Sufiler, tekke ve zaviyelerde, hayattan ve mücadeleden uzak, miskince mi yaşıyorlardı? Vatan ve din için savaşmaktansa, sefil yaşayışlarını devam ettirmekten başka bir bir şey düşünmüyorlar mıydı?..
Mutasavvıflar, sufiler tarih boyunca birtakım eleştiriler almışlardır. Bunlardan belki en sık tekrarlananı, cihat fikrinden uzak oluşlarıdır. Kimilerine göre sufiler, tekke ve zaviyelerde hayattan ve mücadeleden uzak miskince yaşıyorlardı. Hatta bu eleştirilerini daha ileriye götürüp meskenetliği müptezelliğe kadar vardıranlar olduğu iddia ediliyordu... Acaba bu iddialar doğru mu? Sufiler gerçekten hayattan uzak ve kendilerinden başka bir şeyle ilgilenmeyen, vatan ve dinleri için savaşmayan insanlar mıdır? Bu soruların cevabını bulabileceğimiz bir kitap İnsan yayınlarından çıktı: Halil İbrahim Kaçar, Özgür Kavak ve Yasin Günaydın'ın birlikte tercüme ettiği, Esad el-Hatib'in "Sufiler ve Aksiyon"u. Kitap yazılış sebebinin açıklandığı bir girişle başlıyor. Daha sonra cihadın sufiler için ne anlama geldiğinin anlatıldığı bölüm geliyor. Bu bölümden sonra tarihte devlet adamlıklarıyla hatırlanan Nurettin Mahmut Zengi, Selahattin Eyyübi, Fatih Sultan Mehmet ve Baybars gibi kahramanların pek dile getirimeyen sufilikleri ön plana çıkartılıyor. Bunun yanında Moğolların müslüman olmalarından sufilerin rolü, Endülüs ve Mağribli sufilerin Haçlılara karşı savaşları ve İmam Gazali, İbni Arabi ve Hasan Şazeli gibi pirlerin cihat ile ilgili görüşleri aktarılarak müellifin girişte savunduğu fikirler destekleniyor. Son bölümde, modern dünyada sufilerin oynadıkları role dikkat çekiliyor. Özellikle 1. Dünya Savaşından sonra başlayan, batılı ülkelerin sömürgeci ve yayılmacı politikalarına karşı en sert tepkilerin sufiler tarafından gösterildiğine dikkat çekmesi ve örnek vermesi konuyu bir başka yönden ortaya koyuyor. Libya'da Senusiler ve Ömer Muhtar, Cezayir'de Emir Abdülkadir, Sudan'da Muhammed Mehdi, Mısır'da Ahmed Arabi, Yemen'de Şeyh Hakimi, Somali'de Muhammed Hasan, Moritanya'da Şeyh Maülayneyn, Senegal'de Şehit Ömer Tekruri, Nijerya'da Şeyh Osman Fudi, Rusya'da Şeyh Şamil ve arkadaşları ulusal direnişlerde milletlerine önderlik yapmış sufiler olarak tanıtılıyor. (İnsan Yayınları, 0.212-642 74 84)
insanların emniyet hislerini devşirdiği kaynakları tarümar etti. İnsanın doğduğu, büyüdüğü ve öldüğü kasaba neredeyse bir hayal oldu. Atadan tevarüs edilen meslekler de. Kısacası 'baba ocağı' tarihe karıştı. Bu, insanın en temel ihtiyacı olan emniyet ihtiyacını dinamitlemektedir. Bu dünyada bize ait olan, sevgi ve itibar gördüğümüz bir muhitimiz olmalıydı. Dünya artık herkesin birbirine yabancı olduğu bir yer. Ama yabancıların da sohbete ihtiyacı vardır ve işte sanal alem, kapıların modern hayatın yorgunlarını açmaktadır. Ama orada sohbet edemeyiz, orada 'chat' ederiz. Orada kanlı-canlı değilizdir, polimorf bir yaratık olarak bulunuruz, istediği şekli ve kimliği alabilen, dilediğince yalan söyleyebilen, kendisi olmama hürriyetine sahip bir varlık. Dolasıyla chat odalarında gerçekleşen sohbet değildir, sohbetin simulasyonudur, ters yüz edilmiş ve anlamından soyulmuş halidir. Chat bir oyundur ve ona müptela olanlar, korkarım modern hayatta yeterince oyun oynama şansı bulamayan bahtsızlardır. İçinde yaşadığımız suretler aleminin her şeyini ciddiye almak zorunda bırakılan biçare insanlar, sanal alemde gönüllerince eğlenmekte, sıcak temasın yakıcılığından uzak, ses titremeden, göz buğulanmadan konuşmaktadırlar. Ama kiminle? hayali kişilerle. Chat dünyasına dalmak, hayaletlerin arasında gezinmek gibi bir şey.
800 yıllık kır çiçekleri
"Türk Kültürüne Hayat Veren Halk Ozanları", Türk halk şiirinin büyük ozanlarınca dillendirilen Türk halk kültür tarihini, kronolojik olarak
okumayı mümkün kılıyor.
Amatör Hoca Nasreddinler
KAYSERİ- Kültür Bakanlığı Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü`nce Kırşehir`de yapılan araştırmada, Kırşehirlilerin her olaydan bir espri konusu çıkardıkları belirtildi. Araştırmada, Kırşehirliler "amatör Nasrettin Hoca" olarak tanımlandı. Ömer Gözükızıl başkanlığındaki üç kişilik ekip, Kırşehir`in 11 yerleşim biriminde "Halk Edebiyatı" konulu alan araştırması yaptı. Kırşehir`deki masal, hikaye, fıkra, ağıt, bilmece, tekerleme, halk şiiri ve efsaneleri 2 bin dakikalık 28 banta kaydeden ekip, fıkranın hoşgörü değerleri yüksek Kırşehirlilerde, özel bir yerinin olduğunu belirledi. Ülke genelinde bilinen fıkra kahramanlarının Kırşehir`de de bilinmesine rağmen, il genelinde asıl ağırlığın yerel fıkra kahramanlarına kaydığı belirtilen araştırmada, Kırşehir halkının köy ve kent ayırımı yapmadan karşılaştığı her olaydan bir espri konusu çıkardığı vurgulandı.