YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

... ve ithalat patladı

Yılın ilk iki ayında ithalat kelimenin tam anlamıyla patladı. İhracat ise yerinde sayıyor. Hatta Şubat ayı ihracatı bir önceki yılın aynı ayına nazaran %5.2 oranında azaldı.

Şubat sonu itibariyle ithalatımız 1999 yılına göre %41.6 oranda arttı. Artış kelimesi olayı anlatmakta yetersiz kalıyor. İthalat adeta şahlanmış durumda.

İthalatta meydana gelen patlama hem Ocak ve hem de Şubat ayında gerçekleşti. Bunun anlamı ithalattaki artışın ivme kazandığıdır.

İhracattaki azalma ve ithalattaki büyük artışın birlikte ortaya dış ticaret açığı ve cari işlemler açığını büyütüyor. Sonuçta ülkeye giren döviz azalıyor, ülkeden çıkan döviz artıyor. Ülkenin döviz açığı ve ihtiyacı büyüyor.

Beklenen sonuç

Hatırlarsınız, Merkez Bankası'nın yeni kur ve para politikasını tartıştığımız yazıda ithalatta patlama yaşanacağını çok açık bir şekilde yazmıştık.

Son iki yıldan bu yana TL aşırı değerlenmişti. Merkez Bankası'nın dövizin fiyatındaki artışın yani devalüasyonun %20 oranında sınırlandırılacağını açıklamasından sonra TL deki aşırı değerlenmenin artacağı beklenen bir gelişme idi. Nitekim ilk üç ayda enflasyon oranı %13.5'e ulaşmasına rağmen, döviz sepetindeki artış %3.7 oranında kaldı. Döviz nispi olarak ucuzladı. Zaten ucuzdu. TL ise daha da pahalandı. İthal malların tüketilmesi cazip hale geldi. İhracat ise cazip olmaktan çıkıyor.

İthalattaki artışa neden olan faktörlerden birisi de paranın gidecek yerinin olmamasıdır. Döviz artışı 2000 yılı boyunca sadece %20 oranında getiri sağlayacaktır. Döviz tutmak karlı değil. Faiz oranları %30'a kadar düştüğü için parayı çekemiyor. Altın dövize bağlı olduğundan, dövizin cazip olmamasının nedeni altın için de geçerli.

Peki, özellikle kamu kağıdından çıkan para nereye yöneldi.

Otomobil ve gayrimenkul alımına.

Henüz tüketimde ciddi artışlar olduğuna dair işaretler yok. Ancak bankaların bireysel kredilere yönelmeleri ve kredi kullanımını teşvik etmeleri nedeniyle kredili satışlarda hissedilir artışlar meydana geliyor. Ancak bunlar ekonomide durgunluğu sona erdirecek seviyede değil.

Döviz ucuz olunca da özellikle otomobil sektöründeki artışın önemli bir oranı ithal otomobile yöneliyor. Otomobil ithalatındaki %90 oranındaki artışın izahı budur.

Büyüyen dış ticaret açığı

Çarpık kur politikası en büyük darbeyi dış ticaret açığını büyüterek yapıyor. İki aydaki dış ticaret açığında ortaya çıkan artış oranı %219. Geçen Yıl 593 milyon dolar idi, bu yıl 1.796 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı %78'den %53'e düştü. İhracatımızın iki katı ithalat yapıyoruz.

Bu hızla giderse dış ticaret açığımız 20 milyar doların üzerine çıkar. Aşırı değerli TL turizm gelirlerini de olumsuz yönde etkileyecek, buna mukabil turizm harcamalarını artıracak. Nitekim ilk iki ayda yurt dışına çıkan Türk vatandaşların sayısında ithalattakine benzer patlama yaşanırken, ülkeye giren yabancı turist sayısı %20 oranında azaldı.

Önceki yıllarda dış ticaret açığı, turizm gelirleri ve işçi dövizleriyle büyük oranda kapanırdı Turizm gelirleri ve işçi dövizleri azaldığına göre nasıl kapanacak dış ticaret açığı? Yurt dışından borçlanarak tabi. Üstelik yüksek faizle, üstelik ülkemizi siyasi boyunduruk altına sokacak şekilde dış borçlarımızı arttırarak. İster kısa vadeli olsun, ister uzun vadeli, hiçbir dış borç kaşımız için verilmez. Hele çaresiz kalmışsanız bedeli çok ağır olur.

Tehlikeli gidiş

Ülkemiz döviz darboğazından çok geçmiştir. Döviz girdisinin yeterli olmaması nedeniyle büyük ekonomik krizler yaşadık. Hatta askeri darbelerin döviz darboğazı sonrasında geldiği dahi iddia edildi.

İddialar bir tarafa, büyüyen döviz açığı ve talebi er yada geç mali piyasaları çökertecektir. Cari işlemler açığı için dışarıdan borç alınacak. Tekrar alınacak. Bir daha alınacak. Sürekli yabancı kaynakla finansman olmayacağına göre, zamanı geldiğinde döviz fiyatı ile birlikte mal ve hizmetlerin fiyatları yani enflasyon da tırmanışa geçecek.

Beyler bu gidiş tehlikelidir. Hem de çok tehlikeli. Gelin sonu olmayan bu politikadan vazgeçin.

Enflasyon uğruna 1999 yılında milli geliri tarihi bir oranda düşürdünüz. 2000 yılını da negatif olarak kapatacağız büyük ihtimalle. Enflasyonu düşürdüğünüz de söylenemez. Düşse dahi bu kadar yüksek maliyete değmez.

Hükümetin eli kolu neden bağlı? IMF'in dikte ettirdiği kararların uygulanmasını takip ve IMF'ye teftiş raporları peşinde

Çok sivri bir kelime olmasa yapılanın ihanet olduğunu söyleyeceğim ama dilim varmıyor. Bile bile lades. Başka türlü izah etmek mümkün değil.


5 Mayıs 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Nurettin CANİKLİ

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...