YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

FP: Kökü mâzide olan âti

 
Fazilet'e yönelik iddialar Tevfik Fikret'in Yahya Kemal'i şiirle eleştirmesini hatırlattı bize. Fikret'ten Kemal'e: "Harâbîsin, harâbâtî değilsin. Gözün mâzide, âti değilsin." Kemal'den Fikret'e: "Ne harâbîyim, ne harâbâtîyim. Kökü mâzide olan âtiyim."

 

Askerin Fazilet'e yönelik hücumunu, 28 Şubat'ın "hortlaması" gibi görenler mevcut. Kimine göre ise, ordunun Fazilet'e ilişkin kanaati, zaten hiç değişmemişti. Bir vesile bulup, tam da Anayasa Mahkemesi'nin kararı arefesinde, görüşlerini dile getirdiler.

Fazilet'i hedef alan suçlamalar, bize, Tevfik Fikret'in Yahya Kemal'i eleştirmek için yazdığı mısraları hatırlattı:

"Harâbîsin, harâbâtî değilsin.

Gözün mâzide, âti değilsin."

Yahya Kemal, bu haksız eleştirilere şu cevabı vermişti:

"Ne harâbîyim, ne harâbâtîyim.

Kökü mâzide olan âtiyim."

(Açıklaması: Harapsın, perişansın, meyhanelere gidenlerden değilsin... Geçmişe takılmış kalmışsın, geleceği temsil etmiyorsun...

Ne harabım, ne de meyhane düşkünü. Kökü geçmişte olan geleceğim).

Anayasa'ya aykırılık

Esasında Genelkurmay'ın açıklamaları, Anayasa'ya aykırı beyanlardır. Zira Anayasa'nın 138'inci maddesine göre, "hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında, mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz."

Zaten yürürlükte olan bir davayı etkilecek beyanda bulunmak da suçtur.

Oysa, Genelkurmay Başkanlığı, Başsavcı Vural Savaş ile aynı dili kullanmıştır.

Savaş, Fazilet Partisi'nin, iki sebepten dolayı kapatılmasını talep etmişti: 1) Bu parti, RP'nin devamıdır. 2) İrtica odağıdır.

Genelkurmay'ın açıklamaları, tam da bu şablona oturuyor: 1) Milli Nizam'dan itibaren bu siyasi oluşum hep kapatılmıştır. 2) İrticayı beslediği için kapatılmıştır.

Öyle bir ortam yaratıldı ki, Anayasa Mahkemesi üyeleri, Fazilet'in lehinde karar verirse, Türk Silâhlı Kuvvetleri'ne karşı çıkmış gibi bir duruma düşecekler.

Üstelik, Anayasa Mahkemesi'nde iki asker kökenli üye var. Biri Askeri Yargıtay, diğeri Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nden. Özellikle onların bu gibi açıklamalardan etkilenmemesi mümkün mü?

Savunma

Oysa, FP'nin savunmasını yapan Cemil Çiçek'in de belirttiği gibi, Anayasa Mahkemesi'nin vereceği kararın, doğrudan doğruya Fazilet Partisi'ni bağlamayan yönleri de mevcut.

Davanın neticesine göre, Anayasa Mahkemesi, fikir beyanının suç sayılıp sayılmayacağı hükmünü de vermiş olacak. Avrupa standardında bir demokrasiye sahip olacak mıyız? Batı'da, bir parti, şiddeti teşvik etmiyorsa, demokrasiyi tehdit etmiyorsa, sırf sistemi sorguladı diye kapatılamaz. Mahkeme, ifade hürriyetine bakış açısını, Fazilet davası vesilesiyle ortaya koyacak. Çünkü Başsavcı Vural Savaş'ın "irtica odağı" iddiasını kanıtlamak için gösterdiği yegâne delil, 15 civarındaki partilinin "başörtüsünü savunmaları" Üstelik, ben hariç, diğerleri, bu konuşmaları, yasama sorumsuzluğu kapsamında, Parlamento'da yapmış bulunuyor.

