| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Herkesin kafası karışınca
Kompartımanda birbirini tanımayan dört yolcu var. Bir yaşlı kadın ve adam, bir genç kız ve oğlan. Tren tünele girince, bir öpücük sesi ve ardından kuvvetli bir tokat sesi duyuluyor. Tünelden çıktıklarında delikanlı kıpkırmızı olan yanağını ovuşturuyor. Yolcuların her biri farklı düşünüyor. Yaşlı kadın: "Karanlıkta delikanlı genç kızı öptü ve tokadı da yedi..." Genç kız: "Delikanlı, ben zannederek ihtiyar kadını öptü ve tokadı yedi..." Delikanlı: "Genç kızı ihtiyar adam öptü ama, o benim öptüğümü düşünerek tokadı bana vurdu..." Yaşlı adam: "Kendi elimi öptüm, delikanlıyı tokatladım, hem de herkesin kafasını karıştırdım..." Bu da nereden icabetti diye düşünmeyin. 2000 sefer sayılı Türkiye adlı tren, tut ki az önce tünelden çıktı ve herkes, duyduğu öpücük sesiyle tokat sesini kendince yorumlamaya çalışıyor. Demirel adlı ihtiyar yolcu da "Ulan helal olsun bana" diyerek kendi zekasına duyduğu hayranlığı arttırıyor, "..herkesin kafasını nasıl da karıştırdım!.."
Şimdiden özledik
Geçen hafta üç gün ayrı kalmamızın sebebi, bir aile büyüğümüzü kaybetmemizdi sevgili dostlar. Ânî bir kalp krizi, anneannemiz Ayşe Kıymet Çebi'yi aramızdan aldı. Haber veremediğim için mazur görmenizi rica ederim. Geceyarısı uzun uzun çalan telefonda iki ihtimal vardır. Ya can sıkıntısı içinde yüzen bir telefon sapığı, ya da bir yakınınızın vefat haberi. Bize bu sefer ne yazık ki ikinci ihtimal düştü. Sevgili anneannemizin vefatından bir gün önce şu satırları yazmıştım: "Bugün 29 Şubat. Bugünün kıymetini bilin. Bir sonraki 29 Şubatı görmek için, dört sene beklememiz gerekecek. Aramızdan bazıları bekleyemediği için o günü göremeyecek. Belki ben, belki sen..." Allah rahmet eylesin.
İkinci önemli ders: Yağmurda otostop
Bir gece, geç vakit otoyol kenarında duran bir zenci kadın gördüm. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmura rağmen, bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye çalışıyordu. Geçen her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum. 60'lı yıllarda bir beyazın bir zenciye hem de Alabama'da yardıma kalkışması pek olağan şeylerden değildi. Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi durağına bıraktım. Ayrılırken ille de adresimi istedi. Verdim. Bir hafta sonra kapım çalındı. Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi armağanda: "Geçen gece otoyoldaki yardımınıza teşekkür ederim. O korkunç yağmur sadece elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam etmişti. Kendime güvenimi yitirmek üzereydim, siz çıkageldiniz. Sizin sayenizde ölmekte olan kocamın yatağının başucuna zamanında ulaşmayı başardım. Biraz sonra son nefesini verdi. Tanrı bana yardım eden sizi ve başkalarına karşılık beklemeksizin yardım eden herkesi kutsasın!.. En iyi dileklerimle, Bayan Nat King Cole."
Mini mini bir test
'Ben bir işe girersem adamın anasını ağlatırım' sözü hangi amaçla söylenmiştir? a) Antep'e açık farkla yenilen FB'lileri uyarmak için
Ranza
Karadenizli bir belediye başkanının doktor olan biraderi askere gitmiş. Daha ilk günlerde, yatakhanedeki ranzasını, tarus turus sesler çıkartarak çekerken gören arkadaşı "Ne yapıyorsun?" diye sormuş. - Yastığı koyduğum yere pencere denk geliyor. Başım üşümesin diye ranzayı çeviriyorum, ayak kısmını o tarafa getireceğim. (Başkanın ve kardeşinin adını vermiyoruz. Merak eden, Erol Olçak'ı arayıp öğrenebilir. Erol'u tanımayanlarsa, bunu bir fıkra olarak kabûl edebilir.)
Fikriyat
Herşeyi bölüp parçalama alışkanlığımız bakalım nereye kadar gidecek... "Fikriyat"ı da böldük ve "fikri" bölümünü attık. Şimdi bizi işin "yat" kısmı ilgilendiriyor. (Karga)
GEÇEN AYIN EN VECİZ SÖZÜÖmür biter, 28 Şubat bitmez!
mseker@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|