YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Gündem

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 


Polis zor durumda

Karakuş'un İstanbul'daki operasyona kadar polise yardım ettiği ileri sürüldü. Ancak Umut Operasyonu, Karakuş'un değil Murat Filiz'in Hizbullah'a verdiği rapordan hareketle başladı.

İSTANBUL- Gazeteci-yazar Uğur Mumcu'nun katillerinin bulunması amacıyla başlatılan Umut Operasyonu çerçevesinde yakalanan Yusuf Karakuş'un itiraflarının bir senaryonun eseri olabileceği ileri sürüldü. 6 Mayıs 2000 tarihinde Terörle Mücadele ekiplerinin İstanbul'da gerçekleştirdikleri operasyonun gelişerek, başta Ankara olmak üzere birçok ile sıçramasının ardından Ankara'da yakalanan 'Tekin' kod isimli Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel'in, Mumcu suikasti başta olmak üzere, 16 faili meçhul bombalama ve cinayeti daha üstlenmeleri 'Karakuş'un itiraflarının senaryo olabileceği ihtimalini güçlendirdi.

Bu arada, Ankara'daki gözaltılardan sonra birçok faili meçhul olayın aydınlığa kavuşturulduğunun açıklanmasına rağmen, operasyonların sürdürülmesi de, 'Operasyon yön mü değiştiriyor?' sorusuna neden oldu.

Umut Operasyonu'nu en başından beri takip eden bazı uzman ve Emniyet yetkililerinden edinilen bilgiler, Karakuş'un itiraflarının senaryo olabileceğini daha da güçlendiriyor. Umut Operasyonu'nun temelinin, 17 Ocak tarihinde Kavacık'ta Hizbullah'a yönelik yapılan operasyonda ele geçirilen ve aynı zamanda basına yansıyan bazı raporlara dayandırıldığını ifade eden sözkonusu kaynaklar, Karakuş'un itiraflarının bir senaryonun eseri olabileceğini gösteren çelişkilerin de burada yattığına dikat çektiler.

Rapor, Karakuş'un değil Filiz'in

İstanbul'daki opersayonun hemen ardından Umut operasyonunun start almasına neden olarak Hizbullah'ın Kavacık'taki üssünde ele geçirilen bir raporun sunulduğuna dikkat çeken söz konusu kaynaklar, "Dikkat edilecek olursa, bu rapor, Yusuf Karakuş'un Hizbullah'a katılmak için örgütün öldürülen lideri Hüseyin Velioğlu'na el yazısıyla yazdığı ve özgeçmişini anlattığı rapor olarak gösterildi. Oysa, daha sonra bu raporun Karakuş'un, Velioğlu'na el yazısıyla yazdığı rapor değil, Menzil grubu lideri Fidan Güngör'ü kaçırarak öldürmekten hüküm giyen Murat Filiz'e ait olan rapordu ve bu rapor özet olarak basında da yer aldı. Doğru olan da buydu" değerlendirmesinde bulundular.

Özmen ve Yüksel: Evet, biz yaptık

Aslında Karakuş'un, Velioğlu'na verdiği herhangi bir raporun olmadığını ifade eden söz konusu kaynaklar, polisin Ankara'daki operasyondan sonra olayı çözdüğü düşüncesinde olduklarını belirterek, konuyla ilgili olarak şu açıklamalarda bulundular:

"Murat Filiz'in verdiği rapor var ve bu raporda 'iğneci' kod adlı Yusuf Karakuş'un, Fidan Güngör olayına karıştığı biliniyordu. Karakuş'un bu olaydan dolayı 17 ay da hüküm giydi. Filiz'in verdiği bu raporda, İranlılar'la temas halinde olan ve gerçekleştirilen bazı eylemlere ilişkin bilgiler de yer alıyor. Bütün bunlar, Karakuş ve Karakuş'un ifadelerinde isimlerini saydığı şahısların - İstanbul'da yakalananlar- Mumcu olayında yer almasını neredeyse imkansız hale getiriyor. Ortada, zaten 17 faili meçhul bombalama ve cinayetini üstlenen Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel adında iki kişi daha var ve bunlar bu olayları bizzat kendilerinin yaptıklarını basına yansıdığı kadarıyla 'itiraf' ediyorlar. Şimdiye kadar elde edilen bulgular da bu 'itirafların' akla daha yakın olduğunu gösteriyor."

'Rapor zanlılara da gösterildi'

Murat Filiz'in, Hüseyin Velioğlu'na sunduğu raporun gözaltındaki zanlılara gösterildiğini de belirten aynı kaynaklar, şu noktalara da dikkat çektiler:

"Burada bir şeye daha çok dikkat etmek lazım. Belgede, 'İranlılar'la, Ankara grubu görüşmüş' ifadesi yer alıyor. Bu çok önemli. Çünkü bir yandan Yusuf Karakuş, Mumcu'nun arabasına bomba konulurken kendisinin ve Abdühlamit Çelik'in gözcülük yaptığını ileri sürüyor. Bu noktada suikaste katıldığını idda ettiği İranlılar'ın sayısında ve tarihlerde çelişkili ifadeler verdi. Diğer yandan da, faili meçhul cinayetleri ve bazı bombalama olaylarını Ankara'da yakalanan Necdet Yüksel ve Ferhan Özmen üstleniyor. Bütün bunlar, Karakuş etrafında geliştirilen iddiaların bir senaryo olduğu kuşkusunu güçlendiriyor. Polis'in de bu çelişkiler karşısında bir çıkış yolu aradığı, Karakuş ve İstanbul grubunu geri plana çekip Özmen ve Yüksel'de yoğunlaşmak istediği iddia ediliyor."

