|
|
 |
İslam, demokrasi ve Türkiye
Demokrasiyle ilgili teorik mülahazalar, son zamanlarda demokrasinin mümkün olup olmadığı sorusu altında gerçekleşmekte. Birçok pratik ve teorik zorluk, demokrasinin sınırlarına işaret ederken, Türkiye'nin demokrasi serüveni, İslamla ilişkiler sözkonusu olduğunda, demokrasi teorileri için zengin bir laboratuvar tecrübesi sunmaktadır. Demokrasinin vaaddettikleriyle gerçekleştirebildikleri arasındaki mesafe bu bağlamda çarpıcı bir biçimde açılmaktadır. Bu açıklık her zaman kendini "demokrasinin kendini savunma hakkı"nın yol açtığı paradoks temelinde haklılaştırır. Türkiye'de bu açıklık, muhtemelen her yerdekinden daha fazla olarak, demokrasinin düşmanı ilan edilmiş İslamın yükselişinin yol açtığı tehdit temelinde haklılaştırmaktadır. Ahmet Arslan, Vadi Yayınları'ndan çıkan İslam, Demokrasi ve Türkiye adlı kitabında yer alan yazılarında Türkiye'deki demokrasiyle laiklik arasındaki paradoksun haklılığı üzerinde bir soruşturmayı derinlemesine sürdürmekte. Yılların felsefi birikiminin verdiği yetkinlikle, İslam ve demokrasinin uzlaş(ma)ma noktalarını işaret etmekte; şu veya bu mazeretlerle demokrasinin Türkiye'ye özgü ve çoğu kez düşük yoğunluklu bir versiyonunu öne sürmenin haklılık durumunu değişik açılardan, kendine özgü üslup ve tezleriyle irdeliyor.
"Birey, Hoşgörü, Demokrasi", "İslam ve Demokrasi", "Türkiye'de Siyaset: Düşünce ve Pratik" başlıklı üç ana bölümden oluşan İslam, Demokrasi ve Türkiye'nin sunuş yazısını bölümlenmesini de yapan Mustafa Erdoğan yazmış.
|
 |
|