![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
BM'nin bitiş zirvesiNew York'ta toplanan BM liderler zirvesi, aslında bir dönemin yani bu toplantıyı organize eden Birleşmiş Milletler Örgütü'nün temellerini atan gerekçelerin de bitişinin en azından sorgulanır hale geldiğinin de ifşası anlamına geliyor. BM bu sorgulamayı yapmaktan kaçındığı sürece de kurumsal varlığının gerekçeleri daha bir sorgulanacak demektir. Yirminci yüzyıl içinde iki "Birleşmiş Milletler" deneyimi yaşandı. İlki Birinci Dünya Savaşı sonunda kısa sürede başarısızlıkla yüzyüze geldi. Diğeri, yani şu anki resmi adıyla Birleşmiş Milletler İkinci Dünya Savaşı sonunda kuruldu. 1945 yılında 51 ülke tarafından kurulduğunda 20. yüzyılın karakteristik özelliği olan savaş gerçeği bu yapılanmaya damgasını vurmuştu. İki dünya savaşını yaşamanın tecrübesine sığınılarak kurulan yeni uluslararası sistemin isteklerine cevap verecek bir yapılanma, BM ortaya çıktı. BM oluşturulurken yapısal olarak ulus devlet gerçeğinden hareket edilerek kurgulandı. Sömürgeci ülkelerin, sömürge sistemi bittiğinde ortaya çıkacak 'ulus devlet'çikleri iki kutuplu sistem içine almayı amaçlayan bir yapılanma düşünülmüştü. Ne de olsa yirminci yüzyıl ulus devletler çağı idi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni oluşturan ilk beş ülke ilk nükleer güce sahip ülkelerden oluşturuldu: Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler Birliği, İngiltere, Fransa ve Çin. Bunların bir başka özelliği de büyük kısmının eski sömürgeci/kolonyalist ülkeler olmasıydı. Bu ülkelerin artık nükleer güç sahibi olarak Birleşmiş Milletler'in patronluğuna soyunmaları sistemin yeni yüzünü gösteriyordu. ABD, 19. ve 20. yüzyılın ilk yarısına damgasını vuran kolonyalizme dayalı dünya sistemine karşı altarnatif bir dünya gücü olarak doğarken BM'nin yapılanmasını istediği gibi büyük ölçüde şekillendirdi. Çin de sisteme dahil edilerek sömürgeciliğin yeni adı nükleer güç oldu. İki kutuplu dünya sistemi yarım yüzyıl bu şekilde devam etti. Ancak fiilen 1989 yılında sona eren iki kutuplu sistemle birlikte tek patronlu hale gelen BM, yeni döneme adapte edilmesi sorunu ile karşı karşıya... Soğuk savaş döneminde ulus devletler arası çatışmaları önleme, iki kutuplu sistemin güç alanlarında muhtemel sürtüşmeleri giderme ve "kontrol dışı" çıkışları uluslararası hukuk sınırları içinde çözümleme görevi artık tanımsız hale gelmektedir. BM sorgulanıyor
BM'yi işlevsizleştiren temel nedenlerden biri olarak ortaya çıkan ABD'nin tek patron olarak BM'yi güdümüne almasından önce, dünya sisteminde yaşanan temel dönüşümle ilgili yapısal sorun örgütü radikal kararlar almaya zorluyor. Zira 21. yüzyılın toplantısında Birleşmiş Milletler'i bir dünya örgütü olarak fonksiyonel yapan ulus-devlet sistemi çökmüş durumdadır. 1990 yılından bu tarafa BM'nin gerçekleştirdiği müdahaleler ve çözmek zorunda olduğu çatışmalara bakacak olursak iki ya da daha fazla devletin sınır ötesi çatışmasından çok ulus devlet-içi çatışmalara müdahale ettiği görülür. Artık, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin şartlarında oluşan ulus devletlere dayalı uluslararası sistem, ulusların kendi içindeki çatışmalara, anlaşmazlıklara müdahale etmekle karşı karşıya kalmıştır. Uluslararası ilişkiler sosyolojisi açısından bakıldığında bir yanda globalleşme trendinin yükseldiği var sayılırken diğer tarafta ulus-devletleri atomize eden, parçalayan eğilimlerin ortaya çıktığı görülür. İçten içe yükselen ve bir dönemin tabiri ile cetvelle çizilmiş sınırları zorlayan, ulus devlet yapılarını tartışmaya açan bir süreç sözkonusu. Bosna'da, Kosova'da, Çeçenistan'da, Somali'de ve Afrika'nın pekçok bölgesinde BM'nin müdahalesi hep iç çatışmalara yönelik olmuştur. Ulus devlet esasına göre örgütlenmiş bir kurum sonuçta kendi varlığını sorgulayan bir sürece müdahale etmeye zorlanıyor. Hepsinden önemlisi bir zamanlar BM'nin patronlarından biri olan Sovyetler Birliği parçalanmış yerine yeni ulus devletler ortaya çıkmıştır. Gecikmeli olarak yaşanan 20. yüzyıl ulus devlet sendromunun gecikmeli ilginç örneklerinden bir olarak bu devletler de kendi içinde çatışmaları doğurmakta gecikmedi. 90'lı yıllarda gerçekleşen tek sınır ötesi operasyonu ABD'nin patronluğu ile BM'yi peşinden sürükleyen Irak müdahalesi ise etik anlamda şaibeli globalizasyon sürecini meşrulaştırmaya yönelik bir operasyondan başka bir şey değildi. Nitekim arkasından ABD Birleşmiş Milletler'i de devreden çıkararak NATO gücü ile Kosova'ya müdahale etmiştir. Yüzlerce devlet adamını New York'ta bir araya getiren BM'nin, kendi varlığının temeli olan sistematiği sorgulama cesaretini göstermediği sürece hantallaşan bürokratik bir örgüt haline gelmesi kaçınılmazdır. Hâlâ kolonyal dönemden kalma Güvenlik Konseyi anlayışının örgüte hakim olması bile BM'deki çelişkinin boyutlarını sergiliyor. BM'nin sorgulanır hale gelmesi egemen güç olarak ayakta duran ABD ve onun gölgesinde yükselen globalleşmenin meşruiyet krizine işaret eder.
aemre@kaynet.net.tr
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|