YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

 

 

Büyük "değişim mühendisi" Turgut Özal'ı anıyoruz!..

Bugün Turgut Özal'ın ölüm yıldönümü.. Son yüzyılda, Türk toplumunun yetiştirdiği, Atatürk'ten sonraki en büyük "değişim mühendisi"ni, saygı ve özlemle anıyoruz..

Özal'ın ölümünden bu yana geçen 7 yıl boyunca, dünya çok değişti.. Örneğin Özal'ın sağlığında, "internet" henüz sivil toplumun ve bireylerin hizmetine böylesine sunulmamıştı.. Ama "bilgi ve iletişim çağı"nın müthiş bir süratle geldiği, bütün belirtileri ile ortadaydı..

Unutmam mümkün değil..

1991 genel seçimleri sürecine girdiğimiz günlerde, Özal aradı.. Görüşmek istediğini söyledi.. Buluştuk.. Şöyle dedi özetle..

-Bu seçimler, Türkiye için aynı zamanda kader seçimidir.. Eğer Demirel ve onun temsil ettiği siyasi anlayış seçimi kazanırsa, Türkiye 1980 öncesi döneme geri gidebilir.. Dünyanın gündemini kaçırıp, yeniden iç politikanın çıkmaz sokaklarındaki kavgalara kapılabiliriz.. Yine yollarımız ziyan olur..

Sonra benden, o zaman yeni kurulmuş olan "Star" televizyonunda, her akşam yorum yapmamın mümkün olup, olmadığını sordu..

Bu şekilde, Türkiye'de ilk "televizyon yorumculuğu" da başladı..

Sonra hep birlikte, Demirel ve Erdal İnönü ikilisinin iktidar oluşunu gördük.. Gerçekten bu şekilde, 1990'lı yıllar, kısır iç politika dalaşmalarına mekan oldu.. Bu süreç, 28 Şubat 1997'de "postmodern askeri müdahale"ye kadar dayandı..

Özal'la Türkiye'nin içine girdiği "uzlaşma"lı ve "değişim"li süreç, kesiliverdi.. "Devlet"le "halk"ın arasına, çeşitli oligarşiler ve karteller girdi.. Kimileri "durumdan vazife" çıkarttı, kimileri de "durumdan banka, teşvik, kredi, ihale ve özelleştirme" çıkartmaya başladı..

Galiba bütün mesele, Özal'ın yakalamaya çalıştığı "yeni dünya konsepti" ile, Demirel'in simgelediği "eski dünya anlayışı" arasındaki çelişkiden kaynaklanıyordu..

1991 seçiminden sonra, Özal'la, o günlerin tahlilini yaparken, şunları söylemişti:

-Süleyman Bey'in kafasının bir yerinde, hâlâ 1980 öncesinin şartları ve modeli var. Ekonomik refah için onun ölçüsü, hâlâ ekmek. Evlere giren refahın, buzdolabı, bulaşık makinası, renkli televizyonla ölçüldüğünü hâlâ bilmiyor..

"Yeni"yi temsil eden Özal'la, "eski"yi simgeleyen Demirel arasındaki tek fark, "refah"ın kriterleri üzerinde değildi..

Örneğin "zaman" kavramı da, çok farklıydı Özal'da..

Demirel anlayışında, "zaman" önemli değildi.. Mesela bir barajın, ne kadar sürede ve kaça yapıldığına değil, "yapılabildiği"ne bakılırdı..

Özal bu farkı da şöyle vurgulamıştı..

-1976'da temeli atılan Karakaya Barajı'nın 1983'te biz iktidara geldiğimizde, sadece yüzde 18'i yapılmıştı.. Karakaya, 1983'ten sonra 4 yılda tamamlandı. 1987'de açtık biz.. Atatürk Barajı'nı 4 yıl, 2 ay, 15 gün sonra bitirdik.. Aynı şey oto-yollar için de geçerlidir.. İkinci 5 yıllık planda bulunan Edirne-İskenderun otoyolunun, sadece İzmit-Gebze arasına başlayabildiler..

Özal, kişiliği ve "vizyon"u ile, Türk siyaset ve düşünce hayatına egemen olan pek çok balonu söndürdü, patlattı.. "İcraat gücü" ve cesareti ile, içi boş sloganları, tabuları ve fobileri yıktı..

"Değişim", "dünya ile rekabet", "kendine güvenmek" gibi kavramlar, Özal sonrasında gerçek oldu..

İnançlı ve geleneklere saygılı bir liderin, modernizmin ve globalleşmenin bayrağını taşıyabileceği kanıtlandı..

Hem "dünyalı" hem "Türkiye'li" bir lider portresi, Özal'la birlikte girdi Türk siyasetine..

Politikacıların sadece "vaad eden" değil, "vaad ettiklerini yapabilen" bir mesleğin sahipleri de olabileceğini gördük..

Ben bugün, Özal'ın doğum yeri olan Malatya'dayım.. O'nu, Malatyalı'ların katılacağı bir panelde, anıp, anlatacağız..

Hepimiz biliyoruz ki, Özal her alanda Türkiye'nin ve Türkler'in çıtasını yükseltmişti..

Dileriz, bundan sonraki siyasi yarış, daha da ileri ve yeni bir hedefe doğru yapılır..

ŞAKA

Medya holiganları!..

Şu Leed maçı ile, "futbol holiganları" sorununu geride bırakalım..

Herhalde sonra sıra, "medya holiganları"na gelecektir..

Kalemini bıçak gibi kullanıp, önüne gelenle dalaşan, çamur atan, yaralamayı ve hatta öldürmeyi amaçlayan "medya holiganları" da, herhalde ele alınacaktır..

Şu Leeds maçını bir atlatalım..

BÜYÜK AYIP

Hafıza özürlü patronlarımız!..

Bugün Süleyman Demirel'in peşinden koşup, ona alkış tutan "hafıza özürlü" holding ve kartel patronlarına hatırlatmak istiyoruz.

Özal'dan önce, renkli ve çok kanallı televizyon yoktu.. Özal'dan önce "döviz" bulundurmak suçtu.. New York'ta, Londra'da evi olmak, "kaçakçılık" kapsamına giren bir suçtu..

Özal'dan önce, "serbest dış ticaret" yoktu. İthalat, devletin verdiği tahsislerle yapılırdı..

Özal'dan önce, "gökdelen" yapmak hayal bile edilemezdi..

Özal'dan önce, "bankacılık" denilince, ucuza mevduat toplayıp, bunu plase etmek anlaşılırdı.

Özal'dan önce, ülke dışına sermaye götürmek, yabancı ülkelerde banka ve şirket kurmak, imkânsızdı..

Özal'dan önce, İsviçre bankalarında hesabı olanların ödü patlardı.. Özal'dan önce, bugün adı "büyük zengin"e çıkmış kişiler, ya yedek parça kaçakçılığından, ya döviz suçundan ötürü yargılanmaktaydı. Bazıları hapse girmiş, bazıları yurt dışına kaçmıştı..

Özal'dan önce, otomatik şehirlerarası telefon da yoktu, oto-yol da yoktu..

Ne "turizm hamlesi", ne "ihracat hamlesi" vardı Özal'dan önce..

Özal'ı gördükten sonra, Demirel'e alkış tutan holding ve kartel patronlarına, gerçekten şaşıyoruz.. Türkiye'yi hep birlikte yeniden aşağıya çekti onlar..


17 Nisan 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Mehmet BARLAS

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...