|
"Biji MHP, Serok Bahçeli"

Tarihi karara 'MHP damgasını' vurmayı başardı. En azından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bekleme kararını, şarta bağlamayı başardı
ATP Genel Başkanı "mahdum" Tuğrul Türkeş "Babamın kemikleri sızlıyor" demiş.
Bülent Yahnici "Sıkıntı yok" diyor.
"Alışırlar..."
Kitabında, Kürtler'in şeytanın soyundan geldiğine dair talihsiz bir rivayete yer veren Devlet Bakanı Abdülhaluk Çay, Yahnici gibi düşünmüyor:
"Bu kararla (Apo'nun infazının dondurulması) birlikte, Türkiye egemenlik haklarından vazgeçmiş oldu?"
Öyle mi oldu gerçekte?
Peki, meslektaşımız üstadımız Nazif Okumuş ne diyor?
Nazif Okumuş "öncelikle Türkiye'nin üniter yapısını düşünen bir yapıya sahip olduğu" için, idam hükmünün "ileride" kullanılmak üzere (Ne kadar ileride mesela?) Başbakanlık tarafından hin-i hacette saklı tutulmasını "arkadaşlar olarak" makul karşıladıklarını bildiriyor. Ahmet Çakar infial halinde.
Osman Durmuş sıkıntılı.
Kararı "arkadaşlar olarak" makul karşılamayan MHP Genel Başkan Yardımcısı Şevkat Çetin üzgün... Şevkat Bey, Bahçeli'nin zirveden sonra genel merkeze uğrayacağını öğrenince sinirli bir şekilde "ortamı" terketmiş. Gidip içmiş midir, bilmiyorum.
Devlet Bey "İyi bir ülkücü kin ve nefret beslemez. Ülkücünün kızgınlığı 24 saattir" diyerek, arkadaşlarını yatıştırmaya çalışıyormuş.
Görüyorsunuz, alışıyorlar.
Kartel medyasının "İşte sorumlu devlet adamı" gazıyla bu "alışma/alıştırma" süreci daha da kısalabilir.
Merhum, sağ olsaydı da, bozkurtlarının, yüksek devlet katlarında oynanan pis ve sevimsiz oyunun "gönüllü" figüranları haline geldiğini/getirildiğini görseydi.
"Merhum" dedim de aklıma geldi.
Devlet Bahçeli'ye övgüler yağdıran
Rahmetli Ertuğrul Özkök ("Rahmetli" nitelemesi Enis Batur marifetidir) dünkü yazısını enfes bir "MHP güzellemesi"yle taçlandırmış:
"Tarihi karara 'MHP damgasını' vurmayı başardı. En azından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bekleme kararını, şarta bağlamayı başardı. Ayrıca yağlı ipi, Öcalan'ın boynundan çıkarttırmadı. Tam aksine onu, Öcalan'ın başı üzerinde sallanan bir sarkaç bıçağa çevirdi. Öcalan veya PKK başını kaldırdığı anda, kafası uçabilir. Ama bunu yaparken, Türkiye'nin Avrupa Birliği yolunu kapatacak bir yanlışı da yapmadı..."
Türkiye'ye Avrupa Birliği yolunu kapatmayan "sorumlu" MHP, bu "sorumluluğunu", örneğin başörtüsü, 312. madde ve ifade özgürlüğü konularında da hatırlayacak mı?
Daha doğrusu, verdiği sözü tutacak mı?
İyi bir ülkücü "Bak asarım ha!" tehditinin "hukuk devleti" normlarıyla bağdaşmadığını çözemeyebilir, mazurdur.
Ama "sorumluğunu müdrik" bir "devlet adamı", söz verdiği demokratik açılımları gerçekleştirmek için "ikna" ve "terapi"ye gerek duymamalıdır.
15 OCAK 2000
|