| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
İkizler burcu
Bir mason tanıdığım, daha önce rastlamadığım bir deyimden söz ettiğinde zihnimin bir köşesine not etmiştim. Masonlukta 'ikiz' kavramı önemliymiş... 'İkiz', aynı gün tekriz edilen (mason olan) ve matrikül defterinde birbirinden sonra kaydı düşülen iki kişiye denirmiş... O iki kişi, masonluk serüvenlerinde birbirinin kefili gibi bir şeymişler... "Matrikül defterindeki üyelik sayfası yayınlandığı için bilirsiniz" demişti o tanıdığım, "Süleyman Demirel ile Dr. Şekür Ökten aynı sayfada yer almışlardı. İşte onlar 'ikiz' sayılırlar..." Acaba, Bülent Ecevit ile Süleyman Demirel'i birbirinin 'ikizi' saymamızı gerektirecek bir birliktelikleri söz konusu mudur? Her ne kadar 'ikiz' deyimini masonluktan ödünç aldıysam da, Ecevit ile Demirel beraberliğinin biraderlikten geldiğini sanmıyorum. Bülent Bey'in ezoterik ve felsefi düşüncelerle zihni ilgisi varsa da, bu ilginin ilk bakışta kendini felsefi bir kuruluş olarak tanıtan Mason Derneği üyeliğine sevk ettiğini düşünemiyorum. Kendisinden 'Demirel uzmanı' diye söz ettiğimde terslemek yerine "Teşekkür ederim" cevabını veren kıdemli siyasetçi bir dostum var; o son zamanlardaki 'ayrılmaz ikili' görüntüsünü 'nesil farklılığı' ile irtibatlandırıyor ve olan biteni "İhtiyarlar dayanışması" olarak tanımlıyor... "İhtiyarlar böyledir, dayanışırlar; bizde de olan bu mirim" diyor... Ona göre, biri gidince diğerlerine de sıra geleceği endişesiyle böyle davranırmış yaşlılar... Benim aklıma 'ikiz' kavramını getiren bundan öte bir şey... Demirel ile Ecevit, tam kırk yıl, biri sağda diğeri solda, ülke siyasetini belirlediler... 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri onların kavgaları yüzünden yaşandı ülkemizde. Her iki darbe öncesi sağda ve solda vuruşanlar vardı ve solcular "Bu düzen değişmeli" diyen 'devrimci' Ecevit'ten etkileniyorlar, sağcılar ise "Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz" diye meydan okuyan Demirel'den cesaret alıyorlardı... Siyasi gözlemcilerin üzerinde ittifak ettiği bir nokta var: 12 Eylül öncesinde, Demirel ile Ecevit karşı karşıya gelmeyi kabul edip birbirlerini dinleselerdi darbe olmazdı... Onlar kavgalarını sürdürürken Kenan Evren ve arkadaşları da ortalığın biraz daha karışmasını bekliyordu... 12 Eylül sonrası bile yakınlaşmadı iki lider; taa ki, 18 Nisan seçimleri öncesine kadar... Demirel ile Ecevit'i benim gözümde 'birbirinin ikizi' haline getiren dönüm noktası yaklaşık bir yıl öncesinin işi... Meclis'te bakanlar kurulu koltuklarını ancak dolduracak sayıda milletvekili bulunan DSP'nin tek başına hükümet kurmasına Demirel'in geçit vermesi ile başladı 'ikizler' süreci... Şimdi de, devlet işlerini bile bir tarafa bırakmış durumda Bülent Bey; derdi Süleyman Bey'i en az beş yıl daha Çankaya'da korumak... Bir 'ikizlik' durumu var, ama nereden... Geçen gün, Faruk Bildirici'nin hazırladığı ve Doğan Yayıncılık tarafından çıkartılan "Kuzum Bülent: Ecevit'e aileden mektuplar" kitabını okurken zihnim epey gerilere doğru bir yolculuğa çıktı. Bülent Bey, Henry Kissinger'in başında bulunduğu sempozyumlara katılmak üzere sekiz aylığına Harvard Üniversitesi'ne dâvet edilmişti 1957'de... Rockfeller burslusuydu. Süresini doldurmadan, o yıl yapılan seçimlerde aday olabilmek için, ülkeye dönmüş Bülent Ecevit... Sonrası biliniyor: O tarihe kadar siyasetle ilgisi gazete yazarlığıyla sınırlı Ecevit, CHP'den milletvekili, bakan oldu, daha sonra partinin başına geçti, başbakanlığa yükseldi... 40 yıl sonra yine başbakan... Acaba, Bülent Ecevit Amerika'da Rockefeller bursuyla Kissinger'ın sempozyumlarına katılırken, Süleyman Demirel neredeydi, ne yapıyordu? Süleyman Bey'in de eski ABD başkanı Eisenhower'in adını taşıyan bir kuruluştan aldığı bursla o yıllarda AB'ye gittiğini biliyoruz. Ülkemizin ilk 'Eisenhower burslusu' Süleyman Sami Demirel'di; bu mâlum... Yıllar sonra Adalet Partisi genel başkanlığına aday olduğunda, rakipleri "Demirel masondur" iddiasına dayanak ettikleri 'ikizi' Dr. Şekür Ökten'le birlikte yer aldığı matrikül defteri sayfasını belge olarak dağıtırken, onu destekleyenler de Süleyman Bey'in burslu olarak gittiği ABD'de Amerikan başkanıyla çekilmiş fotoğrafını çoğaltarak delege avına çıkmışlardı... Bülent Ecevit'in, uzun siyasi geçmişine rağmen, ABD tarafından, 1980 sonrasında bir kere daha sınandığını kendi anlatımından biliyoruz. 1984'te, senaryosu muhayyel bir adada geçen bir televizyon programı bahanesiyle sınamışlar Amerikalılar kendisini ve "Asker desteğiyle ülkenin başına geçmeye ne dersin?" diye açıkça sormuşlar... Süleyman Demirel'in benzer bir sınamaya tâbi tutulup tutulmadığından ise haberdar değilim... Bildiğim tek şey, ABD büyükelçisi Mark Parris'in, Doğan Medya Grubu'ndan bir grup gazeteci karşısında geçen hafta sarf ettiğini duyduğum, "Hükümetim Türkiye'de istikrar ister" sözü... Her iki politikacı da, 1975'te İzmir/Çeşme'de yapılan Bilderberg toplantısına katılmışlar, sonrasında da 'gizlilik yemini'ne sâdık kalmışlardı... Mason tanıdığımın vaktiyle aktardığı bir kavram başıma neler açtı, gördünüz... Demirel ile Ecevit'in davranışlarında 'ikiz' kavramını akla getiren bir yön var, ama benzerlik nereden? Acaba, iki kıdemli politikacımız hangi burçtan? 'İkizler' burcundan olmasınlar sakın?
tkivanc@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|