YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Geri tepen eleştiri

 
Artık Türkiye o noktaya geldi ki, günü birlik tavır ve eleştirilerle politika yapmak imkânsızlaşmaya başladı

 

Son A.Öcalan tartışmaları, iktidar ve muhalefet olarak, millî bir zaafiyetimizi daha ortaya çıkarmakta gecikmedi. Ülke tarihimiz açısından son derece ciddi süreçlerden geçtiğimiz bir aşamada, bu tür konulara nasıl yaklaşılması gerektiği hususunda kimseler kendisine sınır koymuyor, koymak ihtiyacını duymuyor.

İktidar veya muhalefet organlarının, basın veya medyanın, Öcalan'ın âkıbeti konusunda farklı görüşler taşıması kadar tabiî birşey olamaz. Fakat konunun millî kamuoyunun yanısıra, uluslararası camiayı da yakından ilgilendirdiği düşüncesiyle, daha bir sağduyu düzleminde ele alınması ihtiyacı kendiliğinden ortaya çıkmıyor mu? Burada unutulan nokta, iktidar ve muhalefet organlarının, ihtiyacını duyduğumuz bir tutarlılıktan uzak düşmeleri ve en nazik meseleleri dahi "belden aşağı", bir üslûpla ifadeye kalkışmalarıdır.

Eleştirel tutarlılık ihtiyacı

Daha doğrusu siyasî partiler Türkiye'de, iktidar ve muhalefet dönemlerinde, kendi kendilerini tekzipten kurtulamamaktadırlar. Meselâ DYP, eğer iktidarda olsa idi, APO konusunda şimdiki tutumunu sürdürür müydü? Hiç sanmıyoruz. İktidarı zora sokmak, iktidar organlarından birini kendi tabanı nezdinde açmaza sürüklemek!.. Bunların hepsi kabul. Fakat bu yaklaşımların hiç bir zaman, politik çelişkiler üretmemesi gerekir. İşte sıkıntı burada yatıyor.

Zira bu kördöğüşü ve günü birlik muhalefet anlayışı, en çok muhalefete zarar veriyor. Artık Türkiye o noktaya geldi ki, günü birlik tavır ve eleştirilerle politika yapmak imkânsızlaşmaya başladı. Türkiye'nin AB'a aday üyeliğinin kabul edildiği, IMF ile geri dönüşü imkânsız paketlerin imzalandığı, bankaların özelleştirileceği ve sıkı bir anti-enflasyonist politikanın devreye sokulduğu bir aşamada, muhalefet organlarının sarfettikleri sözlerde daha bir dikkatli olmaları gerekmesin mi?

Özal tutumu-Demirel popülizmi

Kabul edelim veya etmeyelim, Türkiye son derece zor bir dönemeçten geçmektedir. Her türlü eleştiri tabiî ki yapılacak ve yapılmalıdır. Fakat herhangi bir iktidar değişikliği halinde dahi, uygulanacak politikalarda farklılaşma imkânı yüzde kaçtır? Bunu iyi düşünerek aşırı popülist yaklaşımların en başta muhalefetin elini ayağını bağlayacağını nasıl olur da unuturuz?

Ayrıca böyle bir denemeyi Türkiye, Süleyman Demirel'in 1991'deki iktidarı sırasında acı acı yaşadı. "İktidar size ne veriyorsa azdır; ben size daha fazlasını vereceğim" teraneleriyle kazandığı seçimin sonunda ne yaptı, hepimiz biliyoruz. Rahmetli Özal'ın çeki-düzen vermek istediği Kamu İktisadi Teşekkülleri, bu politikalar sayesinde bir bir iflâs etmedi mi? Çiller'in 1994 ekonomik paketleri bunun için devreye sokulmadı mı?

Şu gün için Türkiye'nin içine girdiği enflasyonu önleme politikaları, acı da olsa itiraf zorundayız ki, uluslararası denetim altına alınmış durumda. Sanki bir nevi Düyûn-u Umûmiye yaptırımları!.. Acı fakat gerçek bu!.. Şimdi bu duruma nasıl geldik, niçin geldik soruları ile bir yere varmak da mümkün değil. 1977-78'den beri, kaç iktidarın sorumluluğu var, saymakla bitmez. Ama temel sebebin, Türkiye'ye karşı adı konmamış, kredi ambargolarının, bu sonucu doğurduğunu nasıl olur da unuturuz? Hal böyle iken, bir de üstüne üstlük popülist politikalar, sık sık yapılan seçimler ve ikide bir iktidar değişiklikleri!.. Ve ayrıca rüşvet ve ihale yolsuzlukları.

Hal böyle olduğuna göre; içinden geçtiğimiz sürece daha bir serinkanlı bakmak ve muhalefet nâmına toplumun geleceğe olan güven duygularını tahrip etmemek daha bir önem kazanıyor. Muhalefetin siyasal eleştiri üretirken unuttuğu gerçek de zaten burada yatıyor. Eleştiri!.. Fakat bu eleştirinin içine toplumsal geleceğimizi pekiştiren ve takviye eden bir ruh enjektesini muhalefet hep ihmal ediyor.

Zarara çalışan eleştiri

Zira eleştiri sırf bir karamsarlık ve çaresizlik üretiyorsa, bu eleştirinin muhalefete de bir faydası dokunmamaktadır. Hatta aksine, toplumlar çaresizleştikçe, iktidarlara daha bir râm almaktadırlar. Eleştirdikçe toplumu tüketen, ümitleri perişan eden ve iktidarları aşılmaz, yıkılmaz bir güce dönüştüren bu yaklaşımların mutlaka gözden geçirilmesi gerekmektedir. Geçtiğimiz nisan seçimlerinin temelinde yatan yılgın, gizli bilinç de zaten bunu ortaya koymadı mı?

Mevcut politikalar dolayısıyla, Türkiye zor dönemeçlerden geçiyor deyişimiz de sebepsiz değil. Dikkat edin IMF ile anlaşma yaptı, Endonezya bölündü. Malezya ne hallere düştü? Kore'yi ve Rusya'yı da unutmamak gerekiyor.

İşte Türkiye'nin sınavı burada!..

Yani hem iktidar, hem muhalefet tarihî bir sorumluluk altında. Allah hepsine sabırlar versin. Ve tabiî ki en başta topluma.


15 OCAK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...