YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Demirel'in iç hesaplaşmaları

Demirel'in Çankaya'yı boşaltmaya hazırlandığı şu günlerde, yoğun bir iç hesaplaşma yaşadığı ve kendi kendisini aklama arayışında olduğu düşünülebilir. Kendisine verilen plaketleri şükranla karşılıyor, bunları "aklama" vesilesi olarak değerlendiriyor, küçük gruplarla görüşüp ismi etrafında bir sempati halkası oluştuğunu vurgulamaya itina gösteriyor ve "Bugüne kadar hizmetler yaptım, iyi yapmadın diyene de rastlamadım" diyor. "İyi yapmadın" diyecek olanlara da peşinen "Canları sağolsun" diye mukabelede bulunuyor. "Bu ülkenin her kişisini ve köşesini kucakladım. Bu ülkenin bütün insanlarına eşit mesafede kaldım ve yaklaştım." sözü de ona ait.

Toplum vicdanında aklanmış olmayı çok istiyor Demirel. Belki bu yüzden, Abdullah Gül'ün kendisini tam da bu yönden merhum Özal'la kıyaslayan yazısına çok sert cevap vermişti.

Aslında bu, tabiî bir durum. "İnsan kendi kendisini beğenmezse çatlar ölür" der halkımız.

Doğrusunu söylemek gerekirse, biz de, 50 yıldır ülke siyasetinde etkin olmuş, son 7 yıldır Cumhurbaşkanlığı gibi zirve bir makamın sorumluluğunu üstlenmiş bir kişi hakkında hep olumlu şeyler yazmak isteriz. Bu, her şeyden önce bu ülkenin insanı olarak beklentimiz. Çünkü iyi şeyler yazmak demek, o kişinin ülkeye iyilikler yapması demektir. Bir Cumhurbaşkanının, ülkenin her kişi ve köşesini kucaklayabilmiş olması elbet mutluluk verir, eğer bunu gerçekleştirebilmişse... Ayrıca, arkadan yazar veya konuşurken, bizim insan ilişkilerindeki üslûbumuz da, olumlu şeyleri seslendirmeyi öngörür. Yani bir sabık Cumhurbaşkanından bahsederken, hep olumsuz şeyleri hatırlatmak, hangi ülkenin insanına, yazarına mutluluk verir... kaldı ki, iyiliklerden bahsetmek insanın yüreğini genişletir, yanlışlıklardan bahsetmek ise daraltır... Eminim ki, Özal'ın arkasından ağlayan insanlar bile bir gönül ferahlığı hissediyorlardı. Çünkü olumlu yönleri ağır basan bir insanla bütünleşme duygusu yaşıyorlardı.

Şimdi Demirel'e bakıyorum, Demirel'i düşünüyorum, kendi erdemlerini kendisi sayma gereği duyuyor. Ben sanıyorum ki, bizzat kendi içinde bir yerlerde yıkıntılar var. Onların bir biçimde savunmayla tamir edilmesi gerekiyor.

5+5 tartışmasında, kamuoyunun çok geniş bir kesimi hükümet yaklaşımına karşı çıktı. Üstelik medyanın önemli bir kesimi de hükümetin yanında yer almışken...Neden? Bunda Demirel'in yeniden cumhurbaşkanı olmasına yönelik tepkinin payı görmezden gelinebilir mi? Hatta 5+5'i ilke olarak kabul edenler bile, bu yoldan Demirel gelir diye, formülü reddettiler. ANAR'ın yaptığı en son anket, Demirel'in görev süresinin uzatılmamasına yüzde 56.7'lik bir kesimin olumlu baktığını, yüzde 31.3'lük bir kesimin ise olumsuz baktığını gösteriyor. Düşünülmeli ki bu rakamlar, Demirel'in 7 yıllık bir "gündemde kalış" süresinin ardından çıkıyor. Demirel, bu rakamların çok daha farklı çıkmasını istemez miydi?

Demirel, 5+5'in tartışıldığı günlerde bir tv kanalında gençlerle ekrana çıktı ve gençlerin şok tepkisini gördü. Neydi bu tepkinin arkasındaki sebep?

