YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

 

 

Askerî demokrasiyi AB'ye kabul ettirmek...

Mehmet Barlas, en iyi gazete okuyucularının askeri kesimde olduğunu yazdı önceki gün.

Çünkü, ne zamandır biliyoruz, bir bölüm askeri görevli Genelkurmay'da, bu işle görevlendirilmiş bulunuyor.

Onlar da görevlerini, layıkiyle yapıyorlar besbelli.

Bu nedenle, en iyi okuyucuların onlar olmasından daha doğal bir şey göremiyorum.

Sadece okumakla kalmıyorlar, öğrendiklerimize göre.

Okuduklarına ilşkin tepkilerini de anında kamuoyuna yansıtıyorlar.

Bu, açık bir toplum olma yolunda umut verici bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

Her kesimin tepkisini özgürce dile getirebildiği toplumlarda, demokrasi kültürünün de gelişeceği söylenebilir.

Ama 'her kesimin'...

Yine önceki gün, Düşünceye Özgürlük İnisiyatifi çerçevesinde değişik kesimlerden bir grup aydın, yazar, çizer, kendilerini DGM savcısına ihbar ettiler.

Suçlu yazıları, fikirleri (!) içeren 'Düşünceye Özgürlük Kitabı'nı yayınlayarak bu suça iştirak ettiklerini alenen beyan ettiler.

Onlar da bir anlamda tepkilerini açıkladılar...

'Gazete okuyanlar' da açıklıyorlar.

Yalnız, kendilerini suç işledikleri için ihbar edenler, suç işlediklerine ilişkin açıklama yaparken, 'gazete okuyanlar' rejimi korumak adına, suçlamak için tepkilerini ifade ediyorlar.

Aradaki fark bundan ibaret...

Ne diyor, bu suçun, düşünceyi ifade (!) suçunun 'asli fail' lerinden Yılmaz Erdoğan:

"Bir fikrin açıklanmasından neden korkulur? Bir fikir niye korkutucu olsun ki?

Haa, korkutucu olmuşsa o zaman da geçmiş olsun!"

O 'gazete okuyanlar 'bir düşünseler.

Günün birinde okuduklarına ilişkin verdikleri tepkiler, açıklamalar suç sayılsa ne olur?

Onlar da acaba, bir başka, 'Düşünceye ve Tepkilere Özgürlük 'kitabı çıkartıp, kendilerini askeri savcıya ihbar ederler mi?

İşin ilginç tarafı, mahkemeler, - bunlara askeri mahkemeler de dahil - kendilerini ihbar edenlerin sayısı çok olduğu zaman memleket ele güne rezil olmasın diye, mahkumiyet kararını bir türlü vermiyor, veremiyor.

Kendini ihbar edenlerin sayısı azsa ceza veriyorlar.

Sanki o zaman, memleketin ele güne rezil olma ihtimali daha azmış gibi.

Nasıl adalet ama...

Ve nasıl demokrasi ama...

Ben de, o kendini ihbar edenlerden biriyim.

Bizim davada DGM'ler, üzerlerindeki bu ayıbı askeri mahkemelere havale ettikleri, askeri mahkemeler de, 'Biz bu ayıbı işlemeyelim' demedikleri için, memleketi ele güne rezil etme sırası askeri mahkemelerdeydi...

Sivillerin, üstelik de düşünce suçlusu (düşünce suçlusu olur mu? ) sivillerin askeri mahkemede yargılanamayacağına ilişkin bir yığın hukuki ve evrensel gerekçe hiçe sayılarak...

Kendisini ihbar eden düşünce suçlusu sayısı az olduğu ve mahkeme, elindeki şablon cezayı, emir kumanda ilişkisi çerçevesinde dağıtmaktan ibaret bir yargılama yaptığı içinbizim dava çabuk sonuçlandı.

Kimse de memleket ele güne rezil olacakmış falan diye hiç düşünmedi.

Şimdi Avrupa'da herkes bu duruma bakıp gülüyor.

Memleket ele güne fazlaca rezil olmasın diye ağzımızı pek açmıyoruz ...

Kimseden korktuğumuz için değil kuşkusuz...

Avrupalı o kadar anlamıyor ve anlayamıyor ki bu durumu...

Yani düşünce suçlusu olur mu? Siviller neden askeri mahkemede yargılanır? Bu yazarlar, çizerler neden kendilerini DGM kapılarında suçlu diye ihbar ederler?

Bu sorular içimi baydığı için pek anlatmıyorum orada burada!

Çünkü inanmayan da çıkıyor. Yalancı durumuna düşüyorsunuz sonra!

Yani yine memleketi koruyoruz sonuçta...

Her ne kadar 'gazete okuyan 'lar kadar olmasa da...

Buna rağmen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gittiğimi ifade edeyim.

Davayı kazanacağımı biliyorum.

Beni mahkum eden yargıçların, onları bu doğrultuda yönlendiren üstlerinin ceplerinden bir şey çıkmayacak. Devlet nasılsa bütün masrafları ödüyor, ödeyecek.

Rezil olan da memleket olacak... Belki, belki değil muhakkak bu uygulamayı değiştirecek.

Siviller askeri mahkemelerde yargılanamayacak.

Eğer o gün, yaşıyor olursak tabii, dönüp mahkumiyet kararı veren askeri yargıçlara bir çift söz ederiz herhalde...

Belki de bize gerek kalmaz...

Belki de o yargıçlar, emekli olduktan sonra özgürlükleri ve hukukun üstünlüğünü savunup askeri mahkemelerin gereksizliğini dile getirirler.

Bu yazıyı, AB sürecinde hâlâ askerleri demokratik kurumlaşma içinde bir yerlere oturtmaya çalışanların, MGK içinde askerlerin sayısını azaltarak sivilleşme formülleri arayanların, cumhurbaşkanlığı seçiminde 'Genelkurmay'ı siyasi bir taraf haline sokanların çabalarına karşı yazıyorum.

Ya 'gazete okuyanlar' tepkilerini kendi kanalları içinde ifade ederler...

Ya da her kesime, 'gazete okuyanlar' kadar kendilerini ve tepkilerini ifade etme hakkı tanınır.

Bunun ötesinde memlekete yazık olur...

Oluyor...


19 Nisan 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...