![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Öyle bir dağ ki...
Dağlar vardır sarp, yüce, koskoca dağlar... Geçit vermez kimisi. Şiirler yazılmış, türküler yakılmıştır onlar için. Yol istenir o dağlardan, sılaya varmak ve sevilene ulaşmak için yardım istenir. Ve denir ki, dağ ne kadar yüce olsa da yol onun üstünden aşar. Çünkü dağ sabittir; insanın azmi ise, herşeyin üstesinden gelmesi için bahşedilmiştir ona. Her dağın belli bir yüksekliği vardır, bilirsiniz. Uludağ, Erciyes, Ağrı Dağı... Her birinin sabitlenerek kayıtlara geçmiş olan yüksekliği günden güne değişmez. Ama bir dağ var ki, o diğerlerine hiç benzemiyor. Her hafta zirvesini daha yükseğe taşıyor. Gönül Dağı'ndan bahsediyorum. Bayram Bilge Tokel'in, hepsi birbirinden değerli arkadaşlarıyla birlikte hazırlayıp sunduğu "türkü" programı Gönül Dağı'ndan. Bu haftakini seyrettiyseniz, ne demek istediğimi anlamışsınızdır. Eğer görmediyseniz, çok şey kaçırdınız demektir. Talip Özkan'ı ağırladı bu hafta Gönül Dağı. Bu ismin önüne bir sıfat seçmekte zorlanıyorum, kısaca "sanatçı" diyebiliriz. Talip Hoca, Paris'te yaşıyor uzun zamandan beri. Sazda 'virtüozite' gelişimine öncülük yapan ilk profesyonel sanatçımız olarak bilinir. Kısa bir süre için geldi. Bu Cuma 19.30'da CRR'de konser verecek. Ondan önce, Gönül Dağı'na konuk oldu. Bir seyircinin çok seslilikle ilgili sorusunu cevaplarken, önemli bir noktanın altını çizdi Talip Özkan. Türkülerin çok sesliliğe ihtiyacı olmadığını söyledi. Ve işte altı çizilen kısım: "Çok sesliliğe özenenler, genellikle az gelişmiş ülkelerin insanları. Çağdaşlık adına öyle olması gerektiğini sanıyorlar. Halbuki bu bir tercih meselesidir. Yanılgıya düşmemek lazım."
Arabanın peşinden
Köpeklerin hareket eden arabalara niçin havladığını merak ediyor musunuz? Bizim Serdar bunu merak edenlerdenmiş. Sonunda öğrenmiş. Fransızlar araştırmış bu konuyu. Köpekler hareket eden arabayı bir ejderha, içindekileri de ejderhanın kaçırdığı insanlar olarak görürmüş. O insanları kurtarmak için havlayarak arabanın peşinden koşarlarmış.
Kitap ve bilgisayar bekleyenler
Bir okurumuz, faks mesajında şöyle yazıyor: "Sn. Şeker, Bir süre önce köşenizde Konya (Kılbasan Kasabası Kütüphanesi'ne) kitap bağış ilanı yayınlamıştınız. Adres ve telefonunu yeniden alabilir miyim? Selam ve saygılarla..." Adres sizin yazdıklarınızda gizli Doğan Bey. İsterseniz, yazdıklarınıza birlikte bir göz atalım: Kılbasan Kasabası Kütüphanesi, Kılbasan-Konya. Ve kitap, dergi, bilgisayar gönderebileceğiniz bir başka adres: Belediye İlköğretim Okulu, 60500 Erbaa-Tokat. Tel: 0356. 715 46 84
Bilgisayarın cinsiyeti
Eskiden insanlar, konu kıtlığı çektiklerinde, meleklerin cinsiyetini tartışırmış. Son zamanlardaysa, daha farklı tartışma konuları buluyorlar kendilerine. Amerika'da kadınlar ve erkekler, bilgisayarın cinsiyetini tartışıyorlarmış son günlerde. Kamil Yaşaroğlu'nun bildirdiğine göre, kadınlar, bilgisayarın erkek olduğunu savunuyormuş: "Çünkü bilgisayarlar aslında sorunları çözmek için yaratılmış olmalarına rağmen, ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler... Daha da önemlisi, bunlardan bir tane aldığınızda, biraz daha sabretmiş olsaydınız, çok daha gelişmiş bir modeline sahip olabileceğinizi görüp pişman olursunuz...." Erkekler tabiî ki tam aksi görüşteymiş... "Bilgisayarlar dişidir" diyorlarmış. Çünkü onların mantığını yaratıcısından başka hiçkimsenin anlaması mümkün değildir, bu bir... Yaptığınız en küçük hatayı bile derhal hafızasına kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar, bu iki... Ve bir bilgisayar aldıktan kısa bir süre sonra fark edersiniz ki, bir o kadar daha parayı, ona gereken aksesuarlar için harcarsınız, bu da üç..."
Gereksiz bilgiler
mseker@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|