YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Bilişim'den

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Bir mütenebbi'nin Kur'an çevirisi: "Mesaj" (III)

Mesaj'ın içerdiği gayr-ı ciddî yorumlar ile bu yorumlara mesned teşkil eden gelişigüzel çeviriler, dayandıkları 19'cu söylem'in seviyesizliğiyle mütenasip olduğundan, The Final Testament ile Türkçe kopyasını karşılaştırmak gerekiyordu. Ben de üşenmeyip karşılaştırdım. Her iki mütercim de laubalilik husûsunda birbirinden aşağı kalmadığı için, Mesaj'ın sahibini eleştirmek ile The Final Testament'in sahibini eleştirmek aynı kapıya çıkıyor; aradaki tek fark birinin İngilizcesinin diğerinin Türkçesi kadar kötü olmaması. Binaenaleyh Mesaj'ın -bazı kişisel işgüzarlıklar dışta tutulursa- Kur'an'ın orijinalinin çevirisi değil, The Final Testament'in Türkçe kopyası olduğunu katiyetle söyleyebiliriz. O halde, Mesaj'ın dil ve üslûb açısından 'okunabilirlik', anlam ve yorum açısından ise 'güvenilirlik' değeri taşımadığını farkedecek düzeydeki okurların, her halukârda yarı-sâdık bir müridle muhatab olduklarını unutmamaları gerekir.

İmdi, aralarında karbon kağıdı bulunan iki çevirinin seviye ve üslûbuna delâlet eden bazı örnekleri sırasıyla inceleyelim:

- Seni bir sapık olarak bulup doğruya iletmedik mi? (93: 7; astray)

Cenab-ı Hakk'ın Peygamber Efendimize (s.a) hitabını bu şekle büründürmenin, esasen dil bilmezlikle bir alâkası yoktur; gerçek neden bilgisizlik değil, edebsizliktir.

- Rabbi, bir zamanlar İbrahim'i birtakım kelimelerle sınamış; o da onlara eklemişti. (2: 124. yani: "İbrahim yanlış eklemede bulunmuştu.")

Ayetin aslında geçen etemme (tamamlamak) fiilini, eklemek diye Türkçeleştirmek, eklemede bulunmanın ta kendisidir ve hem tahrif, hem iftiradır! Kendi peygamberi bile bu kadarını yapmamış: he fulfilled them)

- Şok. Hem de ne şok! Şoke edenin niteliği sana bildirildi mi? (101: 1-3; The Shocker. What a shocker! Do you have any idea what the Shocker is?)

Deterjan reklamlarına yaraşır ifadeler, hiç utanmadan/sıkılmadan Kur'an'a reva görülmüş... (Mesaj, böylesi televoleci hafifliklerle dolu.)

- Kuşkusuz gece kalkıp meditasyonda bulunmak çok daha etkili... (73: 6; the meditation at night)

Ne dersiniz, tam da "Allah'a hamdolsun iyi ki Amerika'da yaşıyorum" diyen dekadanlara göre değil mi?

- Kanyon halkına yazıklar olsun! (85: 4; the people of the canyon)

Anlamı için Teksas-Tommiks kitaplarına müracaat ediniz!

- Bir de ileri geçen öncü elitler vardır. (56: 10; the elite of the elite)

Söze gerek var mı?

- Kimin de tartıları ağır gelirse, onun da anası uçurumdur. (101: 8-9)

Yani: "Nasıl çevireceğimi ben de bilemedim; nasıl anlarsanız anlayın!" (İngilizcesi hiç değilse anlamlı: his destiny is lowly)

- Allah bir atom ağırlığınca bile haksızlık yapmaz (4: 40); Kim bir atom ağırlığı iyilikte [veya kötülükte] bulunursa onu görür. (99: 7-8; atom's weight)

Bir kelime oyunu da benden: mesaj değil, masaj!

- Onlar Allah'ın lütfunu tekelleştiremezler. (57: 29; they have not monopolized)

Türkçesi: "not only Quran, but only Rashad!"

- Onlar hem cinlerdendir, hem halktandır. (114: 6; be they of jinns, or the people)

Çeviri şu sırayı izlemiş olmalı: Komut 1: Metindeki bütün "en-nâs" sözcüklerini bul, "people" ile değiştir; Komut 2: Metindeki bütün "people" sözcüklerini bul, "halk" ile değiştir! (Biri kendisine 'people'ın, sadece 'halk' anlamına gelmediğini söylemeli.)

- Onu yalanlayıp deveyi boğazladılar. (91. 14; slaughtered her)

Acaba nasıl etsek de mütercime develerin boğazlanamayacağını anlatsak! Yoksa Reşad Halife de mütercime hakkını helâl etmeyecek!

- O, alev sahibi bir ateşe girecektir. (111: 3; the blazing Hell)

Siz hiç Türkçe'de "alev sahibi bir ateş" dendiğini duydunuz mu?

- Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlardı. (105: 4; hard stones)

Peki "çamurdan sertleşmiş taşlar" dendiğini?

- Kim Rabbinin mesajından yüz çevirirse onu zorlu ve yokuşlu bir cezaya süreriz. (72: 17; He well direct him)

Hiç "zorlu ve yokuşlu bir ceza" denir mi? Peki "süreriz" de nereden çıkmış? (Abdulmuttalib'i Ebu Muttalib'e dönüştürmesi hadi önemli değil; bari burada yesluku fiilini nesluku'ya, he'yi de we'ye dönüştürmeseydi.)

- Allah'ı nasıl inkâr edersiniz? (2: 28. how can you disbelieve in God)

Mütercim'e, "Hani siz, müşrikler Allah'ı inkâr etmiyorlardı diyordunuz? Bu bir çelişki değil mi?" diye sorsak, acaba bize şöyle mi cevap verir: "Ne bileyim, o kadar hızlı kopyaladım ki ne yazdığımı ben de bilmiyorum! İsterseniz çöpe atabilirsiniz."

Biz de zaten örnekleri oradan topluyoruz. Bu sırada kalemimiz kirlendiyse tek nedeni bu!

Örneklere devam edeceğiz.


26 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Dücane Cündioğlu

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...