YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

 

 

Anayasa tartışması

 
Devleti bireyin ve toplumun tepesine koyan, kendi ideolojisini dayatan bir devlet anayasası yerine, bireyin önünü açan, toplumu ve onun iradesiyle oluşan kurumları sistemin merkezine yerleştiren yeni bir metne gerçekten ihtiyaç var.

 

Gönüllü Teşekküller Vakfı, önceki gün, benim de konuşmacılarından olduğum bir panelle anayasa konusunda bir çalışma başlattı. Güçlü vakıflarla adı duyulmuş çok sayıda derneği çatısı altında buluşturan oluşum, bu çalışmayla, toplumun istekleri doğrultusunda bir anayasaya ulaşmak için ilk adımı atmış oldu. Beklentilere cevap verecek bir anayasanın nasıl yazılacağı, hangi zemin üzerine oturacağı ve ne yolla topluma mâledileceği üzerine başlayan tartışmanın, vakıf üyesi gönüllü kuruluşlar tarafından sonuca ulaşıncaya kadar sürdürüleceği anlaşılıyor.

Gönüllü Teşekküller Vakfı, daha çok kendilerini 'sağda' tanımlayan sivil örgütlerden oluşuyor; ancak 'sol' ve 'liberal' çevreler de benzeri bir arayış içerisindeler. Adları duyulmuş yüzlerce aydın, kısa süre önce, 'sivil anayasa girişimi' adlı bir çalışma başlattılar. Onların da amacı aynı: "Anayasayı devletin uygun gördüğü düzenlemeler olmaktan çıkarıp bir toplum projesi haline getirmek..." Kısa aralarla, aynı konuda, birbirinden çok farklı iki girişimin ortaya çıkması, arayışın toplumda güçlü bir temeli olduğunu açığa vuruyor.

Anayasalar devletin bireylerle ve toplumla ilişkilerini düzenler. Ana mantığı, kendilerini vatandaşlık bağıyla bağladıkları 'devlet' denilen erk karşısında bireylerin ve bireylerden oluşan toplumun haklarının garantiye alınmasıdır. Başta "We the people..." ("Halk olarak biz...") diye başlayan Amerikan anayasası olmak üzere hemen bütün anayasa metinleri, devlet organlarının yetkilerini sınırlar... Anayasalar elbette 'kutsal' metinler değillerdir, değiştirilebilirler; ancak toplumun arzularının yazıya dökülmüş biçimi olan anayasalara fazla dokunulmaz...

Bizde, taa 1876 'Kanun-u Esasi'sinden beri, anayasalar, tepedeki bir odaktan topluma 'hediye' olarak sunulma anlayışını yansıtırlar. İlk 'Kanun-u Esasi' az sayıda üyeden oluşan bir komisyonca (Meclis-i mahsus 30 üyeliydi) hazırlanıp Sultan 2. Abdülhamid tarafından "Vezir-i maali semirim Mithat Paşa" hitabıyla dönemin sadrazamına bir 'hatt-ı hümayun' biçiminde sunulmuştu. (Bu anayasaya o dönemde verilen desteğin eleştirisi için, bkz. Mehmet S. Hatiboğlu, 'Osmanlı anayasasına İslâmî destek gayreti', İslâmiyât dergisi, c.2 s. 4) Cumhuriyet döneminde yazılan anayasalar, büyük çapta, Meşrutiyet'in o ilk metninden esintiler taşır. Yürürlükteki 1982 Anayasası'nın çerçevesi darbeciler tarafından oluşturulan Danışma Meclisi'nde çizilmiş, beş generalin metin üzerinde oynamasıyla son biçimini almıştır.

'Verilen' anayasaların toplumun hazırladığı anayasalardan farkı çok belirgin: Türkiye'de geçerli olan anayasalar (İlk BMM'nin yaptığı anayasayı kısmen istisna sayabiliriz), birey ve toplum haklarından çok devletin yetkilerini vurgulamakta, devlet gücünü sınırlamak yerine bireylerin özgürlüklerine kısıtlamalar getirmektedir. 'Devlet' aygıtının seçimle oluşan organlarına kambur üstüne kambur yükleyen anayasa, seçilmemiş devlet temsilcilerinin önünü açmaktadır. İnsan hakları ihlâlleri konusundaki yakınmaların, yolsuzlukların rahatça yapılabilmesinin, demokrasinin kolayca zedelenmesinin köklerini anayasada bulmak mümkün olabiliyor.

1982 Anayasası ıvır zıvır bir çok ayrıntıya yer veriyor. Oysa anayasalarda zamanla eskiyecek unsurların bulunmaması gerekir. Yasakçı ve kısıtlayıcı da. Anayasalar partilerin nasıl kapatılabileceğinin değil, kapatılmasını önlemenin garantisi olmak zorundadır. Bugünkü anayasa, seçilmişleri siyasi manevralara kurban ederken, darbecilerin icraatlarını yargı denetimi dışı bırakmaktadır. Kuvvetler ayrılığı ilkesini zedeleyen maddeler bizzat anayasa içinde yer almaktadır. Anayasadaki bu yanlışlığın nereden kaynaklandığı belli: Topluma tepeden giydirilmesinde...

'Sivil anayasa girişimi'ne destek veren liberal ve sol aydınlarla Gönüllü Teşekküller Vakfı çatısı altında toplanmış sivil toplum örgütlerinin neredeyse eş-zamanlı çalışmalarının anayasada değişiklik yapma niyetinin kendini belli ettiği döneme denk düşmesi elbette tesadüf değil. Çeşitli kanaatlerden örgütler, toplumun iradesinin sivil bir toplumsal uzlaşmayla anayasaya yansımasını isterken, mevcut anayasanın dayatmacı ve keyfi özelliklerine de karşı çıkmış oluyorlar. Devleti bireyin ve toplumun tepesine koyan, kendi ideolojisini dayatan bir devlet anayasası yerine, bireyin önünü açan, toplumu ve onun iradesiyle oluşan kurumları sistemin merkezine yerleştiren yeni bir metne gerçekten ihtiyaç var.

Toplumumuz kendi anayasasına yazacak olgunluğa erişti; tartışma genişleyerek sonuca ulaşmalıdır.


6.MART.2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Fehmi Koru

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...