![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Türkiye'nin ve Sezer'in sınavıTürkiye aylarca "kriz senaryoları" ile yatıp, "istikrar" nutuklarıyla uyandı. Ve sonunda Demirel Güniz Sokak'a, kriz senaryoları ise bitpazarına düştü. Şimdi, demokrat duruşu ve tavrıyla toplumun yüreğindeki değişim umutlarını tazeleyen Ahmet Necdet Sezer cumhurbaşkanı. AB'ye "tam üyelik" yolunda önemli bir "tarih kavşağı"nda bulunan Türkiye, Sezer'in cumhurbaşkanlığı ile yeni bir değişim ve demokrasi rüzgarı estirebilir. Bu konuda Sezer'in arkasında müthiş bir toplumsal destek var. Belki de ilk kez bir cumhurbaşkanı, böylesine toplumsal bir rüzgarla Çankaya'ya çıkıyor. Dolayısıyla bu rüzgar, sadece bir cumhurbaşkanına destekten öte anlamlar ifade ediyor. Her şeyden önce Türk toplumu, 21. yüzyılı "kayıp" bir yüzyıl olarak yaşamak istemiyor. Kabul edelim ki, bu ülkenin daha fazla kaybetmeye tahammülü yok. Çünkü, "kutsal devlet", kelimenin tam anlamıyla dibe vurmuş durumda. Artık bu "tefessüh etmiş" yapıyla 21. yüzyılın dünyasında varolamayız. Elbette bu değişim kolay olmayacak. Nitekim, "kutsal devlet"in kadrolu cilacıları daha Sezer Çankaya'ya çıkmadan, halkın hiçbir zaman bilmemesi gerektiği farzedilen bir "başka Türkiye"nin "önemli dosyaları"nın sayfalarını karıştırmaya başladılar bile. Şimdi bu çevrelerin Sezer'den beklediği, geçmişte "demokrasi manifestosu"nda ortaya koyduğu çağdaş "Türkiye realitesi"ne göre değil, kutsal devletin "Türkiye realitesi"ne göre hareket etmesidir. Doğrusu, Sezer'in arkasındaki toplumsal ve siyasal iradenin neler ifade ettiğini anlamak istemeyenler için söylenecek pek fazla bir şey yok. -Çünkü onlar, kutsal devlet metinlerinin Susurluk kamyonuyla ortalara saçıldığını, çete ve mafya rüzgarlarıyla mahremiyetini kaybettiğini görmüyorlar. -Çünkü onlar, mafyalaşmanın masum, düşünce ve ifade özgürlüğünün "devletin güvenliği"ni tehdit ettiğine inanıyorlar. -Çünkü onlar, "rutin dışına çıkmayı" kutsal devletin amentüsü olarak görüyorlar. -Çünkü onlar, işkencenin devletin bir davranış kalıbı haline gelmesinden adeta gizli bir haz duyuyorlar. -Çünkü onlar için, Türkiye'nin "demokrasi ligi"nden düşmesinde hiçbir beis yoktur. Şimdi Sezer'den beklenen, bütün alanlarda "ıskarta"ya çıkmış olan Ankara merkezli yönetim anlayışını, evrensel hukukun ve çağdaş "demokratik kriterler"in ışığında yeni baştan revize etmektir. Zaten Cumhurbaşkanı Sezer de, geçen yıl yaptığı konuşmada, özgürlüklerin bulunmadığı yerde demokrasinin de olamayacağını açık yüreklilikle ortaya koymuştu. Ancak hemen belirtmekte yarar var, Sezer'in cumhurbaşkanı olmasıyla Türkiye'de her şeyin bugünden yarına "güllük gülistanlık" olacağı şeklinde karşılıksız bir beklentiye de girilmemelidir. Bir kere, her toplumun belli bir "değişim rotası" ve hızı vardır. Hele Türkiye gibi güçlü bir "askeri vesayet" geleneğinden gelen bir ülkelerde, değişim rüzgarının doğru bir rotada ilerlemesi daha da zordur. Ancak Sezer'in, bir değişim dalgasının simgesi olarak cumhurbaşkanı olması başlı başına bir olaydır. İşte Türkiye'yi umutlandıran da budur.
mocaktan@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|