YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

MHP'nin imkânları

 
Bugün Türkiye o hale geldi ki, çok konuşan kendisini tüketmekte ve açığa düşmektedir. Yeni dönemin siyasetinin özelliği budur.

 

İcraatlarına katılalım veya katılmayalım, hükümet koalisyonu şimdiye kadar, herhangi bir iç tutarsızlığa düşmeden bugünlere gelmeyi başardı. MHP konusundaki bazı beklentilerin boşa çıkması gene de bu sonucu değiştirmiyor.

Dikkat edilecek olursa, şimdiye kadar gürültüsüz patırtısız neticeye bağlanan sorunlar, APO'nun idamı meselesinden daha büyüktür. Bazıları muhalefetin de iştirakiyle sağlanan Anayasa değişiklikleri, deprem gibi yaygın toplumsal bir facia karşısında sergilenen sabırlı işbirliğinde olduğu gibi. Sırf bunlarla da sınırlı değil. Türkiye'nin AB'ye adaylık sürecinin başlatılması ve IMF ile yapılan önemli anlaşmada bu arada zikredilmelidir. Kuşkusuz bu listeye deprem vergisi gibi bir paketin de eklenmesi gerekecektir.

Şimdi böylesine önemli bir dönemeç anında, yani en olumsuz faturaları hükümetin omuzladığı ve meyvelerini devşirmek için de zamana ihtiyaç duyduğu bir aşamada, karşılaşılan bu kriz atlatılabilecek midir?

Basının ve kamuoyunun mercek altına aldığı sorun işte budur.

MHP neyin peşinde?

Kamuoyunun önüne, aşılması güç bir kriz niteliğinde arzedilen meselede, tarafları oldukça soğukkanlı gördüğümüzü burada zikretmemiz gerekmektedir. Şöyle ki:

Öcalan konusu bize göre, hükümeti yıkma sebebine dönüştürülecek bir konu gibi gözükmemektedir. Fakat hükümetin devamı veya sona erdirilmesi hususunda, MHP'nin bir bahaneye ihtiyacı varsa işte orası ayrı bir mesele. Kuşkusuz burada çözülmesi gereken düğüm cumhurbaşkanlığıdır. Kamuoyunun merakla beklediği ve sonucunu da asla kestiremediği nokta işte burasıdır. MHP bu konuda ne düşünmektedir?

Ne yaparsınız ki siyaset böyle!.. Kimisi vara yoğa konuşarak, çayı görmeden paçaları sıvayarak gün gün kendisini zayıflatmakta; kimisi de susmayı bir sanata dönüştürerek her türlü imkânın ayağına kadar gelmesini sağlayabilmektedir.

Dünkü Yeni Şafak'ın manşetinden çıkan sonuç da bu değil midir zaten?

Burada kanlı bıçaklı Ecevit düşmanı, hatta bir yazısında Mavi Akım dolayısıyla Ecevit'i Mahmut Nedim Paşa'ya benzeten Cengiz Çandar'ın tarihi ric'atını hatırlamanın da tam zamanı. Biliyorsunuz, Abromowitcz'in Türkiye hakkındaki kitap yazma heyetinde bulunan Cengiz Çandar'ın cumhurbaşkanı adayı oldu Ecevit. ABD lobilerinin Türkiye hakkındaki politikaları değiştikçe, Cengiz'in yaklaşımları da durmaksızın değişiyor. Bu değişiklikler dolayısıyla, Türkiye hakkındaki kitabın neşri de devamlı tehir ediliyor. Bakalım bahara, cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar yeni değişmelere şahit olacak mıyız, olmayacak mıyız? İzlemekle yetiniyoruz.

MHP ve Demirel ve suskun siyaset

Bunu şunun için zikrediyoruz ki, önümüzdeki dönemin asıl sorunu, APO'nun asılması veya asılmaması değil, doğrudan cumhurbaşkanlığı meselesidir. Bu noktadaki flûluk kendisini korurken, adım adım Sayın Demirel'in elimine olmaya başladığına dikkat ediyor musunuz bilmem. Yani asıl sorun aşılıyor, önemli olan işte burası.

Demirel meselesi eğer aşılırsa, bunun kredisi kuşkusuz MHP'ye ait olacaktır. Az konuşsa da, DYP ve FP gibi Demirel konusunda vara yoğa konuşmasa da, bu netice kuşkusuz MHP'nin kâr hanesine kaydedilecektir.

Yeni hükümet formüllerinde de, yeni cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda da MHP, hareketsiz durdukça, vara yoğa konuşmayan tavrını sürdürdükçe şansı daha bir artacağa benzer. Bugün Türkiye o hale geldi ki, çok konuşan kendisini tüketmekte ve açığa düşmektedir. Yeni dönemin siyasetinin özelliği budur. Bu sonuç biraz Ecevit'in ve daha ziyade de MHP'nin eseridir.

Öyleyse en iyi politika beklemek!.. Sorunun çözümünü zamana bırakmak değil, herkesin içindekini dışa vurmasını sağlayacak imkân tanımak!.. Bu arada kendisini bağlayacak sözler sarfetmemek!..

Zaten dikkat ederseniz, piyasaya sunulan hükümet alternatiflerinin bütünü muhalefete ait.

MHP'nin tabiatı da işte burada ortaya çıkıyor. Üzerine atlamamak ve istiğnalı bir duruşu tercih etmek. Fakat unutmamak gerekiyor ki, bu alternatifleri alabildiğine zayıflatan husus, FP'nin kendi üzerindeki spekülasyonlara son verme noktasındaki gayretsizliği. Kaç defa yazdığımız gibi, partinin kongresi şimdiye kadar çoktan yapılmalı ve FP sırtındaki kamburları atmış olarak siyasî arenada arzı endam edebilmeliydi.

APO kompleksi yersiz

MHP'yi teennili davranmaya iten sebeplerin başında bu var. DYP, kongresini yaparak bu sorunu sühûletle aştı biliyorsunuz. Bize göre FP, bu meseleyi bir kere daha düşünmek durumunda.

APO meselesine gelince!.. MHP kamuoyunun fazla tedirgin olmasına bize göre gerek yoktur. Türk halkı bu tür konularda daima sağduyuludur. Devletin, ülkenin ve içine girdiğimiz yeni sürecin hikmet ve zaruretinin şuurundan uzak değildir. Hele medyanın kışkırtmasına bu halk asla itibar etmez.

Gerçekten PKK meselesini aşan ve bölünme riskine son veren bir ülke, APO'yu asıl bu noktada cezalandırmış kabul edilmelidir. APO krizine sebep olmak yerine, bu başarının ve hazzın iyi ifadesi beklenir MHP kadrolarından.


12.OCAK.2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...