YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Askerler de, hukuku sevmeyi denemelidir!..

Hepimiz, yani bütün Türkler, "Kanuni" Sultan Süleyman'ın (1494-1566) torunları olmakla iftihar ederiz..

Bize tarih olarak daha yakın yerde bulunmasına rağmen, kimse "Deli" İbrahim'in (1615-1648) torunu olduğunu söylemez..

İkisi de padişahtır oysa "Tarihimiz"i oluşturan portreler galerisinde, ikisi de vardır..

Hep merak etmişimdir..

Sultan, "1'inci Süleyman"ı, "Kanuni" olduğu için mi, yoksa durmadan fetih yaptığı için mi, yüceltip, benimseriz?..

"Kanuni" sıfatı (yani kodifikatör), bizim için ne kadar önemlidir?

Veya, İstanbul'da daha önce hüküm süren bir başka imparatorun (Bizans İmparatoru Justinyen), aynı şekilde büyük bir kanun yapımcısı (kodifikatör) olduğu, ne kadar dikkatimizi çekmiştir?

Kanuni gibi büyük zaferlere imzasını atmış olan Bizans İmparatoru 1'inci Justinyen (483-565), Roma'nın "12 Levha Kanunları" ile başlayan hukuk sürecini, "Corpus Juris Civilis" adı verilen nihai metin içinde, kodifiye etmiştir.

Ama bizler, yani şimdi Anadolu'nun ve İstanbul'un sahibi olan Türkler, büyük çoğunlukla tarihi kişilikleri, hukuka ve kanunlara olan yakınlıkları ile ele almayız..

İkisi de İstanbul'da hükümdarlık etmiş olan Jüstinyen ile 1'inci Süleyman'ın ortak yanlarının, "Kanuni" sıfatı olduğunu hissetmeyiz bile..

1926'da İsviçre üzerinden Türkiye'ye gelen "Medeni Kanun"umuzun kökünün, İstanbul yapımı "Corpus Juris Civilis" olduğunu pek düşünmeyiz..

Dün Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'un konuşmasını dinlerken, bunları düşündüm..

Bu topraklarda, askeri gücü temsil eden, fetihler yapmış, tarihin çizgisini değiştirmiş komutanlar, "hukukçu" olmaları ile de biliniyor.

Kanuni dönemindeki yasalarla, Orta Avrupa'nın mülkiyet sistemi derinine etkilenmiştir mesela..

Sami Selçuk, çağın gerçeklerini ve hukukun üstün olması gerektiğini anlatan sözleri söylerken, düşündüm..

Mesela Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu da, Yargıtay Başkanı Selçuk'un söylediği sözlere benzer düşünceleri seslendirseydi, kötü mü olurdu?

Selçuk'un bazı cümlelerini hatırlayın..

-Türkiye, Avrupa'nın kenar mahallesinde yaşamak durumunda olmamalıdır..

-Kopenhag kriterleri, bir kurgu-bilim metni gibi görülmemelidir..

-Cumhursuz cumhuriyet, halksız demokrasi olamaz ki!..

-Yurttaş yurttaşın kurdu değildir..

Genelkurmay Başkanı övünçle, "bölgenin en güçlü ordusuna sahibiz" derken, bölgenin ve dünyanın en ihmal edilmiş adalet sistemine sahip olduğumuzu da hatırlatsa, fena mı olurdu?

Sami Selçuk'un verdiği rakamlara bakın..

-Adaletin bütçedeki payı binde 7.. Yargıtay üç ayrı binada çalışıyor.. Dosyalar, el arabaları ile binalar arasında taşınıyor..

Söylemek istediğimiz şu..

Askerler de, komutanlar da, "hukukun üstünlüğü"ne, "yargının bağımsızlığı"na, "kanun önünde herkesin eşit olduğuna", "sivil demokrasi"ye inanmalıdır..

Bizans da yok şimdi, Osmanlı da yok.. Üç kıtada fetih yapan ordular, sonunda yenildi..

Ama "hukuk" hep var..

Jüstinyen'den ve Kanuni'den bize kalan "Kanuni" olmaları..

ŞAKA

Al lafı, koy rafa!..

Cumhurbaşkanı Sezer'in konvoyunu, Amerikan polisi New York'taki "kırmızı ışık"larda durdurmamış..

Aman ne güzel..

Demek, Türkiye'de kırmızı ışıklarda durmayanlar, haklıymış, doğru yapıyorlarmış..

Bu durum, gerçekten Sezer'i yıpratabilir!..

HUKUK

Sami Selçuk rüzgarı!..

Sami Selçuk'u kutlamak gerek..

Onun başlattığı rüzgâr, şu anda Devletin Başında da, "hukuk"un bulunmasını sağladı..

Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, hukuk bilgisi ve medeni cesareti ile, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'lerin de önünü açtı..

Dünkü konuşmasında, Ceza Kanunu'nun 312'nci maddesinin 2'nci fıkrasına getirdiği eleştiri, bu bilginin ve medeni cesaretin bir kanıtıydı.. "Tehlike" ile "zarar" unsurları arasındaki bağlantılar koptuğu zaman, bir ülkede yazılı hukukun, demokrasinin ve özgürlüklerin tehdidi olabilir..

Aynı şekilde, yargının üzerinde sadece "devlet"in değil, reyting ve tiraj peşinde koşarak, yargı kararlarını çarpıtan medyanın da yıpratıcı etkileri olabilir..

"İdam cezası"nda olduğu gibi olayların önünde değil, peşinde giden yasama anlayışı da, ülkenin konumunu yıpratabilir..

Sami Selçuk, bunları cesaretle ve bilgiyle, yine seslendirdi dün..


7 EYLÜL 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Mehmet BARLAS

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...