| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Bir dahaki sefer için hal çareleriSanki yapacak başka hiç işim yokmuş gibi beni direkt olarak ilgilendirmeyen mevzulara kafa yorup duruyorum. Son günlerdeki cumhurbaşkanlığı tartışmaları durduk yerde zihnimi dürtükleyerek, içinde bulunduğum derin mevzulardan çekip çıkardı beni ve aslında pek mühim bulmadığım bir kısım rejim problemleri ile ilgili çözüm önerileri üretmek zorunda kaldım. Biliyorsunuz Başbakan ve hükümet ortağı diğer iki partinin liderleri Demirel'i Çankaya'da tutabilmek için herşeylerini ortaya koydular ve fakat Meclis'in bir kısım fireci vekilleri red oylarını yeter sayıya ulaştırarak onların heveslerini kursaklarında bıraktılar. Liderler zirvesinden çıkan tedbir kararlarından hiçbiri, fireci vekillerin önemli bir kısmının "red" oyu kullanmasına engel olamadı. Bendeniz geçen hafta Başbakan'ın sözünü dinleyip memleketin "iki adım sonra"sını gördüğümden, bu fire meselesini temelinden çözecek hal çarelerini üretmiş ve çözüm önerilerimi başbakanlığa fakslamıştım. Almamış olacaklar; alsalar mutlaka önerdiğim tedbirleri acilen yürürlüğe koyar ve bu faciayı önlerlerdi. Ne yapalım, kısmeti bu kadarmış, Baba'yı kurtaramadık! Bari tedbir alalım da, hiç olmazsa daha sonraki babaları kaybetmeyelim! Bizim ülkemizde böyle müşkülatlar çok sık yaşanıyor; yarın öbür gün benzer mecburiyetler hasıl olur, memleket zora girer ve rejimin en kritik anlarında vekillerin bazıları yine fireleşme eğilimi gösterebilirler. O zaman halimize çare arayacağımıza, derhal benim hazır çarelerimden istifade etme cihetine gideriz de, başbakanımız kameralara öyle öfkeli ve çaresiz pozlarda yakalanmaz hiç olmazsa! Şimdi gerekçe paragraflarını burada kesip, benzer rejim tıkanmaları için ürettiğim hal çarelerini sütunuma boca etmeyi ve pek sık ıkınmak mecburiyetinde kalan bir kısım kampanyacı liderleri uzun vadeli rahatlatmayı doğru buluyorum. 1. Gözlerini devletin hazinesinden ayıramayan birtakım hormonlu holdingler, hatıra olarak saklamak üzere kırmızı ve yeşil oylama pullarına büyük paralar karşılığı talip olurlar. Böylece vekiller para etmeyen tek pul olan beyaz pulları zarfların içine koymaya mahkum olurlar. 2. Marifetli bir hipnozcu bulunarak oylama öncesi bütün vekiller uyutulur ve hepsine sırayla evet oyu vermeleri telkininde bulunulur. Bugüne kadar insanları ağaç olmaya, civciv olmaya, basketbol topu olmaya, karamela sepeti olmaya ve başka birçok şey olmaya ikna edebilen hipnozun, bu işin de altından kalkabileceği kesindir. Ayrıca demokrasi kültürüne yeni ve risksiz "sistematik uyutma" imkanları kazandırılabilir. 3. Oyların kullanıldığı sandıklara kırmızı ve yeşil oylama pullarına alerjik reaksiyon gösteren alarm sistemleri takılabilir. Böylece oyunun rengi oldukça yüksek bir sesle belli olacak olan vekiller durumu yeniden düşünüp daha uyumlu olmaya karar verebilirler. 4. Vekiller, oylamadan kampanyacı liderlerin istediğinin dışında bir sonuç çıktığında başlarına gelecekler konusunda önceden uyarılabilirler. Mesela tek ayak üstünde beş saat bekleme, parlamento binasının etrafında koşarak 500 tur atma (unutmayın vekillerin çoğu şişmandır), dillerine çok sayıda acı biber sürülme gibi birtakım müeyyidelerden söz etmek maksadın hasıl olması için yeterli olabilir. 5. Kampanyacı liderler sandık başlarında bir kaşlarını asabi bir biçimde yukarı kaldırarak bekleyip vekilleri korkutabilirler. 6. Sandıkların bulunduğu kabinlere gizli kameralar yerleştirildiği şeklinde haberler yayılabilir.
gozcan@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|