![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Üst Kurul göreveHafta içinde bir arkadaşımın başından geçenler bankacılık sektöründe yaşanan sıkıntıları bütün açıklığıyla ortaya koyması bakımından oldukça önemliydi. Telaşla yanıma gelen arkadaşım, geçen yıl özel bir bankada hesap açtırmış, geçtiğimiz günlerde de hesapta biriken parasını çekmek için bankaya gitmiş ancak 4 gün süren bir oyalama taktiği ile parasını alamamış. Bankanın parayı neden ödemediği konusu üzerinde konuşurken, laf döndü dolaştı hesap cüzdanına geldi. Cüzdanı incelerken bir nokta çok dikkatimi çekti. Cüzdanda "Bahreyn" yazıyordu. Aklıma hemen, devletin 5 bankaya el koymasının arkasından ortaya çıkan offshorezedeler geldi ve arkadaşıma sordum; "Bu Bahreyn ne anlama geliyor?". Arkadaşım bunun ne anlama geldiğini bilmiyordu. Yaptığım araştırmalar arkadaşımın parasının da offshore hesaba kaydırıldığı sonucunu ortaya çıkardı. Burada bankanın ismini vermek istemiyorum. Çünkü, şunu çok net söyleyebilirim ki; bir çok banka halen offshore hesap kullanıyor ve bundan mevduat sahiplerinin de haberi yok. Arkadaşımın parasını yatırdığı banka da, yaklaşık 10 yıldır bu yöntemi kullanıyor. Offshore bankacılık, sektörde öncelikli olarak ele alınması gereken konuların başında geliyor. Çünkü bir çok banka, mevduat sahiplerinden habersiz bir şekilde, sadece kendi çıkarları için, bu yola başvuruyorlar. Bu konuyla ilgili olarak bankacılık uzmanlarıyla görüştüm. Hepsinin ortak düşüncesi; offshore bankacılığın, diğer bir söyleyişle "Kıyı bankacılığı", "kara para aklama" ve "vergi kaçırma" konusunda en çok başvurulan yol olduğu. Uzmanlar özellikle bu konuda en çarpıcı örneklerin de Kıbrıs'ta olduğunu söylüyorlar. Kıbrıs'ta bir kasa ve bir masadan ibaret banka sayısı giderek çoğalıyor.Evet, bankacılık sektörünü düzene sokma ümidiyle oluşturulan Bankacılık Üst Kurulu'nun devlet güvencesi altında olmayan offshore hesap konusuna, öncelikli olarak el atmasını ve zedelerin çoğalmasının önüne geçmesini bekliyoruz.
Suçlu Çağlar mı, yoksa Günay mı?!Bugünkü görüntüye bakıldığında devletin el koyduğu bankalar arasında, devletin zararının karşılanması bakımından en fazla uğraş verilen banka İnterbank olarak görülüyor. Bunda, İnterbank'a el konduktan sonra devlet tarafından bankanın başına getirilen Kadir Günay'ın çok büyük bir payı var. Günay, bankanın sahibi Cavit Çağlar'ın bankası aracılığıyla devlete verdiği zararı tahsil edebilmek için Çağlar hakkında bir çok dava açtı. Ancak geçtiğimiz günlerde öğrendiğim bir bilgi beni çok şaşırttı. Çağlar, devletin kendisine verdiği yetkileri kullanarak görevini yapmaya çalışan Kadir Günay hakkında 25 ayrı tazminat davası açmış. Kısacası Çağlar durumu kişisel bir kine dökmüş. Açılan davaların hepsi de, Günay'ın basına verdiği demeçler yüzünden açılmış. Ne diyelim, işte böyle bir ülkede yaşıyoruz.
Bu gidişe kim dur diyecek?Geçtiğimiz haftaki köşemizde, birinci GSM 1800 lisans ihalesinde yaşanan bir olaya yer vermiştik. İhale hengamesinde gözden kaçan gelişmeye göre, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a yakınlığı ile tanınan Global Menkul Kıymetler, İş Bankası'nın ihalede 2.5 milyar dolar teklif vereceğini daha önceden öğrenmiş ve bankanın hisselerini satın almıştı. Global, İş Bankası'nın ihaleyi kazanması ile birlikte hisseleri satmış ve çok büyük bir kazanç sağlamıştı. Bu konuyla ilgili olarak hafta içinde taraflardan herhangi bir açıklama gelmedi. Biz, bu skandalla ilgili yeni bilgilere ulaşmaya çalışırken, geçtiğimiz hafta içinde yeni bir skandal daha yaşandı. İkinci GSM 1800 lisans ihalesi için Ulaştırma Bakanlığı'nın açtığı ihaleye katılan Genpa konsorsiyumunun içinde yar alan Demirbank, borsadaki spekülasyonlarla çok yüksek kazanç elde etti. İlk olarak Ulaştırma Bakanlığı'na başvurarak, "ihaleyi alacağız" dediği iddia edilen ancak daha sonra bundan vazgeçtiği ileri sürülen Genpa konsorsiyumundaki Demirbank hisselerindeki ani yükseliş ve ihale sonrası yaşanan düşüş, skandalın özünü oluşturuyordu. Hatta bu iddialar o kadar yoğunlaşmıştı ki, Ulaştırma Bakanlığı yetkilileri dahi burunlarından soluyordu. Konuştuğumuz bir yetkili, resmen "kandırıldıklarını" söylüyor ve ekliyordu: "İhaleye katılanların bir çoğu borsacı şirketler. Bunlar yeri geliyor, günde 1 milyar dolar kazanıyorlar. GSM ihalesini de buna alet ettiler." Eğer, bu gidişe kimse dur demez ve bu denetimsizlik devam ederse, bu ülkede daha çok skandal yaşanır.
mkelkitlioglu@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|