![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Uğur Mumcu tasfiye aracı mı?Uğur Mumcu'nun katilleri yakalandı. Uğur Mumcu'nun katilleri daha önce kaç kez yakalanmıştı? Abdullah Çatlı'dan Abdullah Argun Çetin'e, Oral Çelik'ten Haluk Kırcı'ya, onlarca isim Uğur Mumcu suikastinden sorumlu tutulup refüze edilmiş, bir şekilde "işlerinin bitirilmesi" sağlanmıştı; arada "garnitür" kabilinden bir iki de İslamcı örgüt zikredilmişti. Çetin Emeç için de, yanlış saymadıysam, değişik zamanlarda, on civarında "zanlı" gözaltına alınmış, ne tesadüftür ki, hepsi de suçunu itiraf etmişti. Emeç'e uygun bir katil henüz bulunamadı. Bulunacak... (!) "İtiraf" dedim de aklıma geldi. Bir semt karakolunda ele geçirdiği "basit bir sopayı" (Benzetme İstanbul Valisi Erol Çakır'a aittir) işkence kanıtı olarak gösterip, ülkesiyle milletiyle devletin bölünmez bütünlüğüne halel getiren Sema Pişkinsüt Hanım, boş bir vaktinde cezaevlerini ziyaret edip, şu Çetin Emeç itiraflarının nasıl elde edildiğini de bir araştırabilir mi? Emeç'e uygun katil bulamadık ama, Uğur Mumcu'yu öldürenleri ele geçirdik... Aman iyi... Yakalananlardan ikisinin İran'la bağlantıları varmış. Ancak, yakalanan kişilerin kimliği "savaş çıkarabilecek kadar önemli" olduğu için, İstanbul 6 nolu DGM "soruşturmanın selameti" açısından habere "acilen" yayın yasağı koymuş. İyi ki yayın yasağı koymuş... Tuncay Özkan'ın gazetesi dün aralarında (kapanan) günlük "Selam gazetesi"nin kimi sorumlularının da bulunduğu bir dizi isim sıralıyordu. Bu isimlerin yanında, elbette, bir de "İran yanlısı" muhayyel Selam örgütü. Hadi spekülasyon olmasın, "yayın yasağı"na uyalım... Peki, Polis'in önceki gece başlattığı sol bir örgüte yönelik "Uğur Mumcu operasyonu"nu nereye koyacağız? Allah aşkına kim öldürdü bu Uğur Mumcu'yu? İran'la bağlantılı İslamcı örgütler mi? Solcular mı? PKK'lılar mı? Öyle ya, "zanlılar" listesinde PKK'nın da adı geçiyordu bir tarihte... Apo'nun yakalanmasıyla oluşan zımni "sulh ortamı" PKK'lıları Uğur Mumcu töhmetinden kurtardı. Darısı, diğer muhalif grupların başına... Neredeyse "gelenekselleşti." Her yıl bir iki grup, bir iki örgüt, bir iki cemaat Uğur Mumcu cinayetinden sorumlu tutulur. Ardından geniş tutuklamalar başlar. Bazı "ipuçları" elde edilir. Sonra, bu ipuçlarının İran'a çıkması/çıkarılması sağlanır. Basın dezenforme eder, iş büyür... Derken İran'la savaş noktasına gelinir. Bu arada muhalifler sindirilmiş, demokratik talepler askıya alınmıştır. Süreç, İran Büyükelçisi'nin Dışişleri konutuna çağrılıp azarlanmasıyla noktalanır. Uğur Mumcu, "C-4" adı verilen plastik bir patlayıcıyla öldürülmüştü; ama, bu tip patlayıcıların nerede imal edildiği, bomba imha düzeneğinin kim tarafından hazırlandığı, hangi istihbarat örgütlerinin bu patlayıcıları kullandığı pek merak edilmez. Hep belli bir ülke, belli bir mahfil suçlanır, ama Türkiye'de geniş "operasyonel" altyapısı bulunan bazı dost ve müttefik ülkeler bu suçlamalardan "özenle" muaf tutulur. Aslında, Uğur Mumcu kimsenin umurunda değildir... Uğur Mumcu, kimilerinin gözünde, muhalif gruplara yönelik sindirme ve gözdağı operasyonlarını meşrulaştırmak için "hin-i hacet"te saklı tutulan bir "tasfiye aracı"dır hâlâ ... Yoksa, Apo'yu Kenya'lardan derdest edip getirecek kadar güçlü bir mekanizma, istese, katillerin kim olduğunu, suikasti hangi "dost" servisin örgütlediğini ortaya çıkaramaz mıydı bugüne kadar?
akekec@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|