YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Arafat'ın Kudüs yetkisi

Ortadoğuda "barış"ı tekrar başlatacak girişimin işaretleri belirmeye başladı. Kısa süre sonra görevi devredecek olan Clinton yeni bir barış planını taraflara iletti. Kısa bir süre içinde seçime gidecek olan ve istifa etmiş bir Başbakan (Barak)'a bu sefer imza atması için ısrar ediyor. Bu durumda, barış konusunda taraflara baskı yapan Amerika ile anlaşmaya imza atması istenen en önemli tarafın temsilcisinin imzalarının ne kadar geçerli olacağı tartışması ortaya çıkıyor. Her ne kadar temsil ettikleri devletler adına imza atılsa da bu derece önemli bir anlaşmanın temsil ve yetkileri tartışmalı olan taraflarca imzalanmış olması, anlaşmanın tutarlılığı konusunda baştan soru işareti koymaya yetiyor. Taraflar arasında hiç pürüz çıkmadan öneriye imza atsalar bile ileride olası bir anlaşmazlık konusunda arabulucu olacak, garantör olarak yeni ABD Başkanı'nın değil de görevini devretme arefesinde olan Clinton tarafından yapılması, anlaşmanın sahibinin/garantörünün kim olduğu konusunda kuşkulara yol açıyor. Bu arada daha önce varılan anlaşmaların şartlarını yerine getirmede sürekli isteksiz davranan, yükümlülüklerini ertelemeye çalışan İsrail'in bu sefer barışı isteyen taraf rolünü oynaması ilginç bir ayrıntı. İsrail tarafının istifa etmiş bir Başbakan'la Kudüs gibi tarihî bir konuda taviz vermeyi göze alması ne kadar mümkündür? Böyle bir anlaşmayı imzalasa bile geçerliliği ne kadar olabilir? Bu zamana kadar barış sürecinde nihai nokta olarak Kudüs'ün statüsü konuşulmaya yaklaştıkca ertelemeye çalışan, kaçınılmaz bir noktaya gelindiğinde Şaron gibi sembolik bir isme Haremi Şerif'e baskın ziyaret yaptırarak provoke eden İsrail'in yeniden barış tarafı gözükmesinin kuşku uyandıran yanları var. Oysa bu zamana kadar Kudüs'te taviz vermeden mümkün olduğunca barış sürecini uzatmayı denedi ve bu stratejisinde başarılı oldu. Kudüs üzerindeki de facto hakimiyeti devam ederken mümkün olan her tavizi almış görünüyor.

Arafat'ın yetkisi

Taraflar arasında en kalıcı gibi görünen Arafat'ın Kudüs ve Mescid-i Aksa konusunda son sözü söylemeye ne kadar yetkili olduğu sorusu gözden kaçırılıyor. Mescid-i Aksa ve Kudüs'ün statüsüne ilişkin bir çözümleme sözkonusu olduğunda bu, bir İsrail Filistin anlaşmazlığı, hatta İsrail-Arap anlaşmazlığı olmaktan çıkar. Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın statüsü konuşulacaksa bu tüm İslam Dünyası'nı yakından ilgilendirir ve İslam Dünyası bu konuda taraftır. Bu anlamda Kudüs ve Mescid-i Aksa konusunda Arafat'ın tek başına karar alma ve temsil hakkı yoktur. Arafat tek başına kutsal mekanlar konusunda İslam Dünyası adına karar alamaz ve bir anlaşma imzalayamaz. Varılacak herhangi bir anlaşmanın ciddiyetini, geçerliliğini ve meşruiyetini test etmenin ilk şartı imza atacak tarafların neyi ne kadar temsil yetkisine sahip olduklarına bakarak karar verebiliriz. Bu durum etik olarak da uluslararası hukuk açısından da böyledir.

ABD Başkanı'nın giderayak sunduğu plan, ana unsurlarına göz attığımızda göreceli olarak Filistin tarafını memnun edecek bazı unsurlar taşıyor gibi görünse de temelde her an dinamitlenmeye uygun ögeler içeriyor.

Kudüs'ün statüsü; kale içi Doğu Kudüs'te Yahudi mahallesi ile Ermeni mahallesinin büyük kısmı İsrail egemenliğine veriliyor. Geri kalan kısım Filistin denetimine bırakılıyor. Bu duruma İsrail'in "evet" demesi Filistinliler açısından kazanç gibi görünse de, Kudüs'ün bu şekilde bölünmesinin imkansızlığı şehri bilenler için ortada. Bir kere Hristiyan kutsal mekanları ile dolu olan Ermeni bölümünün İsrail egemenliğine verilmesine Hristiyan dünyası büyük ölçüde karşı çıkacaktır. Özellikle Batı Avrupa ve Katolik dünyası İsrail egemenliğindense yüzde 20 gibi Hristiyan unsur barındıran Araplar'ın egemenliğini tercih edecektir.

İkinci bir husus, bu bölge sadece Hristiyanlar'ın yaşadığı bir bölge olmayıp demografik olarak da kesin hatlarla ayrılmış bir bölünme mümkün değildir. Doğu Kudüs'ü bir bütün olarak değerlendirmek gerekir.

Mescidi Aksa'nın statüsü; Haremi Şerif'in yüzeyinde/yatay Müslümanlar'ın egemenliği tanınırken deriliğine/dikey olarak da İsrail egemenliği veriliyor. Yani İsrail mescidin ve büyük bir alanı kapsayan haremin altında her türlü söz sahibi olacak. De facto durumu yansıtıyor olsa da Müslümanlar'ı en fazla rahatsız eden uygulamalar İsrail'in yaptığı yer altı arkeolojik kazılarla mescidin temellerinin çökertilmesi tehlikesidir. Bu arada Ağlama Duvarı üzerinde İsrail'e tam egemenlik veriliyor.

Toprak dağılımında ise; İsrail 1967 yılında işgal ettiği toprakların yüzde 95'inden çekilecek. Bu arada Batı Şeria'yı baştan başa bölen ve Ürdün vadisine uzanan genişliği 20 mile kadar varan geçiş hakkı, Filistin'e verilen toprakları fiili olarak ikiye bölmek anlamına geliyor. Böylesi bir uygulama Filistin tarafı açısından yeni bir İsrail tehdidi demektir.

Mülteciler sorunu; İsrail, neden olduğu 4 milyon kadar Filistinli'nin İsrail sınırları içine dönmesine karşı çıkarak, 'İstiyorlarsa kurulacak Filistin devletine yerleşsinler' türünden bir öneri getiriyor. İsrail tarafı için temel korku mültecilerin geri dönmesi halinde demografik dengenin değişmesidir. Bu konu iki taraf arasında Kudüs konusu kadar önemli bir anlaşmazlık maddesidir. Bunun için ABD Filistinliler'e mülteciler konusunda verecekleri taviz karşılığında Kudüs'te avantajlı konum önermektedir. Oysa iki konu muhtevası bakımından birbirinden çok farklıdır. Mülteciler belki İsrail-Filistin sorunu olarak ele alınabilir, ancak Kudüs bu çerçeveye sığdırılamaz.


29 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Akif Emre

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...