YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

İnsan sorunu

Yeni cumhurbaşkanını arıyoruz. Belli vasıflara sahip olmasını istiyoruz ve itiraf edelim ki, onu bulmakta çok rahat değiliz.

Urfa'da, Kültürlerarası Diyalog Sempozyumu'nu izlerken, ülkem adına biraz hayıflanmadım desem doğru olmaz. Konuları kavramakta, hitab edilen alanı görmekte, düşüncelerini sistematize etmekte, vakti kullanmakta ülkemiz adına ciddi zaaflarımız olduğunu gördüm. Evet misafirperverliğimiz mükemmeldi, dostluğumuz harikaydı, yani mayamız berraktı ama yetişmiş insan noktasında sıkıntımız vardı. Yani malzemeden helva üretmekte zorlanıyorduk.

Sonra sokakları dolaşırken, insana yeterli yatırım yapamadığımızı kahredici bir gerçek halinde gözlemledim. Aman Allahım, o çocuklar, yüzleri kavrulmuş yavrucaklar, ilkokulu bile okuyamamış binler, onbinler... Bir Cevşen kolye satmak için, size Dergah bölgesinin tarihini anlatmak için, bir ciklet tutuşturmak için elinize ve bütün bunlarla ulaşamadıysa size, açık ve net olarak 100 bin lira istemek için peşinizde dolaşan çocuklar... Bu çocuklar içinden 30 yıl sonrasının cumhurbaşkanı, ya da uluslararası platformlarda Türkiye adına konuşacak bilim adamları çıkar mı?

Salih Memecan'la yapılmış bir söyleşiyi okudum Yeni Binyıl'da... "Çocuklarımı, eğitimden çok propaganda niteliği taşıyan ortamdan kurtarmak için Amerika'ya gittim" diyor. Aşağıda, genişçe vermek istiyorum ama hemen söylemeliyim ki, kimini okutamıyoruz, henüz tomurcuk döneminde sokaklara dilenci olarak yolluyoruz, kimini de eğitim adı altında robotik kişilikler haline getiriyoruz.

Bir arkadaşım, yıllarca Avustralya'da kaldıktan ve orada iş kurduktan sonra, "Çocuklarım ülkemizde okusun ve kendi kültürümüzle yetişsin" diye düşünerek Türkiye'ye gelmişti. Ortaokul-lise çağındaki kızını başörtülü okutamadığı için Avustralya'ya geri döndü.

Şu anda Milli Eğitim müfettişlerinin ilk ve orta öğretim kurumlarında, YÖK denetçilerinin üniversitelerde uğraştığı tek şeyin, eğitimin kalitesi değil, başörtülü öğrenci ve öğretmenler olduğunu söylersem, eğitim adına ne bekleyebilirsiniz Türkiye'nin geleceğinden? 35 günde bir müfettiş baskınları yaşayan okullar var Türkiye'de... Okulların koridorlarında, baskıncı müfettişlerin elinden tutup "Siz hangi sınıfın öğretmenisiniz?"diye başörtülü velileri sorguya çektiği dramatik ortamlar var... Okulunda müdür yardımcısı iken başörtülü olduğu için görevinden alınan ve şimdi çocuklarını bone yaparak geçindirmeye çalışan hanımlar var... "Başımı açmıştım, buna rağmen niye sürdünüz?" diye soran öğretmene, "Başınızı açmanızı yeterince samimi bulmadık" diye cevap veren, sistemin kutsallarına bağlılığınızdaki ihlası sorgulayan sorumlu makamlar var...

Salih Memecan'la yapılan söyleşi işte bunun için çok anlamlı. İdeolojik bir takıntısı olmayan, ama mizahın zarif, zeki sularından beslenen bir sanatçı bakın neler söylüyor:

"Benim onlarla (çocuklarla) ilgili en büyük endişem eğitimleri konusundaydı. Burada çok dar çerçeveli bir eğitim yaptıklarını düşünüyordum. ......Buradaki eğitimden çok bir propaganda programı gibi geliyordu bana. Kendimden biliyorum, o propagandadan kurtulmak yıllarını alıyor insanın...

"-Tamamen kurtulduğunu düşünüyor musun?

"Bilmem, galiba, rahatlamış gibiyim! Dışına çıkıp uzaktan bakınca, bazen ne kadar saçmalayabildiğimizi daha iyi görüyorum.

"Amerika'daki öğrencilik yıllarında Japon bir arkadaşınla aranda geçen ilginç bir konuşma hatırlıyorum.

"Evet, birbirimize ülkelerimizi anlatıyorduk. Ben 'Bizde ulu önder Atatürk başa geçti. Bir günde dilimizi, yazımızı, takvimimizi, her şeyi değiştirdi' deyince, 'Peki sonra o adamı ne yaptınız?' diye sordu hayretle. 'Türkiye'nin en büyük lideri oldu' deyince inanamadı, 'Bizde geleneklere el uzatılmasına asla izin verilmez' dedi. Bu da farklı yaklaşım işte.

"Senin bu konulardaki yaklaşımın nedir?

"Ben geleneklerin darbelerle, devrimlerle kesintiye uğramasından çok, yumuşak ve kendiliğinden geçişlerden yanayım. Bu coğrafyadaki birçok olgunun karışımıyla oluşan değerleri dışlamak yanlış. Türk Dil Kurumu'nun benim kullandığım bir dili, 'temizleme'ye ne hakkı var? Ya da başıma ne takacağımı bana kim söyleyebilir?

"Türban tartışmasına da aynı çerçevede mi bakıyorsun?

"Evet. Birine sen şöyle değil de böyle giyinirsen çağdaş olacaksın demek, bana çok çağdışı ve ayıp geliyor. Kamu dairelerinde böyle çalışılmazmış. O kamuyu oluşturanlar kimler ki? Doğru giysi, giyeni mutlu edendir." (16 Nisan 2000)

İşte, Türkiye'nin insan yoğurduğu tekneye, eğitime yalın bir bakış. Kimi insanlarımız başını alıp başka diyarlara gidiyor, çocuklarını propagandadan ve tabuların kıskacından koruyabilme kaygısıyla... Doğru mu yapıyorlar bilmem, ama bizim, Urfa'nın ve daha onlarca şehrin sokaklarında çocuklarımızı tükenişe terketmemizin de, eğitim adına insanları şablonlamamızın da doğru olmadığını biliyorum.

Acaba yeni cumhurbaşkanımızı hangi çocuklar arasından seçmeliyiz?


17.NİSAN.2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Ahmet Taşgetiren

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...