YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Neden paniklediniz?

 
Güney Kafkaslar'da ve Türkiye'deki paniğin zamanlamasına dikkat ettiniz mi?

  Rusya'nın son günlerde Kafkaslar'daki ağırlığını iyice artırması Bakü-Tiflis ve Ankara'nın eteklerini tutuşturdu. Aliyev'in apar topar Ankara'ya gelmesinden sonra Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de dün Tiflis'e gitti. Kafkaslar'daki bu hareketlenmenin sebebi kamuoyuna yansıdığı gibi değil. Aliyev'in ve Demirel'in ziyaretlerinin gerekçesi Bakü-Ceyhan boru hattında Gürcistan'dan kaynaklanan bazı pürüzlerin giderilmesi şeklinde yansıtıldı. Oysa sorun çok daha derinlerde. Moskova'nın Kuzey Kafkaslar'da baskılarını artırması, beklendiği gibi Güney Kafkaslar'daki Azerbaycan ve Gürcistan'da ciddi bir güvenlik endişesine yol açtı. Moskova bu iki ülkeyi doğrudan tehdit etmeye başladı. Hatta, Çeçenler'e yardım ettiği, yardımların ulaşmasına aracı olduğu iddiasıyla Tiflis'e müdahale sinyalleri bile gönderdi. İstanbul'daki AGİT zirvesinin arefesinde Rusya'nın bölgedeki en sağlam üssü olan Ermenistan'ı bile Moskova'dan koparma noktasına gelen Türkiye ve Batı, izlediği kararsız siyasetle, bırakın Ermenistan'ı yanlarına çekmeyi Azerbaycan ve Gürcistan'ı da tehlikeye attı.

Dört ay sonrasını göremediniz

Moskova'ya Kuzey Kafkaslar'da istediği manevrayı yapabileceği sinyalini veren Batı, bu şekilde Güney'i garantiye alacağını düşündü. Oysa Kuzey Kafkaslar'da durdurulamayan Rusya'nın Güney Kafkaslar ve Orta Asya için çok büyük bir tehdit haline geleceği belliydi. ABD Başkanı Clinton'ın şiddetle eleştirilen 'Rusya'nın istikrarı' politikası hem Batı'yı hem de Türkiye'yi içinden çıkılmaz bir sıkıntıya soktu. Çeçenistan'da yaşanan onca katliama rağmen Moskova'ya karşı caydırıcı bir tepkide bulunulmamasının sebebi de buydu. Rusya hırçınlaştırılmayacak. Kuzey Kafkaslar'da istediği gibi varlığını sürdürecek. Ancak Azerbaycan ve Gürcistan'a dokunmayacak. Bu politika Türkiye'yi Çeçenistan konusunda çok kötü bir sürecin içine soktu. Başbakan Bülent Ecevit'in Moskova ziyareti ve imzaladığı terör anlaşması, Çeçenler'i terörist olarak nitelemesi ve sorunun Rusya'nın bir iç sorunu olduğunu vurgulayarak Moskova'ya güvence vermesi daha dört ay geçmeden bakın Türkiye'yi ne duruma getirdi. Gelinen noktada sadece Azerbaycan'ın ve Gürcistan'ın değil Türkiye'nin de güvenlik ve çıkarları tehlikeye girdi. Bu sıkıntılı dönemde ABD'yi de tam olarak Türkiye'nin yanında göremiyoruz.

Rusya'ya karşı yeni cephe

Türkiye-Gürcistan ve Azerbaycan arasında bir savunma ittifakı oluşturulmasının da gündemde olduğu ve bölgede Rusya'ya karşı bu üç ülkenin yeni bir cephe açma aşamasına girdiği bu karmaşık dönemde iki durum söz konusu. Birincisi ihtimal: Türkiye kendi inisiyatifini ortaya koyarak Rusya'ya karşı ciddi bir üstünlük mücadelesine girecek. Rusya'nın yeni lideri Viladimir Putin'in Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan devlet başkanlarının Moskova'da bir araya getirme çabası, Karabağ konusunda arabulucu rolüne soyunması ve son günlerde boru hatları konusunda ABD'nin başka arayışlar içinde olduğu iddiası, Türkiye'yi Rusya'nın karşısında yalnız başına bıraktı. Bu durumda Türkiye ya Rusya'ya karşı cepheye sürülüyor ya da kendi başına bölgede etkinlik mücadelesine giriyor. Her iki şekilde de Rusya ile Türkiye arasında yepyeni ve gerilimli bir dönem başlıyor. Demirel, Aliyev ve Sevardnadze arasındaki hızlı diplomasi başarıya ulaşamaz veya ABD tarafından desteklenmezse boru hatları da, Gürcistan da, Azerbaycan da tehlikede demektir. Türkiye Orta Asya'nın yolunu da unutabilir.

Panik neden şimdi başladı?

Gelelim ikinci ihtimale... Güney Kafkaslar'da ve Türkiye'deki paniğin zamanlamasına dikkat ettiniz mi? Çeçenler geri çekilirken, Ruslar ardı ardına zafer duyuruları yaparken, binlerce Müslüman sürgün edilir veya öldürülürken, yani Ruslar'ın işgal planı kusursuz işlerken böyle bir panik yaşanmıyordu. Ne zaman Çeçenler Ruslar'ı avladı, işgal edilen kentleri birer geri aldı, Rusya'dan zafer değil hezimet duyuruları gelmeye başladı, o zaman Türkiye'nin de, Güney Kafkaslar'ın da etekleri tutuştu. Acaba paniğin sebebi başlangıçtaki zımni anlaşma mı? Yani Ruslar'ın kuzeydeki hakimiyetinin garanti edilmesi karşılığında Güney'in rahat bırakılması politikası tehlikeye mi düştü? Çeçenler'in kazandığı zafer bu planları bozuyor mu? Eğer böyleyse Ankara savaşın başında izlediği yanlış ve çirkin politikayı sürdürüyor demektir. Umarız böyle değildir ama böyle bir ihtimal var.

Konsensus bozuldu mu?

Rusya'nın sorunsuz bir şekilde Çeçenistan'ı işgal edeceği düşünüldü. Böylece Moskova susturulacaktı. Petrol güzergâhlarındaki pazarlık payını da koruyacaktı. Ancak Çeçenler'in planı bozmaları Moskova'nın Kuzey'deki hakimiyet planını sabote etti. Bundan hem Moskova, hem ABD, hem Türkiye ve hem de Güney'dekiler rahatsız oldu. Buna Putin'in 'şahin' politikalarını da ekleyince, başlangıçtaki konsensusun artık ortada olmadığını, yeniden başa dönüldüğünü görüyoruz. Yani her şey yeni baştan dizayn edilmek durumunda. Öyle görünüyor ki, Kafkaslar önümüzdeki aylarda Türk dış politikasının birinci gündemi olacak. Türkiye'nin Asya'daki geleceğini belirleyecek olan bu satranç masasından bakalım kim galip kalkacak?


15 OCAK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...