YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Bilişim'den

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Bir adım sonrasını görebilme lüksü

Uzun bayram tatili biraz rahat, sükunet arayanlar için gerçekten iyi bir fırsat olacağa benziyor. Özellikle, "Türkiye'de neler olduğunu ve bunların neden olduğunu" düşünmekten çıldırmak üzere olanlar için son derece gerekli bir tatil. Tabii, aklını bayramdan sonra hangi sürprizle hayata döneceğimiz konusuna takanlar hariç. Çünkü, bu bayram nasıl bazıları için bir dinlenme imkanı olduğu kadar, başka "bazılar"ı için de planlama, programlama ve 10 günde sıfırlanan sakinleşen gündemi hareketlendirme imkanıdır.

Daha önce örnekleri çok yaşandı... Bayrama girilirken kurulan hükümetler bayram sonrası tarih olabiliyor. Ya da kontrol altına alındığı zannedilen ekonomik krizler bayram sonrası bütün dehşetiyle arz-ı endam edebiliyor.

Ülkenin, düşük profilli bir demokrasi ve sınırlı bir hukuk düzeni üzerine bina edilmiş olması, her türlü politik, ekonomik ve hukuki aracın istikrara yönelik bir tehdit haline gelebilmesine yol açıyor. Türkiye'de bir adım sonrasını görebilmenin ne kadar önemli bir ayrıcalık ve ne kadar pahalı bir lüks olduğunun farkında mısınız? Bu talebin önünde her zaman, istisnasız bir ya da birkaç bilinmez tarafından set kurulmuş oluyor. Böyle olduğu için de sırası geldiğinde kolaylıkla düğmeye basılabiliyor.

Bugün de öyledir... Bütün siyasi projeksiyonların önünde Fazilet Partisi davasının ne zaman sonuçlanacağı, kapatılıp kapatılmayacağı, kapatılırsa ne kadar siyasi yasak geleceği engelleri vardır. Sadece bu kadar mı? Değil. Parti kapatılırsa yerine kaç parti kurulacağı, kapatılmazsa yeniden kongreye gidilip gidilmeyeceği, gidilirse kimin kazanacağı belirsizdir. Bu kadar mı? Değil. Kaybeden tarafın bu kez yeniden parti kurup kurmayacağı da belirsizdir ve bu bile, sadece FP'nin değil Türk siyasetinin önünde bir engeldir. Siyasetin önündeki engeller sadece FP ile sınırlı değildir. Başbakan'ın sağlığı ve buna bağlı olarak DSP'nin geleceği belirsizdir. DSP'nin geleceği belirsiz olunca, doğal olarak CHP'nin geleceği de aynı kadere mahkumdur.

Sadece partiler bazında değil merkezdeki siyasi akımlardan kaynaklanan soru işaretleri de siyasetin önünde set oluşturmaktadır. Artık yıllanmış, "merkez sağın birleştirilmesi projesi"nin akıbeti bile geleceği görmek isteyenlerin gözünün önünde sis perdesi oluşturmaya yetiyor.

Siyasette belirsiz olan, en az aynı şiddette ekonomide de belirsizdir. Ekonomi dünyası topyekün "önünü göremeyenler topluluğu" haline gelmiştir. Dün, Türkiye'nin önümüzdeki yılki özelleştirme hedefinin 6-7 milyar dolar civarında olduğu açıklandı. Bu hedefin tutturulup tutturulamamasının sadece özelleştirme rüyamızla ilgisi yok. Çünkü, özelleştirme hacmi ekonomideki bütün ana göstergeleri doğrudan ilgilendiriyor. Ama tutturulup tutturulamayacağı belli değil. Geçen yıl, önceki yıl daha önceki yıl tutturulamamıştı. Tıpkı, "istikrar programı" hedefleri gibi... 2001 yılında çok ağır şartlarda geçeceği anlaşılan istikrar programının aralık başında yaşadığımız finansal kriz gibi yeni bir yol kazasına kurban gidip gitmeyeceğinin de bir garantisi yok. Başarıyla uygulansa bile, makro hedeflere ulaşılma garantisi olmayan bir programın başına gelmesi muhtemel kazalar ekonomiden biraz anlayan herkesin huzurunu kaçmaya yetiyor. Belli ki, bu yıl işadamları banka kredisi kullanmayacak, stok alım-satım yapmayacak, yatırım riskine girmeyecek, finansal enstrümanlarla mümkün olduğunca az ilgilenecek vs... Çünkü, belirsizliği zararsız atlatmak için en kestirme yol içe kapanmaktır.

Siyaseti ve ekonomiyi teslim alan belirsizlik, Türkiye'nin dış ilişkilerinde de egemendir. Kıbrıs ve Ege yetmezmiş gibi Ermeni soykırımı ve hatta cezaevleri baskını belalarını başına alan Türkiye'nin, AB'cilerle anti-AB'ciler arasındaki çatışmada ulaşacağı limanı kestirebilmek de çok zordur.

Belirsizlikler bunlarla da sınırlı değil ama bayram öncesi daha fazla eziyet yapmanın gereği yok.

İnşallah, biz huzurlu bir tatil ararken düğmeye basanlar parmaklarını bayram süresince orada unutmazlar!


26 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Mustafa Karaalioğlu

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...