YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Bir mütenebbi'nin ultra-modern çevirisi: "Mesaj" (IV)

Mesaj sahibinin sözcük'le terim, terim'le kavram, anlam'la yorum arasındaki ince ayrımın farkında olmaması, üstelik her fırsatta kişisel görüşlerini Kur'an'a söyletmeyi bir marifet bilmesi nedeniyle açıklamalarını uzun uzun alıntılamakta fayda görmüyoruz. Ancak bazen -Mesaj'ını kendisinden kopyaladığı- Reşad Halife'nin İngilizce çevirisinin etkisinde, bazen de işgüzarlığı meslek edinmesinden ötürü, ayetlerin anlamlarını açıkça tahrif etmiş, neredeyse çevirisini yarı-telif bir kitap haline getirmiştir.

Birkaç örnek vermek bile bu ağır gibi görünen yargıların haklılığını ortaya koymaya yetecektir diye düşünüyoruz.

- Bu uydurma bir hadis değil. (12: 111; that is not a fabricated Hadith)

Arapça'da hadîs'in sözcük anlamı "(herhangibir) söz"; terim anlamı ise, "Hz. Peygamber'den rivayet edilen söz" demektir ki Türkçe'de bu haliyle kullanıldığında terim anlamı kastolunur. Oysa ayette terim anlamıyla değil, sözcük anlamıyla kullanıldığı halde, mütercim sırf hadis tartışmalarındaki kişisel tutumunu Kur'an'a onaylatmak amacıyla sözcüğün Türkçesini değil, aslını yazmış ve güya okurun zihnini ayette terim anlamının kastedildiği düşüncesine sevketmeye çalışmıştır.

- Tüm mezhepler bu konuda kuşku içindedir. (4: 157; all factions)

Ayette mezhep kelimesinin karşılığı var mı? Ayetin Arapçasında yok! (İngilizce çeviri de Türkçe'ye yanlış kopyalanmış.)

- Mezhebler (İsa'nın kimliği üzerinde) aralarında anlaşmazlığa düştüler. (19: 37; the various parties)

Alerji duyduğu herşeyi Kur'an'a söyletmeye çalışan bir zihniyete ahzab (tekili: hizb) ile mezâhib'in (tekili: mezheb) başka başka şeyler olduğu nasıl anlatılabilir? (Bu, Kur'an'ı ucuz bir propaganda broşürüne dönüştürmek değil midir?)

- Biz çeşitli tarikatlare (yollara) ayrıldık. (72: 11; we follow various paths)

Ayetteki tarâik (yollar) sözcüğünün tekili tarikat'tır; turuk/tarikât şeklinde de çoğul formları vardır. (Sözcüğü aynen muhafaza etmekteki amaç belli değil mi?)

- ... ve türbeler, şans oyunları şeytan işi birer pisliktir. (5: 90; and altars)

Burada ölülere ve türbelere sövmek için mütercim Kur'an ayetini hevâsına alet etmiş, kasten ensab (putlar) sözcüğüne yanlış mânâ vermiştir. Bizce bu tashih-i itikad değil, tahrif-i nass'tır!

- O'ndan başka kendilerine dahi yarar ve zarar veremeyen kimseleri evliyalar mı edindiniz? (13: 16; masters)

Evliya sözcüğü veliler demektir; evliyalar ise veli/ler/ler... Oysa mütercim, her yerde sözcük ve terim anlamlarıyla oynamaya ihtiyaç duymuyor (10: 62); tekil-çoğul ayrımı zaten umurunda değil, birçok yerde dost deyip geçiyor. Hiç de dürüstçe değil, bilâkis misyonerce... (Amaç sadece yığınları etkilemek olunca, bu tür numaralar da câiz olur!)

Böylesi işgüzarlıkları mütercimin otantik terimlere düşkünlüğüyle (!) açıklamak isteyecekler; lütfen şu kopyalama-örnekler üzerinde biraz düşünsünler:

- Kim bir iyiliğe aracılık ederse kendisi için ondan bir kredi var. (Nisa: 85; a share of credit thereof)

Boş yere gözlerinizi oğuşturmayınız; doğru okuyorsunuz.

- Test edilmeyeceklerini sandılar. (5: 71; ... would not be tested)

İnanınız, ayetin üniversite sınavlarıyla bir ilgisi yok!

- Lüks mobilyalar üzerinde. (56: 15; on luxurious furnishings)

Dua edin, hûrî'yi 'hostes' diye çevirmemiş!

- İbrahim, (...) monoteist bir öncü idi. (...) İbrahim'in dinini bir monoteist olarak izlemen için... (16: 120, 123; Abraham was ... a monotheist...)

İnşaallah gençler bu çevirilerden etkilenip de meselâ Hz. Yunus hakkında "He was a marjinal man" gibi ifadeler kullanmazlar; yoksa, Erkin Koray alınır.

- ... ve nefsinizi (egonuzu) öldürün. (2: 54; kill your egos)

Bu çeviriyi ehl-i tarîk bir zât yapsaydı diyebilirlerdi ki: "Ego öldürülebilir mi? Hadi diyelim ki denediniz hiç ego ölür mü? Siz insanları miskinleştirmeye mi çalışıyorsunuz? vs. vs." (Sizce mütercim bu emr-i ilahî'yi (!) niçin kendi egosuna tatbik edemiyor dersiniz?)

- Melekleri yönetim merkezinin etrafını çevirmiş halde Rablerini överek yüceltirken görürsün. (39: 75; around the throne)

Demek ki insan biraz Amerika'da kalınca, el-Arş kelimesini "yönetim merkezi" olarak anlıyor; çok kalınca da Reşad Halife'nin yaptığını yapıyor.

Bazı dostlar, "Bu metne bu kadar vakit ayırmanıza lüzûm var mıydı?" diye serzenişte bulunuyorlar. Tamamen haksız sayılmazlar. Ne yapalım ki burası Türkiye ve birilerinin Amerika'dan gelen misafirleri karşılaması gerekiyor.

Örneklere devam edeceğiz.


29 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Dücane Cündioğlu

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...