![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Kırdığı ceviz, yediği naneBir söylentiye göre Türkiye'de Cumhuriyet idaresi için hayatî tehlike doğurmasına ihtimal verilen üç öbek insan bulunuyormuş. Yine rivayet şu ki işbu üç öbek insanın iştigal sahasını komünistlik, İslâmcılık, Kürtçülük teşkil edermiş. Devletin kolluk güçleri yargı birimleriyle yaptığı işbirliği sonucunda komünistleri, İslâmcıları, Kürtçüleri ne kadar etkisiz bırakabilirse Cumhuriyet idaresi de hayatî tehlikeden o derecede masun sayılırmış. Eğer okunan bu mavalda bir miktar doğruluk payı olsaydı yaşadığımız günlerde Cumhuriyet idaresi kavuştuğu sağlık güvencesi nedeniyle eskisinden, geçmiş günlerden ve bilhassa tek parti döneminden daha sağlıklı bir bünyeye kavuşma yoluna girmiş olmanın işaretlerini verirdi. Halbuki görünürde Cumhuriyet idaresi üç cephenin üçünde de devletin muzafferiyyetiyle sonuçlanan başarılı muharebeler vermiş olsa bile kazanan taraf daha şimdiden siyaset sahnesini komünistlikten, İslâmcılıktan, Kürtçülükten arındırdığı zaman ne yapacağını bilememenin sarsıntısı içine düşmüştür. Acaba komünistlik, İslâmcılık ve Kürtçülük yönetim sorumluluğunu üstlenmiş insanlar tarafından sadece tesirlerini idarede gösterdikleri nispette Türk devletini zaafa uğratacak ihanet tarzları olarak mı algılanmalıydı? Yoksa dikkatler bu siyasi yaklaşımların bütün güçlerini Cumhuriyet idaresindeki düstur noksanlığından aldığına çevrilse miydi? Cumhuriyetin hiçbir idarecisi üç çeyrek asır boyunca düstur noksanlığıyla malûl olduğunu hatırına getirmedi. Bu yüzdendir ki komünistlerden, İslâmcılardan, Kürtçülerden haberdar olduğu zaman onların yürürlükteki siyasetlerini bırakılan hangi düstur boşluğundan yararlanarak yürüttüklerine kafa yormadı. Sonuç olarak şimdiye kadar açık-gizli Cumhuriyet idarecilerine 20'li yıllarda dondurulmuş bir akıl düzeni rehberlik etti. Devlet idaresinde uygunsuz insanların zarar veremeyeceği bir düstur arayışına Türkler yabancı kaldı. Buna mukabil bunca yıl dünyadaki bunca değişmeye rağmen Cumhuriyet idarecilerinin komünistlerden, İslâmcılardan, Kürtçülerden duydukları korku canlılığından hiçbir şey yitirmedi. Bu mezkûr münasebetsizler bir fırsatını bulup Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkacaklar ve keenlemyekün bir şekle sokacaklar. Komünistler, İslâmcılar, Kürtçüler ne yaparlarsa yapsınlar Cumhuriyet idarecilerinde onların mutlaka ceviz kırdıkları izlenimi uyanmıştır. Kırdıkları ceviz kırkı aşınca da hepsi belâsını bulur. Komünistler, İslâmcılar, Kürtçüler hangi konuda, ne söylemiş olurlarsa olsunlar Cumhuriyet idarecilerinin söylenilenlere tepkisi "şunun yediği naneye bak" biçiminde olur. Bu davranış biçimiyle Cumhuriyet idarecileri her zaman kendilerine farazi bir meşruiyet sınırı çizmiş olurlar. Böylelikle komünistlere, İslâmcılara, Kürtçülere indirdikleri her darbe kolaylıkla "meşru müdafaa" alanı içinde telâkki edilir. Bir varsayıma dayanılarak çizilen sınır, bu sınır dolayısıyla doğduğu varsayılan kahretme hakkı Cumhuriyet idarecilerinin başından beri düstursuz ve destursuz kaldıkları gerçeğinin üzerini örter. Modernleşmenin ürettiği bütün çarpıklıklar böylece muaheze edilmekten kurtulmuş olur.
iozel@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|