YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Ne ağlayabilir, ne gülebilirsin

 
Toplumcular, Türkçüler, İslâmcılar çok yakın geçmişte birbirlerinin canına kıymış olsalar bile Türkiye'yi hasımlarını da içine alacak şekilde bir bütün olarak düşünmekten geri durmadılar

 

Toplum olarak faciaya uğrayan biziz. Ekonomik yetersizlikten sosyal keşmekeşe, politik seviyesizlikten kültürel yozlaşmaya kadar içinde bulunduğumuz rezalet diz boyu. Gövdesinin neresine dokunulsa canı yanan bir toplumuz; ama elinden kendi felaketine ağlamaktan başka bir şey gelmeyecek kadar zavallı bir toplum da değiliz. Serd edilen düşüncelerden tevessül edilen eylemlere, makbul tutulan tavırlardan aramızda üstünlük tesis etmiş tercihlere kadar neyimiz varsa hepsi komik; ama komik duruma düşenin kendimiz olduğunu bildiğimiz, ne yaptıysak kendimize yaptığımızı bildiğimiz için buna gülemiyoruz. Ağlayamayacak kadar kuvvetli, gülemeyecek kadar zayıfız.

Başımıza neler geldiğini fark edemeyecek kadar aymazlık içine yuvarlandığımız ise asla söylenemez. Başımıza geleni biliyoruz. Geleneksel kültür dairesinden çıkmış olmamıza rağmen terk ettiğimiz mekânın yerini tutacak bir yaşama alanına henüz kavuşamadık. Gerçi yaşadığımız süreç hakkında ne sarih, ne de müşterek görüşlere sahibiz. Yine de aramızda hiçbir Türk yok ki halen tamamlanmamış bir süreci idrak ettiğimiz anlayışını benimsemiş olmasın. Bu anlayış doğrultusunda Toplumculuk, Türkçülük, İslâmcılık sebebiyle gerçek ve derin bir bölünmeye uğranılmadığı ileri sürülebilir, giderek savunulabilir. Toplumcular, Türkçüler, İslâmcılar çok yakın geçmişte birbirlerinin canına kıymış olsalar bile Türkiye'yi hasımlarını da içine alacak şekilde bir bütün olarak düşünmekten geri durmadılar. Eylemci öbeklerin bilgisizlikleri, tutarsızlıkları, ihmalleri ve her şeyden önemlisi, silâhlı eylem çerçevesinde her yaptıklarıyla Türkiye düşmanlarının değirmenine su taşımış olmaları mazur gösterilemez. Sağlıklı bir değerlendirme yapmak istiyorsak sıradan eylemcilerin neye âlet olduklarını dile getirmenin yanı sıra her birinin nasıl bir ruh durumuyla harekete geçtiklerini de keşfedebilmeliyiz. Onlar birbirleriyle toplum yapısındaki çimentonun sadece kendileri olabileceği iddiasını güttükleri için çatıştılar.

Dünyanın aldığı son şekil dolayısıyla artık ülkeye hangi kıyafetin biçileceğine dair belli tezlerin yarışması ve çatışması geride kaldı denilebilir. Acaba bu arada Türkiye'nin değişim süreci de sona erdi denilebilir mi? Mesele şu âna kadar Türkiye'nin kültür kimliği itibariyle bir varlık kazanıp kazanmadığı noktasında düğümleniyor. Eğer kazandıysa Dünya Sistemi'ne kolayca eklemlenebileceğiz. Bu demektir ki gülebilecek kadar kuvvet toplamış olacağız. Eğer kazanmadıysa Dünya Sistemi kendine şimdikinden farklı, kimliğini kendinin hazırladığı bir Türkiye icat edecek. O zaman sahici Türkiye'yi hatırlayan herkes ağlayacak.


15 OCAK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

İsmet Özel

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...