Karakuş, Dağdeviren, Aydın bir koğuşta

Umut Operasyonu çerçevesinde gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak, Eskişehir E Tipi Cezaevi'ne konulan zanlılardan Yusuf Karakuş, Muzaffer Dağdeviren ve Fatih Aydın aynı koğuşta kalıyorlar. Diğer zanlıların, cezaevine gelen yakınlarla ve avukatlarla görüşmesine rağmen, Karakuş, Dağdeviren ve Aydın hem yakınlarıyla hem de avukatlarla görüşmek istememekte direniyor. Gözaltındaki zanlılardan Hasan Kılıç'ın, ortaya atılan iddialara sert tepki gösterdiği ve kendilerine yönelik iddiaların hiç birisinin doğru olmadığını söylediği öğrenildi.

Mumcu'nun arabasına bomba konulması olayında gözcülük ve tercümanlık yaptığı ileri sürülen Abdülhamit Çelik'in de, iddiaları yalanladığı, Ankara'ya hatırlayamadığı çok eski bir tarihte sadece bir kez gittiğini, basına yansıyan ifadelerinin ise kendisine 'dikte' ettirilerek 'işkenceyle' alındığını söylediği öğrenildi. Çelik'in, polise ve savcıya verdiği ifadelerde suçlamaları kabul ettiği ancak sorgu hakiminin karşısında reddettiği de kaydedildi. Tutuklularla görüşen avukatlardan edinilen bilgiye göre, Çelik'in 'işkence'den dolayı idrar yollarında problem olduğu Mehmet Şahin'in de tedavi gördüğü ileri sürüldü.

Karakuş, Mart ayında alınmış

Senoryo kuşkusunu besleyen en önemli bilgi de Yusuf Karakuş'un, kamuoyuna yansıyanın aksine İstanbul'daki operasyonda değil, Mart ayında gözaltına alındığı gerçeği. Karakuş'un, 6 Mayıs tarihli İstanbul operasyonuna kadar, polisin incelemeyi derinleştirmesine yardımcı olduğu tahmin ediliyor. Karakuş'un "polisle bağlantılı" olduğu iddiaları da zaten bu yüzden gündeme geldi. Yusuf Karakuş'la birlikte iki kişinin daha bir süre sonra gözaltına alındığı ve bunların da Karakuş'la birlikte hareket ettiği ileri sürülüyor. Bu arada,

Karakuş'la birlikte hareket eden diğer iki kişinin bir ara İstanbul'da gözaltına alınan isimlerden bazılarıyla bir takım sorunlar yaşadıkları ve hatta Yusuf Karakuş'un bu isimlerden birisine, sorunlu oldukları dönemde "İntikamım çok acı olacak" şeklinde tehdit savurduğu da ileri sürülüyor. Söz konusu üç kişinin İstanbul'da yakalanan Hasan Kılıç, Mehmet Ali Tekin ve Mehmet Şahin gibi isimler aleyhinde sayılabilecek bazı ifade ve itiraflarda bulunduğu ve bunların polis tutanaklarında yer aldığı da iddia edildi.

Ali Akel


Kağıda basmak için tıklayın.

Tatbikatta çatışma
Gözaltındaki Nihat Özmen'e yaptırılan tatbikat sırasında çatışma çıktı. Operasyonda, Hizbullah mensubu olduğu öğrenilen bir kişi ölü, bir kişi de yaralı ele geçirilirken, bir güvenlik görevlisi şehit oldu.
'50 dürüst adam yeter'
İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'nin mevcut meselelerinin ortadan kalkması için 50 tane dürüst, mert siyasetçi yeter" dedi.
Fethin doğduğu yer
KADIRGALARIN karadan yürütülmeden önce fethin manevi hazırlıklarının yapıldığı Okmeydan'ındaki Namazgah'ta başlayan geleneksel fetih kutlamalarında Fatih Sultan Mehmed, Akşemsettin ve Molla Gürani'nin otağlarından çıkışı canlandırıldı
İddianame gibi kitap
"Demiral'ın Gözüyle Türkiye'de Bölücü ve İslami Hareketler" adlı kitabında, Demiral; Ecevit'in 1974 affı ile milliyetçi gençler ile solcu gençleri karşı karşıya getirerek, Türkiye'yi "kan gölü"ne çevirdiğini savundu.
Evde oturacak değildik
Eğitim hakları engellenen başörtülü öğrenciler kendi mesleklerini yapamamanın hüznünü taşısalar da, iş dünyasına girmenin keyfini yaşıyorlar. Hedefleri ise iyi bir iş kadını olabilmek
SEL sildi süpürdü
Karadeniz'deki meydana gelen sel birçok tarım alanını yok etti. Selin Tokat'a maliyeti 24 trilyon
Türk'ten kanun atağı
ANKARA- Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, bir günde aç ayrı konuda hazırladığı kanun tasarılarını Bakanlar Kurulu'na sunduğunu bildirdi. Tasarıların kanunlaşması halinde, Adalet Bakanlığı bünyesinde, "AB Genel Müdürlüğü, Türkiye Adalet Akademesi ile Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezi" gibi yeni birimler kurulacak. Türk, her üç tasarının da Adalet Bakanlığı'nın yeniden yapılanması ve yargı reformu bakımından son derece önemli olduğunu vurgulayarak, kurulması öngörülen AB Genel Müdürlüğü adı altında adaletin süratle gerçekleşmesi için bilgisayar ağının oluşturulacağını anlattı. Birkaç yıl içinde bilgisayar ağının tüm Türkiye'ye yayılacağını dile getiren Türk, böylece tüm mahkemeler arasında bilgi alış-verişinin kolaylıkla sağlanacağını söyledi.


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED
Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...