![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... | ||
|
|
![]() Küçük Muhammed'i kim anlatacak?
Nazi zulmüne uğrayan Anne Frank'in hayatı,film olacak. Peki ya, dünyanın gözü önünde İsrailli askerlerce öldürülen küçük Muhammed'in hayatını kim anlatacak? Modern sanatın ileri dallarından biri olmanın yanısıra, popüler kültürün en etkin araçlarından biri olma özelliğini de koruyan sinemanın yüklendiği ideolojik işlev, sosyologların ve kültür tarihçilerinin üzerinde en fazla durduğu konulardan biri. Sinemanın, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında gösterdiği yaygınlık, görsel etki hükümranlığı, diyalogların, imgelerin aktardığı mesajlar ve filmlerin bütününden çıkarılabilecek anlamlar, sinemayı ince yöntemler kullanılan ideolojik bir araç kılıyor. Herhangi bir konu üzerine çevrilmiş bir filmi izleyen aksi düşüncedeki biri bile, filmden çıkarken kendini, düşüncelerini değişmiş ya da en azından sarsılmış bulabilir. Bu nedenle sinema, iktidar odaklarının ya da düşüncelerini kabul ettirmek isteyenlerin ilgi duyduğu bir alan ve kullandığı bir araç haline gelir. Kısaca sinema, kimin elindeyse onun borusunu öttürür. Günümüzün en yaygın ve popüler etki aracı ise, tüm dünyada neredeyse girmediği mekan kalmayan televizyon. Ancak televizyonun anlam bütünlüğü taşımayan parçalı ve bağlamsız yapısı, en önemlisi de; temelde bir "eğlence aracı" olması, sinemanın bütüncül ifade gücü karşısında epey zayıftır. İletişim kuramcılarının ileri sürdüğü bu tezler şunu anlamamızı kolaylaştırıyor: Sinemada en az iki saat içinde aktarılan kurgusal bir anlatı, televizyonda üç-beş dakika gibi kısa bir süre içinde aktarılan bir gerçeğe galebe çalabiliyor. Gerçekler jenerik mi olacak?Tüm dünya sinemasını gölgede bırakan ve bir kültür endüstrisi olarak çalışan Hollywood, dünyanın ücra köşelerine kadar Amerikan kültürüyle birlikte kendi ideolojsini de taşıyor. Ve tabii ki; Amerika'da güçlü olan lobilerin anlatmak, abartmak, saptırmak istediği herşeyi. Yahudi lobilerinin etkisindeki Hollywood, Yahudiler'in II. Dünya Savaşı sırasında Naziler'den gördüğü zulmü anlatan onlarca film üretti. (Schindlerin Listesi, Hayat Güzeldir, Sofie'nin Seçimi ... vd.) Yahudiler'in mazlumluğunu savunan bu filmler, onların gerçek dünyadaki zalimliklerini gözden kaçırmaya ve meşrulaştırmaya hizmet etti. Amerikan kültür endüstrisi şimdi de, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi zulmünden kaçan ve 14 yaşında ölen küçük Anne Frank'in tuttuğu günlükten yola çıkarak bir film üretmeye hazırlanıyor. İlk ortaya çıktığında tüm dünyada büyük ilgi toplayan ve kitap haline getirilen günlük sayesinde "Yahudi mazlumiyeti" Anne'nin isminde sembolleşmişti, şimdi de yaygınlaşacak. Peki ya, mazlum Filistinliler'i ve İsrailli askerlerin siviller üzerine açtığı ateş sonucu, babasının dizleri dibinde hayatını kaybeden 12 yaşındaki Muhammed'in filmini kim çekecek? Dünya televizyonları gibi Türkiye televizyonlarında da birkaç dakika gösterilen, seyredilen ve televizyonun yapısından kaynaklanan uçuculuk nedeniyle unutulan Muhammed'in ve yüzlerce küçük Filistinli çocuğun maruz kaldığı şiddeti ve gerçek hayat hikayelerini kim, hangi ifade aracını kullanarak anlatacak? Muhammed, haber jeneriklerinde kullanılacak birkaç saniyelik "çarpıcı görüntü" malzemesi olmaktan başka "ne" olacak? Mazlumların haklılığını kim anlatacak?
Fadime ÖZKAN
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|