YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Savunulmadık, bir tek "kartelleşmek" kalmıştı!.

 
Ertuğrul Özkök, Türkiye'deki medyanın gelişme modelini aramak için Amerika'ya değil, Irak'a baksa daha doğru olur..

 

Dünkü "Hürriyet"te, Ertuğrul Özkök imzası ile yayınlanan "Kartel medyası mı dediniz" başlıklı yazıyı okuyunca, yine şaşırdık..

Geçen hafta da, "Yeni Şafak"taki Mihri Belli söyleşine dayanarak, "28 Şubat"ı yücelten yazısını okurken, yine şaşırmıştık..

Daha doğrusu şaşırmamıştık..

Özkök, Amerika'da "Time Warner" yayıncılık şirketini "America Online"ın satın alması ile gerçekleşen birleşmeyi (Merger) ele almış dün.. Ve ortaya çıkan 350 milyar dolarlık dev şirketi örnek göstererek, şunları yazmış:

"Türkiye'de bazı çevreler hâlâ kartel medyası diye kavrama takılmış, bozuk plak gibi çalmaya devam ediyor.. Oysa Türkiye'yi bekleyen ciddi bir tehlike var.. Türkiye'de medya kuruluşları yeterince büyüyemez, kuvvetlenemezse onların başına gelecek şey de şudur: Devlet tarafından yutulmak!."

Özkök'e göre bunu önlemenin yolu, Türk medyasının büyümesi, global evlilikler yapmaları ve mali yapılarını güçlendirmeleridir..

Neresinden tutalım bu mantığı?

Şöyle başlayalım isterseniz..

Amerika'daki ve dünyadaki şirketler birleşmesi, bir "kartelleşme" değildir..

Çeşitli alanlardaki sermaye sahiplerinin, rekabeti ortadan kaldırmak için anlaşmaları "kartel"dir..

Örneğin Türkiye'de basın sermayelerinin, anlaşarak, dağıtımı, reklam piyasasını ve emeğin serbestçe dolaşımını engellemeleri, bir kartelleşmedir..

"America Online" ve "Time Warner", rakip kuruluşları susturamaz.. Türkiye'de ise önce "Akşam", sonra da "Star" yok edilmek istenmiştir..

Amerika'da şirketler, çalışanlarının işyeri seçimine ambargo koyamaz.. "Basın emekçisi", bu yüzyılda "köle ticareti" kurallarına bağlı olarak çalıştırılamaz..

Neyse..

Daha önemli bir mesele var..

Türkiye'de kimse, basın kuruluşlarının güçlenmesine, kârlılıklarına, tiraj artışlarına karşı değil..

"Hürriyet"in tirajı, benzincide bakkalda bedava dağıtılmak yerine, gerçekten satılarak artsa ve milyonlara ulaşsa, bütün gazeteciler seviniriz..

Mesele veya tartışmalar, basının (veya medyanın) mali yapısını güçlendirmek için, basın dışı ve devlet bağlantılı kaynaklara dayanılmasından kaynaklanıyor.

"America Online" ve "Time Warner", New York veya Şikago'nun elektrik dağıtım işini, Amerikan hükümetinden veya yerel yönetimlerden almak için mi birleştiler?.

Bu iki medya şirketi, ellerindeki bankanın içini boşalttıktan sonra, bir kamu bankasından kredi ve Hazine'den onay alıp, sermaye artırmak ve kamulaştırmadan kurtulmak için mi birleştiler?

Cep telefonu, zırhlı araç veya bir başka kamu ihalesi var da, bu şirketler birleşip güçlenerek, Washington'a baskı mı yapacaklar?

Ya da Amerika'da askerler darbe yaptığı zaman, bu kuruluşlar militarizme alkış tutup, demokrasinin rafa kalkmasını mı yüceltecekler?

İsteyen büyüsün, isteyen güçlensin!.

Ama bu iş, "serbest rekabet"i, "özgür düşünce"yi ve "emeğin serbestçe gelişmesi"ni engellemek için yapılırsa, Amerika'da ve Avrupa'da "suç" oluyor.

Ertuğrul Özkök, Türkiye'deki medyanın gelişme modelini aramak için Amerika'ya değil, Irak'a baksa daha doğru olur..

Irak'ta da basın var.. Örneğin Saddam'ın oğlunun yönettiği "Babil" de güçleniyor.. Çünkü arkasında devlet var, üstelik "Babil"in rakibi yok.

Eski Sovyetler'in "Pravda"sı ve "Izvestiya"sı da çok güçlüydüler.. Hükümet ve parti sözcüsü olan "Pravda" (kelime anlamı 'doğru') ile "İzvestiya" (kelime anlamı 'haber') için, halk 'İzvestiya nyet Pravda" derdi (Haber doğru değil)

Özkök haklı.. İsteyen istediği ile, yerel veya global evliliği yapmalı..

Ama iktidarla metres ilişkisine girip, bundan devlet parası kazanmak, çok yanlış değil midir?.

ŞAKA

Sosis imalatı mı?

"Öcalan'ın kaderi" konulu koalisyon zirvesi arefesinde, Tunceli'den çatışma haberleri ve şehit isimleri geldi..

Şimdi medya kaynakları, bu olaydaki teröristlerin, PKK'dan nasıl kopuk olduklarını anlatmaya çalışıyor..

Bir Alman özdeyişi vardır. Şöyle:

-Sosis imalatı ve siyasi pazarlıklar halk önünde yapılmaz.. İkisi de miğde bulandırır.

Olayla ilgisi yok bu özdeyişin belki.. Ama yine de hatırladık işte..

SEMİNOLOJİ

Gülerken ağlayanlar!.

"Semioloji" diye bir bilim dalı var.. "Semioloji"nin açık izahını ise, "işaretlerin izlendiği bilim" şeklinde yapabiliriz..

Buna göre, her söz her davranış ve bedenin her hareketi, beyindeki ve bilinçaltındaki bir olguyu açığa çıkartıyor.. Örneğin bir politikacı, dişlerini göstererek zorla gülüyorsa, onun göz çevresindeki kaslarını inceleyerek, aslında gülmediğini ve ızdırap çektiğini anlayabilirsiniz..

Bazı semioloji kuramcıları ise, bu mesleği, "yalanın bulunması" arayışına dayandırırlar..

"Öcalan'ın cezasının infazı" veya "Cumhurbaşkanlığı seçimi" gibi konular gündeme geldiği zaman, ilgili isimleri konuşurken, dikkatle dinlediğimiz kadar, izlemeliyiz de..

Özellikle birbirlerine alternatif olarak gösterilen Süleyman Demirel ile Mesut Yılmaz'ın, cumhurbaşkanlığı meselesi gündeme geldiği zaman, vücut dillerini de, ağızlarındaki dilleri kadar izlemeliyiz..

Tabiî bu arada, Demirel'in süresinin uzatılması veya Mesut Yılmaz'ın cumhurbaşkanı olmaları konusunda, geniş halk kitlelerinin el ve baş hareketleri de, dikkatle izlenip, değerlendirilmelidir..


12.OCAK.2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Mehmet BARLAS

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...