YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Milenyum Projesi, Müslümanlardan...

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından düzenlenen Milenyum Zirvesi, Zirve'de söylenenlerden çok, Zirve dışında düzenlenen çeşitli "etkinlik"lerden ötürü konuşulacağa benziyor: Zirve'nin ilerde en çok konuşulacak etkinliklerinden biri, İran Devlet Başkanı Hatemi'nin "Medeniyetlerarası Diyalog" başlıklı bir "milenyum projesi" önermesi oldu. Hatemi, projesini bir yuvarlak masa toplantısıyla açıkladı. Toplantıya Namibya, Gürcistan, Endonezya ve Cezayir devlet başkanları ile ABD Dışişleri Bakanı Albright da katılmış. Ama Türkiye -İran düzenlediği için- katılmamış! Ne kadar komik, değil mi? Söyleyeceği bir Söz (var/olmuş) olsaydı Türkiye de katılırdı veya böylesi bir şeyi Türkiye düzenlerdi!

Milenyum Zirvesi'nden büyük çaplı, somut ve uygulanabilir kararların çıkması beklenmiyor. Zirve'nin en önemli işlevi, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan büyük ölçekli sorunların ikili görüşmeler yoluyla yeniden ele alınması olacak.

Zirve'nin gündem maddesi, "21. Yüzyılda BM'nin Rolü" başlığını taşıyor. Bu da gösteriyor ki, zirvenin adı Milenyum Zirvesi olsa da, bu zirveyi düzenleyenlerin milenyum projeleri filan yok. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın da belirttiği gibi, hedef, önümüzdeki 15-20 yıl içinde BM'nin üstleneceği yeni rolün ne olabileceğini ve bunun nasıl hayata geçirilebileceğini tartışmak.

Kaldı ki, BM, Soğuk Savaş şartlarında kurulduğu için tartışılan bir kurum zaten. Soğuk Savaş, sona ermesine rağmen BM'nin varlığını hala sürdürüyor olması yoğun tartışmalara yol açıyor. Nitekim, uluslararası ilişkiler teorisyenlerinden Buzan'ın da özlü bir şekilde vurguladığı gibi, Soğuk Savaş'ın sona ermesi, üç dönemin sona ermesi anlamına geliyor: Savaş-sonrası dönem, 20. yüzyıl ve modern tarih'in sonu.

Milenyum Zirvesi'nin gündem başlığı BM'nin bu anakronik (tarih ve zaman dışında kalmışlık) durumunun farkında olunduğuna; BM'nin bir kimlik krizi ile karşı karşıya kaldığının bilindiğine ve bu yüzden BM'ye yeni bir rol (ve kimlik) arandığına işaret ediyor.

Soruna göstergebilimsel açıdan bakarsak, kısmen BM'nin ve (bizzat BM'nin de büyük ölçüde aracılık ettiği) Batı hegemonyasının ürünü olan (eski ve yeni) dünya düzeninin bir krizle karşı karşıya olduğu sonucunu çıkarabiliriz. BM'nin kendisine yeni bir rol (ve kimlik) arayışı içinde olması bunun bir göstergesiyse, Milenyum Zirvesi'nde Batı medeniyetinin dışındaki katılımcılardan (Hatemi'den yani müslümanlardan) yeni bir Milenyum Projesi önerisinde bulunulması da bir diğer göstergesidir.

Burada krizin boyutlarını ve küresel düzlemde yeni arayışlara şiddetle ve acilen duyulan ihtiyacı, Batılıların "Medeniyetler Çatışması"ndan sözederken, Batı-dışı kültürlere mensup toplumların (liderlerin, aydınların) "Medeniyetlerarası Diyalog"tan sözetmelerinden de kolaylıkla anlayabiliriz. Dahası, Annan'ın Milenyum Raporu'nda gündeme alınan sorunlardan birinin "Freedom from Fear" (Korku'dan Kurtulma Özgürlüğü) başlığını taşıması da bu açıdan oldukça anlamlı olsa gerek.

Demek ki, hakim Batı uygarlığı, dünya üzerinde hem sanal, hem de gerçek boyutları olan bir hegemonya kurmasına rağmen bir şeylerden hala korkuyor. Foucault'nun Modern Batı Aklı'nın "korku aklı" (ontolojik ve epistemolojik korku üzerine kurulmuş bir akıl) olarak tanımlamasının ne anlam ifade ettiğini, şimdi daha iyi anlıyor olmalıyız.

Yeryüzünde 400 küsur yıldır hakim kılınmaya çalışılan bir Batı hegemonyası var fakat bu hegemonya korku psikolojisini üzerinden atabilmiş değil henüz! Ama öte yandan Batı hegemonyasının haksız siyasi, ekonomik ve kültürel tasallutuna maruz kalmış; kendilerine güvenlerini çoktan yitirmiş olması gereken İslam medeniyetinin "çocukları", hem de "terörist", "fanatik", "kan emici" olarak lanse edilmelerine rağmen, kışkırtılmak ve köşeye sıkıştırılmışlık psikolojisiyle hareket etmek yerine, Medeniyetlerarası Diyalog'tan sözediyorlar; reaksiyoner tavırları terkederek, aksiyoner projeler üzerinde kafa yoruyorlar ve "Durun, ey kalabalıklar! Söyleyeceklerimiz var!" diyorlar.

Milenyum Projesi'nin müslümanlardan geliyor olması, müslümanların -her şeye rağmen-geliyor olduklarının bir göstergesi olarak okunmalı.


7 EYLÜL 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Yusuf KAPLAN

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...