YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Biz de o eski biz değiliz erenler

Oraların (Ortadoğu'nun) bizim olmaktan nasıl çıkarıldığı, otuziki kısım tekmili birden, "Bilgeliğin Yedi (Temel) Direği"nde anlatılmaktadır. Thomas Edward Lawrence, Araplar'ın söyleyişiyle "Aurans"ın kitabı...

Filmi de yapıldı bunun.

Nasıl hüzünlü, nasıl acı bir öyküdür, bilemezsiniz.

David Lean'in çektiği çekeceği en iyi film belki de...

1516'da ele geçirdiğimiz toprakları, "Aurans"ın katkılarıyla, 1918 yılında "iade" (!) ediyoruz.

Geride, savaş artığı ve toz bulutu arasında "su" diye inleyen onbinlerce yaralı Mehmet, binlerce ölü nekkare katırı, yüzlerce hecin devesi bırakarak...

Osmanlı'ya görüp göreceği en büyük "bozgun"u yaşatıp sırtından hançerleyenler, asri zamanlarda "İsrailoğulları"yla uğraşacaklarını bilselerdi, kuracakları irili-ufaklı devletçikleri Şerif Hüseyin'in sülbünden gelmiş kıytırık naiplere teslim ederler miydi?

Falih Rıfkı'nın da dediği gibi, oralar bizim olmaktan çoktan çıkmış...

Gerçi, bugün Hamidiye Çarşısı'nda, Maysalun Sokağı'nda, Kudüs ve Beyrut caddelerinde İbrahim Tatlıses'in, Hakan Taşıyan'ın, illa ki Müslüm Gürses'in şarkıları çalınıyor ama, Ortadoğu hiçbir zaman bizim olmayı sindiremedi.

Zaten biz de o eski "biz" değildik.

Değişmiştik.

Yönümüzü garba çevirmiş, "çağdaşlaşmak" uğruna değer tercihlerimizden yüzgeri etmiştik.

Mustafa Kemal yaşasaydı, "Filistin-İsrail savaşı"nda Türkiye'ye nasıl bir rota çizerdi? Türkiye'yi Ehl-i Salip ittifakından sonra İsrail'in kucağına iten 28 Şubat patentli gizli anlaşmaları nasıl karşılardı?

O Mustafa Kemal ki, bir "Türk-Arap karşıtlığı" yaratarak Ortadoğu'yu denetimi altında tutmak isteyen Ehl-i Salip muhasebeye karşı "Türkiye-Suriye-Irak Federasyonu"nu önermiş, "selamet ve necatımız için tek kaynağın İslam âleminin kuvvetleri" olduğunu yineleyip durmuştur.

Tarih kitapları bundan sözetmez!

Hele Kemalistler!

Hele 28 Şubat icazetli Türk entelijansiyası!

Mustafa Kemal'i sıradan bir "bozkır devrimcisi" sayan, onun "Gerekirse hatay'a çete reisi olurum" sözünde yatan tarihsel yükümlülüğü kavramaktan aciz, Atatürkçülüğü ise "Misak-ı millî çerçevesinde bir Kemalist teokratik düzen kurmuk" şeklinde anlayan seçkinci oligarşi!

Hele tarihçiler, akademisyenler!

Hiçbiri Mustafa Kemal'i tanımaz.

Hiçbiri, örneğin "Nutuk"u, "Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri"ni okumamıştır. Hiçbiri, TBMM gizli celse zabıtlarından konuya ilişkin "görüş" ve "düşünce"leri incelememiştir.

Bakın, 24 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yapılan "gizli oturum", mezkur dayanışmaya (Türk, Arap ve İslam halkları dayanışmasına) nasıl bir açılım getiriyor:

"(Mustafa Kemal'in sözlerinden) Maddi ve manevi kuvvetler karşısında bütün cihan ve Hıristiyan politikasının en şiddetli hırslarla 'Haçlılar Savaşı' yapmasına karşı, sınır dışından bize yardımcı olacak birer 'dayanışma noktası' oluşturacak kuvvetleri düşünmek zorunluluğu da olağandı."

(....)

"İşte, açıkça söylememekle beraber, gerçekte, bu dayanak noktasını aramaktan geri durmadık... Elbette 'selamet' ve 'necat' için tek kaynak, İslamlık âleminin kuvvetleri olmuştur. İslamlık âlemi birçok noktalardan ulusumuzla, devletimizin geleceğiyle yakından olağanüstü ilgilidir. (Bize) dinsel bağlantıları olmakla ve 'bu cihetle' bütün İslam âleminin bize yardımcı ve destek olduğunu zaten kabul ediyoruz."

İsrail'e yol veren "emperyal hesap", uzun vadede Türkiye'nin başına birtakım işler açabilirdi.

Mustafa Kemal bunu biliyor, seziyordu.

Açmıştır da nitekim.

PKK, bu hesabın mahsulüdür.

Yarın gündeme gelecek başka "ayrılıkçı" hareketler.

Kimbilir...

Yaptıkları her işi Atatürk'e dayandırmayı alışkanlık haline getirenler, örneğin şu henüz çiçeği burnunda "İsrail-Türkiye Askeri İşbirliği Anlaşması" ve "Filistin-İsrail gerginliği"ni bir de Mustafa Kemal'in gözüyle teşrih masasına yatırsınlar. Bakalım ne görünecek?

Ne görüneceği çok açık:

Çoğunun işine gelmeyecek belki, ama, Mustafa Kemal, ulusumuzun necat ve selameti için İsrail devletinin varlığına karşıydı. "Türkiye-Irak-Suriye Federasyonu" fikri bunun en somut kanıtıdır.


2 KASIM 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Mehmet Ertuğrul YAVUZ

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...