YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Hepimiz Sezer'den başarı bekliyoruz!..

1975 yılındaydık.. Tahran Havaalanı'ndaydık.. İran'ı ziyaret eden, o zamanki Cumhurbaşkanı rahmetli Korutürk'le giden heyetteki bir gazeteciydik..

Devrik Şah Pehlevi, Korutürk'ü karşılamaya gelmişti..

Aynı anda, Şah'ın oğlu ve veliaht olan 10-12 yaşındaki minik-prens de, Mısır'a uçmak üzere, havaalanındaydı..

Başta Başbakan maktul Huveyda olmak üzere, bütün devlet erkanı, sıraya dizildi. Bakanlar, generaller, yüksek bürokratlar..

Hepsi sırayla, o 10-12 yaşındaki çocuğun elini öptüler..

O anda, Atatürk'ün "Cumhuriyet"i seçmekle, ne büyük iş yaptığını, yüreğimden hissettim..

Aynı duyguyu, eski Cumhurbaşkanı Evren'le, Fas'ı ziyaret ederken de yaşamıştım.. Merhum Kral Hasan'ın oğlunun elini de, koca koca adamlar, bakanlar, generaller öpüyordu..

"Cumhuriyet rejimi" büyük nimet..

Ama o da yetmiyor..

"Cumhuriyet"i "demokrasi" ile zenginleştirmezseniz, "monarşi" yerine "oligarşi"ler yaratıyorsunuz..

"Seçilmişler"in değil, "atanmışlar"ın iktidarı oluyor, demokrasisi olmayan cumhuriyetler..

Bunu cumhuriyetimizin ilk dönemindeki "Tek Parti" yönetimi ile gördük, yaşadık..

1946'da çok partili demokrasiye geçtikten sonra da, "geçiş dönemi" denilen askeri rejimlerde gördük bunu.. Hem de, iktidarlarının son döneminde, kendilerini "istikrarın ön-şartı" ve muhalefeti "tehdit" biçiminde gören, kadroların anlayışında yaşadık..

Önceki gün Çankaya'dan inip, Güniz Sokak'taki evine giden Demirel, bu "profesyonel deformasyon"un tipik bir örneğiydi..

Demirel, seçilerek iktidara gelmişti. Askeri darbeleri, seçmene dayanarak atlatmış ve her seferinde, yeniden iktidar olabilmişti.

Hem "cumhuriyet", hem "demokrasi", Demirel için, hava kadar, su kadar önemli siyasal hayat kaynaklarıydı..

Ama özellikle son dönemde, bunu unuttu..

Kendini, topluma sunulmuş bir nimetmiş gibi gördü..

Cumhuriyeti savunurken, demokrasiyi unuttu.. "Devlet" derken, "halk" hiç aklına gelmedi..

Birilerine elini öptürürken, bunu çok doğal karşıladığı, yüzündeki hazdan anlaşılıyordu..

Askeri dönemlerdeki susturulmuşluğunun acısını, kendi cumhurbaşkanlığı döneminde susturulanlara hiç önem vermeyerek, çıkarttı kendince..

Halefi Necdet Sezer'e bıraktığı "Çankaya Protokolu", Demirel'in kişiliğinin de bir aynasıydı.

Hiç merak etmiyoruz aslında.. O protokoldeki isimlerden kaç tanesi, Demirel'in bundan sonraki iktidarsız günlerinde yanında olacak?

Hiç merak etmiyoruz.. 28 Şubat'ın Cumhurbaşkanı Demirel'in, bundan sonraki "demokrasi" ve "halk" içerikli söylemlerini, kim ciddiye alacak?

Şimdi Çankaya'da, "derin millet"in özlemlerine cevap vereceği ümid edilen, "gerçekten-sivil" bir cumhurbaşkanı var..

Demirel'e hiç benzemiyor..

Kimseye elini öptürmeyecek.

Çocukları dışında, kimse Sezer'e "Baba" demeyecek..

"Çevre", ne tür ilişkiler üzerinde kurulu olduğu bilinmeyen bir belirli kadrodan oluşmayacak..

"Hukuk", siyasetin de, idarenin de, temel değer ölçüsü olacak..

"Çankaya", siyasi partilerin iç hesaplaşmalarında taraf olmayacak.. Koalisyonlar için, milletvekili transferlerinde, Çankaya'nın tutumu izlenmeyecek..

Demirel önceki günkü törende, Sezer'e "Cumhurbaşkanı" diye hitap etti..

-Cumhurbaşkanım, diyemedi..

Oysa hepimiz, "cumhurbaşkanım" diyebileceğimiz bir kişinin, Çankaya'da bulunmasının hazzını yaşıyoruz şimdi..

ŞAKA

Bu ne biçim faiz?

Amerika'da enflasyonist beklentileri kesmek için, Merkez Bankası Başkanı Greenspan, reeskont faizlerini yine artırdı..

Bizde ise, bırakın beklentiyi, mevcut enflasyonu indirmek için, tam tersi yapılıyor.. Faiz hadleri indiriliyor..

Bu duruma herhalde en fazla, "faiz" şaşırıyordur..

Amerika'da enflasyonun ilacı, Türkiye'de enflasyonun sebebi olmak, herhalde kafasını karıştırmıştır faizin..

MEDYATİK PROJELER

İş kolları yeniden düzenlenirken..

Çalışma Bakanlığı, bir yasa tasarısı ile, "iş kolları"nı yeniden düzenliyor.. Buna göre mesela, "basım sanayii" ile "gazetecilik" aynı işkolunda yer alacakmış..

Önerimiz var..

Bu işkolları hazır yeniden sıralanır ve düzenlenirken "işkolu" kapsamını özellikle "basım-gazetecilik" dalında daha geniş tutalım..

Örneğin "bankacılık" işkolu da, gazeteciliğe katılsın..

Bunun gibi, elektrik üretim ve dağıtımı, her çeşit telefonculuk, yat limancılığı, devlet müteahhitliği, ihale takipçiliği gibi işkolları da, basım ve gazetecilik işkolu içinde yer alsın..

Eğer işkolu kapsamı daha genişletilirse, şu yeni alanlar da, basım ve gazetecilik işkolu içinde yer alabilir..

1-İktidarın işine gelmeyen yazarları susturma işkolu..

2-Milletvekili transferlerinde ön planda yer alma işkolu..

3-Gelene ağam, gidene paşam demek işkolu..

4-Maliyetin altında ya da bedava gazete verip, tiraj rekoru kılma işkolu..

5-Kartelleşmek ile ekonomik büyüme kavramını karıştırıp, serbest rekabeti yok etme işkolu..


18 Mayıs 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Mehmet BARLAS

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...