminin ilişkisi oldu. Filistin yönetimi ile Hıristiyanlar arasında Yahudilerle olmayacak kadar yakın ilişki, bir tür frekans uyuşması vardı. Bu uyum sadece resmi düzeyle sınırlı bir görüntü değildi. Müslüman Filistinlilerle Hıristiyan Filistinliler arasında aynı ırk ve tarihten geliyor olmanın getirdiği ortak paydadan öteye İsrail yönetimine karşı bir dayanışma havasını yansıyordu... Örneğin kaldığım otelin sahibi Hıristiyan Araptı. Eski bir Filistin konağı olan binada fesli sakallı bir Osmanlı Hıristiyan tipi olarak dedelerinin resmi asılıydı. Otelin lobisine koydukları broşür ve tanıtım malzemeleri tümüyle Filistin tarafının tavrını sergiliyordu. Geçtiğimiz Pazar günü yapılan ayinde Katolik Patrik Michel Sabbah yaptığı konuşmada intifadayı savunan, öldürülen, evleri yıkılan Filistinlilere bir Hıristiyan olarak sahip çıkan konuşma yapmış. Bu manzara bile Filistin'de neyin yerli ve doğal unsur olduğunu neyin yapay olduğunu göstermeye yetiyor. Zaten ayin de ölenlerin anısına bir yas havasında yapılmış, Betlehem Noel şenlikleri iptal edilmişti. Öte yandan barış süreci denilen süreç resmi olarak devam ettiği geçen yılın Noel törenlerine resmi düzeyde katılım, ardından Papa'nın tarihi ziyareti İsrail'in diplomatik düzeyde meşruiyetini teolojik düzeye taşımayı başardığının da göstergesiydi. İsrail çok az toprak karşılığında diplomatik meşruiyet elde etmişti. Nitekim İsrail Başbakanı Barak'ın önceki gün yaptığı bir açıklama barış sürecinin İsrail için ne anlama geldiğini açıklaması bakımından önemli ipuçları veriyor: Eğer barışı gerçekleştiremezsek İsrail dünyada tekrar izole olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Betlehem'de gerçekleşen bu yılki noel'in ayinden çok Filistin cenaze törenini andıran havası bile bu izole edilmişliği, Batılı Hıristiyan dünyasının ilgisizliği İsrail için de bir alarm niteliğinde olmalı. Özellikle Fransa başta olmak üzere Avrupa Birliği'nin Kudüs ve Hıristiyanlığın kutsal mekanları üzerinde İsrail egemenliğindense Filistinlileri tercih ettiklerini gösteren yeni diplomatik girişimlerini bu çerçevede anlamlandırmak mümkündür. Avrupa Birliği'ne girme sürecinde tüm politikalarını Avrupa Birliği'ne uyarlamak isteyen Türkiye'nin Ortadoğu ve İsrail politikasını yeniden gözden geçirmesi gerekiyor. Öte yandan, Filistinli Hıristiyan ve Müslümanların birbirlerinin dinlerine saygı göstererek bir arada yaşayabilmeleri bizim için ne kadar uzak görünüyor bugün için. Yüzlerce yıl birbirinin inancına karışmadan, saygı göstererek yaşamayı başarmış bir toplum için hafıza kaybının ne kadar vahim boyutlara ulaştığını gösteriyor. Noel'i Müsülmanlara dayatarak, bir tür yozlaşma işlevi gören taklitçilikliği yaygınlaştırarak barış sağlanmıyor. Hıristiyanlığı/inancı gereği Noel ayini yapanların bu ülkede Müslümanlardan kaynaklanan hiçbir zaman, baş ağrıları olmamıştır.
aemre@kaynet.net.tr
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|