![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
'Psikolojik savaş' planının medyadaki işbirlikçileriNazlı Ilıcak, Yeni Şafak'ta sütununda açıkladığı Genelkurmay kaynaklı belgeyı Meclis'e de getirdi. Yetkililerin bu konuya açıklık getirmesini istiyor. Sözkonusu edilen belge, geçmişte Genelkurmay'da etkili görevler üslenmiş bir kadronun, 'psikolojik savaş' adı altında aydınlara karşı sindirme, bazı yazarları yerlerinden etme, bazı partileri karalama kampanyası açılmasına ilişkin planlarını içeriyordu. Kimse yalanlamadı bu belgeyi. Ne Genelkurmay ne de bu işin uygulamasından sorumlu olduğu söylenen ve bir kısmı emekli olmuş bazı isimler... Tabii Genelkurmay'dan bir açıklama gelmemesi pek hoş bir şey değil, ama kolay bir şey de değil. Bu mesele dolayısıyla açıklanan bazı itiraflarda adı geçen emekli generallerin ise, bu işin sorumluluğunu üslenmemeleri için makul sebepleri bulunuyor. Çünkü yaptıkları işi, emir komuta silsilesi içinde yaptıklarını düşünüyor olabilirler. Bu anlamda sorumluluk, zamanın Genelkurmay Başkanı'na kadar uzanıyor. Tabii eğer böyle bir belge mevcutsa... Bu belge yalanlanabilir. Belki şu sıralar nasıl yalanlanacağı düşünülüyordur. Ya da mesele, kamuoyunun zayıf hafızasına ve büyük medyamızın görmezden gelme hasletine havale edilebilir. İşin siyasi yanı tabii ki çok önemli ama, beni mesleki etik yanı ilgilendiriyor. Çünkü belgede, Şemdin Sakık'ın söylemediklerini, " 'İfade' diye manşetlerine ve sütünlarına taşıyacak gazete yöneticileri ve köşe yazarlarından" da söz ediliyor. Bir yandan bu ve benzeri 'Psikolojik savaş' belgelerini, planlarını hazırlayan, uygulamaya sokan odakların açıklanması talep edilirken, bir yandan da bunların medya işindeki işbirlikçileri de ortaya çıkarılmalı... Bu düzmece ifadeyi ve daha nice düzmece belgeyi açıklamayı, hiçbir haberleştirme çabasına dahi girmeden yayınlamayı gönüllü olarak kabul eden medya içindeki bu 'Psikolojik savaş' elemanlarını en başta bizim tanımamız gerekiyor. Aslında biliyoruz ve tahmin ediyoruz. Onlar da kendilerini saklamış değiller. Bu beni mesleki açıdan çok rahatsız ediyor. Gazeteci kisveli 'Psikolojik savaş' elemanları, hâlâ bulundukları yerleri, konumları koruyorlar. Yaptıkları iş hâlâ gazetecilik. Gazetecilik görüntüsü ardında şimdi ne yapıyorlar, bilmiyoruz. Bazılarının terfi ettiğini, daha üst bir konuma geçtiklerini görüyoruz. İçlerinde genel yayın yönetmenleri var. Yaptıkları hizmetlerin karşılığında genel yayın yönetmenliğine getirilmiş olanlar var. Daha büyük bir gazetenin genel yayaın yönetmenliğine oturtulmuş olanlar var. Ankara temsilcileri var. Zaten onların olmaması mümkün mü? Kimi, Genelkurmay Başkanları kahve içmeye çağırınca gidip, sorusuz cinsinden röportajlar yapar. Kimi, partisinin genel başkanına periyodik olarak uğrayıp, yazılı bildirisini alır köşe yazısı olarak yayınlar. Kimi de, eline tutuşturulan ifadeleri ya da belgeleri özel haberiymiş gibi pabuç kadar resmi ile birlikte manşete taşır. Ve daha niceleri... Bu 'Psikolojik savaş' elemanlarını teşhir etmenin şimdi tam zamanıdır. Öncelikle işe bunların, şu sözü edilen Şemdin Sakık'ın düzmece ifadeler olayında yazdıklarını biraraya getirip yayınlayalım. O dönemde o gazetelerin yöneticileri kim, Ankara temsilcileri kim, bu olaydan yola çıkıp yorum döşenen bu 'kirli savaş'ın elemanları kimler? Onları bir görelim hele. Biz, öncelikle gazeteciler olarak, içimizde mesleğini yanlış seçmiş, asıl işi ' Psikolojik savaş' elemanı olması gerekenleri bir teşhir edelim bakalım. Bırakalım onlar bu işleri, vatan-millet aşkına, daha iyi bir yaşam adına, bindikleri arabanın markası ve modeli adına, bulundukları mevzileri bırakmamak adına ve her ne saikle yapmışlarsa onun adına yaptıklarını açıklasınlar. Burada şunu da söylemek gerekiyor. Bu olayın sorumluları sadece medya içindeki 'Psikolojik savaş' elemanları değil. Bu aşağılık duruma göz yumanlar da, bence onlar kadar bu kirliliğin parçası sayılırlar. Madem toplum içindeki kirliliklerden sözediyoruz. Önce medya içindeki kirlilikleri ortaya çıkarmalıyız. Gazetecilik onurlu bir iştir. Bu kadar onursuzun arasında yapılsa dahi... Bu onurlu işin bütün etiksel yükü, ağırlıklı olarak bir Yeni Şafak Gazetesi'nin ve onun yazarlarının sırtına bırakılamaz.
kduzgoren@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|