| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
İhracatın tek ilacı: Gerçekçi kur
Merkez Bankası'nın para ve kur politikasının en zayıf taraflarından birisi ihracata darbe vuracak olmasıdır. Bu gerçeği kabûl etmeyen kimse yok. 2000 yılında dövizin fiyatı % 20 oranında yükseltilecek. Yani ihracatçının 2000 yılında sattığı malın fiyatı TL bazında % 20 artmış olacak. 2000 yılında enflasyon artış oranı % 20'nin üzerinde gerçekleşebilir. Bu durumda ihracatçı zor durumda kalabilir. Fiyat avantajını kaybederek, ihracatını azaltabilir veya tamamen bırakabilir. Bir örnekle açıklayalım. İhracatçının yurt dışına sattığı malın maliyetinin 100 TL olduğunu kabûl edelim. İhracatçı % 10 kâr marjı ile ticaret yapıyor. Başlangıçtaki ihracat fiyatının TL karşılığı 110 olacaktır. Daha kolay anlaşılabilmesi için 1 Dolar'ın 100 TL'ye eşit olduğunu kabûl ediyoruz. 2000 yılı sonunda doların artışı % 20 olacak. Yani 120 TL olacak. Enflasyon oranının ise % 30 olduğunu varsayalım. 2000 yılının sonunda malın ihracatçıya maliyeti 130 liraya yükselecektir. Dolar % 20 oranında arttığı için % 10 kâr marjı ile ihracatın TL bazındaki değeri ise (120*1.1=) 132 TL olacaktır. İhracatçının eline en fazla 132 TL geçecektir. 130 TL maliyet, 132 TL ihracat bedeli. İhracatçının kâr marjı % 10' dan % 1.5'e düşecektir. Belki ihracatçı bu kadar düşük kâr marjı ile ihracatını durduracak veya azaltacaktır.
Enflasyon oranı % 40 olursa
Enflasyon oranı % 30 yerine % 40 olarak gerçekleşirse ihracat zararlı hale gelir ve ihracat durur. Bu durumda malın ihracatçıya maliyeti 140 TL, ihracat fiyatı ise 132 TL olur. Hiç kimseden 140 Liraya alıp, 132 liraya satmasını bekleyemezsiniz. Enflasyon oranı 2000 yılında % 20 veya daha altında gerçekleşirse yukarıdaki sakıncalar ortaya çıkmaz. Ancak enflasyon oranının % 20'nin üzerinde gerçekleştiği her oranda ihracatımız olumsuz yönde etkilenir. Enflasyon oranı herhangi bir nedenle % 20'nin üzerine çıkarsa Merkez Bankası dövizin fiyatını yine % 20 oranında artıracaktır. Piyasaya taahhütte bulunduğu için % 20 oranının üzerine çıkamaz. Çıkarsa güvenilirliğini zedeler, hatta kaybeder. Bizim görüşümüz enflasyon oranının % 30'un üzerinde gerçekleşeceği şeklindedir.
İthalata etkisi
Devalüasyon oranının, enflasyon oranının altında kalması ihracatı daraltırken ithalatı artırır. Yukarıdaki olaylar tersinden gerçekleşir. Döviz nisbi olarak ucuzlayacağı için değeri döviz cinsinden olan mallar, yani ithal edilen mallar, yerli mallara nazaran daha ucuz hale gelir ve talebi artar. Tüketimi artar. Bir taraftan ihracat daralması, bir taraftan ithalattaki artış cari işlemler dengesini bozar. Ülkenin döviz talebini artırır. Sonra dışarıdan borç bulabilmenin yolları araştırılır, dış borç stoku artar ve bildiğimiz sahneler. Görülüyor ki ihracatı düşürmemenin ve artırmanın en önemli aracı gerçekçi kur politikasıdır. TL'nin aşırı değerli tutulmamasıdır. Son iki yılda ithalatta meydana gelen azalmanın esas nedeni iç talebin düşmüş olmasıdır. Yaşanan durgunluktur. Bir şekilde ekonomide canlanma başladığı andan itibaren ithalatta ciddi bir sıçrama yaşanacaktır. En iyimser tahminle durgunluk öncesinin ithalat rakamlarına ulaşılacaktır. Buna mukabil ihracatta artış olmayacaktır. Gerçekçi kur politikasının dışında ihracatı canlandıracak bir politika yoktur. Diğer tedbirler kısmi ve yüzeysel kalır. Problemi çözmez. Kendimizi kandırmayalım.
ncanikli@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|