| Türkiye'nin birikimi... | ||
|
|
Coşkun Kırca'nın Menderes kini
Kitap okurları, diplomatlar, politikacılar ve yüksek bürokratların yazdıkları anı-kitapların önemli bilgiler içerdiğini bilirler. Diplomatların anılarında dış politikada karar alma mekanizmalarının nasıl çalıştığını, siyasetçiler ile dışişleri bürokrasisi arasındaki yöntem ve görüş farklılıklarını da izleyebiliyoruz. Dış politika ile iç politika arasındaki ilişkiler açısından da olaylarda rol alan kişiler açısından da bu kitaplar çok kıymetli satır-arası bilgiler içeriyor. Son yıllarda diplomatların yazdıkları anı-kitaplara sık sık rastlıyoruz. Diplomatların anı yazmaktaki çekingenlikleri giderek kırılıyor. Büyükelçi Mahmut Dikerdem diplomatların anı yazmaktaki çekingenliğini şöyle yorumluyor: "Batıda eli kalem tutan her aydın gibi, diplomatların da anılarını yayınlamaları doğal görülür. Bizde ise, hariciye memurunun gördüklerini, bildiklerini yazıya dökmesi, devlet sırlarını açığa vurma sayılmasından korkulur. Bu sakat anlayışın yarattığı bir de tembellik eklenince, diplomasi literatürümüzün pek fakir kalması sonucu doğmuştur." Coşkun Kırca'nın Menderes düşmanlığı Talat Asal'ın (Adnan Menderes'in avukatlığını ve Adalet Partisi Genel Başkan Yardımcılığı yaptı) Sabah gazetesinde yayınlanan "Müvekkilim Adnan Menderes" başlıklı yazı dizisinin 13 Ocak tarihli bölümü, 1955 yılında meydana gelen 6-7 Eylül Olayları Davası'na ayrılmış. 6-7 Eylül olayları, Londra'da İngiltere, Türkiye ve Yunanistan arasında Kıbrıs görüşmeleri devam ederken gerçekleşti. Bir komplo olduğu açıklık kazanan Atatürk'ün Selanik'teki evine bomba atılmasının ardından İstanbul'daki Rumlara ait ev ve işyerleri yağmalanmış, iki gün süren olaylarda üç kişi ölmüş, binlerce bina yakılıp yıkılmıştı. Milli Şef İnönü döneminde azınlıklara uygulanan Varlık Vergisi uygulaması gibi 6/7 Eylül olayları da İstanbul'daki Rum azınlığın önemli bir bölümünün göç etmesine sebeb oldu. Talat Asal, emekli büyükelçi Coşkun Kırca'nın Başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu aleyhindeki ifadesinin 6-7 Eylül olayları davasındaki mahkumiyet kararının temelini oluşturduğunu belirtiyor. Asal, Kırca'nın ifadesini Menderes ve Zorlu'ya karşı anlaşılmaz bir kinin ifadesi olarak yorumluyor. Çiller'in A Takımı'ndaydı 28 Şubat kararlarının sert bir şekilde uygulanmasını savunan Coşkun Kırca, 1961 seçimlerinde CHP'den milletvekili seçildi. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin bildirisini hazırlayanlar arasında da o var. Her iki darbede de Demokrat Parti ve onun devamı olan Adalet Partisi zarar gördü. Kırca, Adalet Partisi'nin devamı olan Doğru Yol Partisi'nden, 1995 seçimlerinde Tansu Çiller'in A Takımı'ndan Milletvekili seçildi. Hatta uzun yıllar özlemini çektiği Dışişleri Bakanlığı koltuğuna da kısa bir süre oturdu. 28 Şubat sürecinde DYP'den ilk kopanlar arasında da o var. Fatin Rüştü'yü mahkum ettiren Kırca'nın, Tansu Çiller'in kontenjanından milletvekili olmayı nasıl başardığı ise hala bilinmiyor. Bu konuda kimler devreye girmişti acaba? Dikerdem'in tarihi tanıklığı 1993 yılında ölen emekli büyükelçi Mahmut Dikerdem "Ortadoğu'da Devrim Yılları" isimli kitabında, meslektaşı Coşkun Kırca ile ilgili ilginç anekdotlar sunuyor. 1977'de Barış Derneği kuruculuğunu ve başkanlığını yapan Dikerdem, 12 Eylül 1980'deki askeri darbe döneminde Barış Derneği davasından tutuklandı. 1985'de Avrupa Konseyi Sosyalist Grubu tarafından Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterildi. Marksist hariciyeci olarak bilinen Mahmut Dikerdem, Coşkun Kırca'nın Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu hakkındaki iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, Zorlu'nun 6-7 Eylül olayları ile bir ilgisinin bulunmadığını Ortadoğuda Devrim Yılları isimli kitabında anlatıyor. Kırca, Yassıada'da görülen askeri mahkemede Zorlu'nun 6/7 Eylül Olayları'nda birinci dereceden rolü olduğunu ileri sürmüştü. Mahkeme Kırca'nın iddialarını geçerli kabul ederek, Zorlu'yu yedi yıl hapse mahkum etti. Kayınbabası için Zorlu'yu yaktı Dikerdem'e göre, Kıbrıs sorununu bir süre için dondurmayı Ankara'ya öneren Zorlu'ydu. İşte Dikerdem'in söyledikleri: "Zorlu, nasıl olurdu da Moratorium'u (erteleme) düşünürken, öte yandan kamuoyunun tahrik edilmesini isteyebilir? Nitekim Zorlu söz alıp Yüce Divan Başkanı'na 'Tanık Kırca o tarihte NATO'da ikinci katipti. Herhalde okuduğu telgrafları iyice değerlendirecek kadar olgunlaşmamıştı' dedi. Oysa gerçek başka idi. Kırca, okuduğunu anlayacak kadar akıllıydı, ama 6/7 Eylül sanıkları arasında bulunan Fuat Köprülü'nün damadı idi ve kayınbabasını kurtarmak için her çareye başvurmayı meşru görüyordu. Kırca'nın gerçekleri çarpıtan tanıklığına karşı savunma tanıklığı yapmak üzere Zorlu'nun avukatına başvurdumsa da Yüce Divan savunma tanıklarının dinlenmesine gerek görmediğini bir ara kararıyla bildirdi." Anı-kitaplarının satıraralarında kaybolan bu bilgiler, sözkonusu olaylar gündeme getirildiğinde çok değerli bilgiler haline geliyor. Hafızalarımızın tazelenmesi için bu tür kitapları izlemekte yarar var.
Abdullah MURADOĞLU
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|