YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

 

 

Topu taca atmak...

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, bir süre önce burada ele aldığım 'ajan-gazeteci' konusu ile, sağolsun, ilgilenmiş; bir açıklamayla iddiaların üzerine ciddiyetle gittiğini açıkladı Cemiyet... Bana gönderdiği mektupta da, 'iddiayı ortaya atan köşe yazarı' olarak elimdeki bilgi ve belgeleri kendilerine göndermemi istiyor...

Meslek saygınlığını gerçekten önemseyen bir kadro elinde olan Cemiyet'in konuya ilgisi benim için önemli. Meslek etiğine saygısız insanlardan oluşan bir başka yönetim, çoğu iddiaya muhatap 'ajan-gazeteci'yi çalıştıran medya grubu mensubu oldukları için, olayı görmezden ve duymazdan gelebilirdi. Nail Güreli ve arkadaşları, "Konunun üzerindeyiz, ilgileniyoruz" demekle meslek saygınlığı üzerine titizlendiklerini bir kez daha göstermiş oldular...

Ancak, yazılanlar ortada dururken, bana dönüp, "Elinde bilgi varsa gönder" demelerini yadırgadım. Elimde elbette bilgi de belge de var, ama bunlara erişmek sanıldığı kadar zor değil. Cemiyet, benden 'ajan-gazeteci'nin istihbarat örgütündeki özel dosyasını, ya da bordrosunu göndermemi bekliyorsa, onu ya doğrudan MİT'ten istemek, ya da bir başka 'ajan-gazeteci' vâsıtasıyla elde etmeye çalışmak zorunda.

'Ajan-gazeteci' sıfatını ilk kullanan ben değilim, ad vermeden konuya ilk değinen Radikal yazarı Haluk Şahin'di; ondan önce, Haluk Şahin'in danışmanı olduğu kuruluşun genel yayın yönetmeni Tuncay Özkan'ın konuyu tam üç kez işlediğini de biliyoruz. Dedikleri şu: Çok satan gazetelerden birinde köşe sahibi bir gazeteci, aslında 'kod adı Siyah' olan bir istihbarat ajanı; haftada bir tâlimat almaya örgüte gidiyor ve oradan bir zarfla dönüyor...

Konuyu bir yıl sonra canlandıran da ben değilim; emekli olana kadar MİT'te önemli görevler üstlenmiş Mehmet Eymür, yerleştiği Washington'da servise açtığı web-sitesinde, "Kod adı Siyah olan ajan Hürriyet yazarı Fatih Altaylı'dır" diye açıkça yazdı. Eymür'e göre, Hürriyet yazarı, "MİT'in numaralı ajanı"; İstanbul bölge başkanlığında görevliyken kendisiyle kurduğu temastan bunu bildiğini, onu aldırmaya araç gönderdiğini söyleyen de o. En son, MİT'te 'kontrespiyonaj dairesi' başkanlığı yapmış olan ve kendi eliyle kaleme aldığı '1. MİT Raporu' diye ünlenmiş belgede de benzer iddialara yer verdiği bilinen Eymür'ün, "Medyada Fatih Altaylı gibi en az 20 ajan-gazeteci çalıştığını" ileri sürdüğünü de biliyoruz...

Bunlar elbette birer 'iddia', ancak bu haliyle bile 'kanaate ulaştıracak' çapta ciddi iddialar...

Bu iddiaların iki muhatabı var: Biri, 'ajan-gazeteci' olduğu bir eski MİT çalışanı tarafından açıklanan Fatih Altaylı, diğeri de medyada 20 kadar 'ajan-gazeteci' çalıştırdığı öğrenilen MİT... Dikkat edilirse, hem Fatih Altaylı hem de MİT bu iddialar konusunda suskun. Gerçekliği denenerek doğrulanmış atalar sözünü unutmayalım: "Sükût ikrardan gelir..."

Kaldı ki, iddialara muhatap olan kişi ve örgüt benzer konularda suskun kalmamalarıyla ünlü... Hürriyet yazarı Altaylı, bırakın kendisini doğrudan ilgilendiren ciddi 'ajanlık' ithamını, kendisini hiç ilgilendirmeyen konularda bile üstüste üç-dört yazı yazabilen biri. MİT ise, yine Mehmet Eymür tarafından dile getirilen örgüte satın alınan uçak için Mesut Yılmaz'ın kardeşine komisyon ödendiği iddiasını yalanlamada gün sektirmedi. 'Ajan-gazeteci' konusunda ise, hem Fatih Altaylı susuyor, hem de MİT...

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, ne için olduğunu pek anlayamadığım bir şey daha yapmış ve sadece bana "Elinizde başka bilgi varsa gönderin" demekle yetinmemiş, MİT'e de, "Bu iddialar doğru mu?" diye sormuş... Konuyu ele alan bir önceki yazımda gündeme getirdiğim, "Basında da polisle işbirliği içinde suça bulaşmış insanlar var, medya onları içinden temizliyor mu?" sorusunu ortaya atan içişleri bakanı Saadettin Tantan'ın bu sözlerini de üzüntüyle karşıladığını bildiriyor Cemiyet... Bakan Tantan'dan da 'kanıt' istenmiş...

Cevap verirler vermezler; bu, MİT ile bakanın bileceği iş... Ancak, bu mesleği icra ederken edindiğim deneyim bana bir gerçeği öğretti: İstihbarat örgütlerinin çalışma esasları 'ajan' olarak istihdam edilen kişilerle ilgili herhangi bir açıklama yapılmasına engel. Basının nasıl 'ajan-gazetecileri' dışlamayı gerektiren bir 'meslek etiği' varsa, MİT'in 'meslek etiği' de, ne pahasına olursa olsun, 'ajanları' ele vermemeyi öngörüyor... Şimdi ne olacak?

Cemiyet meslek içindeki çürük elmaları temizlemeye gerçekten kararlı mı, yoksa topu taca mı atıyor?


24.NİSAN.2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Fehmi Koru

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...