![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
UEFA'da hiç vefa yok!Okumakta olduğunuz şu fani satırları, bulabildiğim en derin kınama hisleri ile kaleme almaktayım. Kırıcı olmak istemem; ama UEFA'nın kırdığı cevizlerin binli rakamları aştığını ve kırık ceviz toplamının ikibinli yıllara pek uyacak aşırı rakımlı rakamlara doğru seyirtmekte olduğunu ketum sultan bile ağzından kaçırıyor artık! Eskiden biz yeşil sahaya çıkar, bu adamlardan yedi sekiz gol yerdik, o zaman onlar da bizi pek severlerdi. Şimdi palazlanıp ummadıkları taş statüsünde havada uçuşarak muhtelif sportif "baş yarılmaları"na sebebiyet verdiğimiz için bizi pek sevmiyorlar. Bize, pilavlarından çıkıp dişlerini kıran münasebetsiz taşlar gözüyle bakıyor ve asabileşiyorlar. Mevzuya buradan bakınca; UEFA'nın son birkaç yıldır aleyhimize tecelli eden kararlarını anlamak da bir parça mümkün olabiliyor. Fakat centilmence bir nezaketin, erkekçe bir cesaret ve zekice bir hareket kabiliyeti ile yoğurulması gereken futbol sahaları için durum hiç de öyle değil doğrusu! Çünkü fizik kanunları ile futbolun etik birikiminin ortaklaşa vardığı kanaat şunu söyler; sadece top yuvarlaktır, adalet değil! Bir İngiliz'le, bir Türk'ün dara değerini, yani çıplak ağırlığını, eşit ölçekte tartamayan bir terazinin, nasıl bir kapsayıcılığı ve nasıl bir adaleti olabilir ki? Bu durumda topun yuvarlak, maçın da doksan dakika olduğundan söz edilebilir mi hâlâ? Soruları daha da dikenli hale getirip çoğaltabilir ve hatta bir kısmını da bugüne kadar paçalarını çamurlamayı bir türlü göze alamayan ikinci başkan Erzik'e sorabilirim aslında! Ama stratejik nedenlerle burada kesmeyi uygun buluyorum. Yarın İngiltere'nin Leeds kentinde, kırk bin İngiliz'in karşısına futbol oynamaya çıkacağız. Bundan onüç gün önce Taksim'de, İngilizler'in dünyaca namlı holiganlarının yaptıkları taşkınlıklara, bizim kendi çapında namlı bitirimlerimiz tarafından verilen akıl ve insanlık dışı cevabın (ki bu cevabı nefretle kınıyor ve herkesi düşünmeye çağırıyorum) cezasını bir millete kesen Leeds United kulübü ve UEFA, ortak bir prodüksiyon gerçekleştirerek, milli tezahürat hakkımızı elimizden almış bulunuyor. Onların köşeli toplarla oynadıkları ayak oyunlarına karşı, biz de köşesiz tek top ve tam saha ruh presi uygulamaya çalışacağız karşı sahada ayağımızdan geldiğince. Bir aksilik olmazsa, onları mor suratlarıyla orada bırakıp final bahçesinin çitlerinden coşkuyla atlamak istiyoruz. Çok keyifli olabilecek böyle bir top seyahatinin son aşamasında, ağzımızın tadının biraz kaçtığını, sportif başarıya olan güvenimizin biraz sarsıldığını söylemekle birlikte, kazanmak yine de iyi gelecek bize. Eğer Allah kısmet eder ve İngiliz siciminden işlenmiş bu bol kıvrımlı UEFA dantelasından yakamızı kurtarabilirsek, final denen zorlu bilek güreşinden de alnımızın akı ve formamızın sarı-kırmızısı ile çıkarız diye düşünüyorum. Ve işte tam oraya da bir öneri notu koyuyorum: Final maçının son düdüğü çalındığında, rakibimizi (Mesela bir başka İngiliz takımı olan Arsenal'i) yenmenin sevincini abartmaz, derhal soyunma odalarının yolunu tutarız. Ve UEFA başkanının elindeki kupayı almak üzere kürsüye de takımın malzemecisini göndeririz. Bence bu gayet yakışıklı bir fikir, mutlaka uygulanmalı! Peki ya kaybedersek? O zaman da, "Sağlık olsun canım, galiptir bu yolda mağlup!.." deyip başka bir mevzuya geçmekte fayda var.
gozcan@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|