"Herkesi kucakladım" diyor Demirel. Ben bunu önemsiyorum. Yani bir ülkedeki her insanın, cumhurun, cumhurbaşkanı tarafından kucaklandığını hissetmesini önemsiyorum. Yani kendisini zenci gibi, ikinci sınıf insan gibi hissetmemesini, örselenmişlik, dışlanmışlık duygusuna kapılmamasını... Acaba öyle mi hissetti ülke insanı geçen yıllar içinde kendisini... "Aile fotoğrafı" tanımlaması bizzat Demirel'e ait. Pek çok ortamda bu tanımlama gündeme geldi ve insanlar, Demirel'in aile fotoğrafıyla bütünleşememe duygusunu seslendirdiler.

Ama Demirel'e yönelik duyguların soğumasında, 28 Şubat sürecinde üstlendiği rolün çok daha belirleyici olduğu muhakkak. Bugünkü Demirel, kendi iç hesaplaşmasında da, Demirel'in bir on yıl öncesi ile keskin çelişkiler içine sürüklenmişse, ortaya çıkan toplum burukluğuna ne denebilir? Gönülleri yıkılmış başörtülü öğrenciler-kamu görevlileri ne hissetmeli Demirel ismini duydukarında? 28 Şubat süreci mağdurları diye bir vakıa var ve Demirel'in ismi 28 Şubat süreci ile bütünleşmiş durumda... Ve şimdi "Herkesi kucakladım" söylemi... Öyle bir kucakladı ki sayın Demirel, kimilerimizin kaburga kemikleri kırıldı... Camokan'ın kucaklaması gibi...

Demirel, "Bundan böyle tarafsızlığım kalkıyor, ithamlara cevap vereceğim" diyor. Dünkü "tarafsızlığı" da toplum nezdinde tartışmalıydı, ama demek ki, bundan böyle daha da "tarafgir" olacak. Diğer bir ifadeyle, demek ki bundan böyle daha çok tartışılacak...

Bunu tercih etmesini gerçekten kendisi için doğru bulmadığımı ifade etmeliyim. Çünkü daha çok aşınacak. Eminim, o zaman, şu an Cumhurbaşkanlığının gölgesinde bulduğu itibarda da yaralanmalar olacak. Hele şu an onu meydana çağıran ekipler ya da ünlü aile fotoğrafında yer alanların toplum nezdindeki itibarları dikkate alınırsa...

Daha önce de söyledim, insanın "tevbe" için zamanı olmalı... Bunu dini bir terim olarak görürseniz, "özeleştiri" diyebilirsiniz; insanın özeleştiri için zamanı olmalı.... Bu kayıp sayılmaz. Bu, toplumla yaralanmış ilişkileri yeniden inşa etmeye imkân verir belki... Sonra belirli bir vakar içinde, ülke meselelerine çözüm önermek... Bunlardır itibar inşa edecek yönelişler...

Demirel'i, otobüsün üzerinden yarı beline kadar sarkmış, öfkeli nutuklar verirken, ya da ne bileyim ben, başörtülü bir bayan millevekilini "provokatör"lükle suçlarken tahayyül etmek bile, kendisi adına insanın yüreğini yoruyor. Demirel'li bir siyasi hareket yüzde kaç oy alır ki?

Bir Cumhurbaşkanının ardından, daha iç rahatlatıcı şeyler yazamadğım için üzgünüm.

BİR AÇIKLAMA:

Nazlı Hanım'ın dünkü yazısında, benim 02/05/2000 tarihli yazımdan yola çıkarak bir değerlendirme yapıldı. Nazlı Hanım, benim yazımda yer alan "merkeze yakın isim" tanımlamasının FP İstanbul İl başkanı Numan Kurtulmuş olabileceğinden yola çıkarak sayın Kurtulmuş'la ilgili bazı öngörüler geliştiriyordu. Nazlı Hanım'la bu konuda herhangi bir görüşmem olmadığını, isimlendirme konusundaki tavırlarının kendilerine ait olduğunu, benim, şu anda, yazımdaki kişiyi açıklamama konusundaki tavrımı sürdürmeyi tercim ettiğimi belirtmek istiyorum. Bence değerlendirmelerimize esas teşkil eden bilgi, kişiden önemliydi. En azından şu anda...


5 Mayıs 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Ahmet Taşgetiren

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...