|
|
 |
AB'ye Osmanlı ilhamı
DİYANET İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz'ın konuşmasıyla sona eden Uluslararası Avrupa Birliği Şûrası'nda dinlerarası hoşgörüde Osmanlı modeli örnek olarak gösterildi.
İSTANBUL- Osmanlı İmparatorluğu'nun asırlarca başarıyla uyguladığı "hoşgörü sistemi" Uluslararası Avrupa Birliği Şûrası'nda "örnek alınacak bir model" olarak nitelendirildi. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyum sürecine katkı sağlamak amacıyla düzenlenen Uluslararası AB Şûrası dün sona erdi. The Marmara Oteli'nde beş gün devam eden şûranın kapanış toplantısına Demokratik Sol Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Tan ile Fazilet Partisi İstanbul Milletvekili Nevzat Yalçıntaş da katıldı. Şûraya Avrupa'dan katılan misafirler ile milletvekillerinin değerlendirmelerinin ardından Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz kapanış konuşmasını yaptı.
"Önyargılardan uzak durun"
Yılmaz yaptığı konuşmada, kaynağı aynı olan semavi din mensuplarının, AB ailesinde barış, huzur ve kardeşlik duyguları içinde birlikte yaşamalarının, Avrupa uygarlığının güçlenmesine büyük katkı sağlayacağını söyledi. Komisyon raporlarının düzeltilmesiyle oluşturulan karar metninde, Osmanlı "millet sistemi" içerisinde çok sayıda farklı etnik kökene mensup toplulukların, dil ve dinlerini koruyarak, asırlar boyunca birlikte yaşama becerisi gösterdikleri hatırlatılarak, bu tecrübe birikiminin, Türk milletinin bugün olduğu gibi gelecekte de, başka topluluklarla birlikte yaşama örneği verebileceğinin kanıtı olduğu vurgulandı. Raporda, tarihi, kültürel zenginlikleri yanında toplumlarla birarada yaşama konusunda deneyimli olan Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğinin gerçekleşmesinin AB'ye üye ülkeler için büyük bir kazanım olacağı belirtildi.
TAVSİYE KARARLARI
Toplumumuzun geçmişinde hakim olan uzlaşmacı ve rasyonel İslam anlayışının, bugün daha geliştirilmesi, hem iç barışın pekiştirilmesini, hem de diğer kültür ve dinlerle olumlu ilişkilerin kurulmasını sağlayacaktır.
Günümüzde dinin anlaşılması için tarihsel süreçte oluşan dini düşünce ve anlayışın, arka plandaki toplumsal şartları da gözönünde bulundurarak, eleştirel bir bakış açısıyla yeniden değerlendirilmesine ihtiyaç vardır.
Dinin doğru anlaşılması Avrupa Birliği'ne üye olma sürecinde ayrıştırıcı olmaktan ziyade bütünleştirici bir işlev üstlenecek, tarafların karşılıklı olumsuz ve önyargılı tavırlardan uzaklaşmasına yardımcı olacaktır.
DİB, ülkemizde, moral değerlerdeki çöküntü nedeniyle ortaya çıkan reaksiyoner ve radikal yeni oluşumlara karşı daha etkin olmalı.
Günümüz problemlerinin çözümünde bir içtihad şûrası fonksiyonu görmesi gereken Din İşleri Yüksek Kurulu'na yeterli sayıda kadro tahsis edilmeli.
AB ülkelerindeki gelişmelerin gözlenebilmesi için Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde bir AB Dairesi oluşturulmalı. Brüksel'de uluslararası ilişkilerde deneyimli kişilerden oluşan bir temsilicilik kurulmalıdır.
TRT 4'te yayınlanan Diyanet Saati programı daha çok izlenen bir kanala alınıp, süre ve içerik olarak da zenginleştirilmeli. Ayrıca, DİB'e bir TV tahsis edilmesi için yasal düzenlemenin başlatılması konusunda gerekli girişimlerde bulunulmalı.
Türkiye, insan haklarına saygıyı en iyi şekilde tatbik ederek uluslararası toplumun bu konudaki iddialarından kurtulmalı.
Bazı İslam ülkelerinde ortaya çıkan münferit terör ve şiddet olaylarının, İslami değerler açısından kabul edilemez olduğu ve bütün Müslümanlar'a teşmil edilemeyeceği vurgulanmalı.
AB bir Hıristiyan topluluğu olarak görülmemeli.
|
 |
|