Demek, Anayasa Mahkemesi, aleyhte bir karar verdiği takdirde, hem yasama sorumsuzluğunun sınırlarını iyice daraltmış , hem de özgürlüğün genişletilmesi anlamına gelen talepleri suç saymış olacak.

Uluslararası hukukun ne ölçüde Türkiye'de geçerli olacağı da, bu karar neticesinde ortaya çıkacak.

Avrupa Birliği'ne aday olan Türkiye'nin kaderini de FP davası etkiliyor. Öyle ya, halkın büyük çoğunluğunun arzusu hilâfına, Apo'nun idamı bile, uluslararası mükellefiyetlerimiz dolayısıyla, ertelenebiliyor. Şiddete başvurmayan bir partinin kapısına kilit vurulmasını her halde izah etmekte hayli zorluk çekeriz. Avrupa Konseyi'ne danışmanlık yapan Venedik Komisyonu'nun belirlediği ilkeler unutulmasın.

Demek Anayasa Mahkemesi, ağır bir mesuliyet taşıyor. Çünkü sadece Failet Partisi'nin değil, ülkemizin kaderini de etkileyebilecek bir kararın arefesinde bulunuyor.

Umutlu olmak

Genelkurmay'ın açıklamasına rağmen ümitliyim. Bir kere, Anayasa Mahkemesi Başkanı Necdet Sezer, demokrasiye ve hukuk devleti ilkelerine bağlı bir insan intibaını veriyor. Hadep'in seçimlere girmemesi istikametindeki baskılara, başta Sezer olmak üzere, diğer üyeler de direndiler. Seçimleri şaibeli ve tartışmalı hale düşürecek bir karardan kaçındılar.

Neticede siyasi partiler görüşleri yansıtan aynalardır. Siz o aynaları kırsanız dahi, toplumun eğilimlerini yok edemezsiniz.

Anayasa Mahkemesi'nin bu şuur içinde hareket edeceğini zannediyorum.

FP, panzehir

Cemil Çiçek'in Anayasa Mahkemesi önünde ifade ettiği çok çarpıcı bir tespit var: "Fazilet Partisi, ülkenin birliğinin sigortasıdır. Çekip çıkarın Fazilet Partisini, Türk-Kürt kutuplaşmasını önleyemezsiniz"

Fazilet Partisi, Hizbulvahşet gibi uygulamaların da panzehiridir. Bir, FP'li hanımlara bakın, rengarenk tayyörleri ve başörtüleriyle, bir de Hizbullah'ın kadınlarına.

Fazilet Partisi, kadını "haremden" çıkarıp topluma mal eden, sadece eş ve anne olma konumundan kurtarıp, cemiyet içinde ona bir yer ve kişilik kazandıran harekettir. Kadınlıklarını ikinci plana atarak örtünen, ama şahsiyetleri ile öne çıkmak isteyen bu hanımlar, "Dişiliğe hayır, kişiliğe evet" diyor.

Tıpkı, üniversitelerde okumak için didinen çok sayıda genç kız gibi.

Muhafazakâr ailelerden gelen o genç kızların okumalarını önleyerek, cahil kalmalarına sebebiyet verdiğimizi acaba fark edemiyor muyuz? Onları bilmin ışığından uzaklaştırarak, dört duvar arasındaki karanlıklara kovaladığımızın bilincine varamıyor muyuz?

Bu gibi düşünceleri savunmak Türkiye'de suç haline geldi. Savcı, Kayseri'de yaptığım ve başörtülü hanımlara, üniversitenin, devlet dairelerinin, Meclis'in yolunun açılmasını savunduğum konuşmamı, laiklik karşıtı bir "suç delili" olarak, Anayasa Mahkemesi'nin önüne koydu.

Anayasa Mahkemesi gerçekten çok zor bir kararın arefesinde bulunuyor. Çünkü, tesis edeceği hükümle, Türkiye'nin kaderini de çizmiş olacak.

Ya, Atatürk'ün de hedef olarak gösterdiği, muassır medeniyet seviyesine ulaşacağız Ya da, makûs talihini bir türlü yenemeyen, on onbeş yılda bir darbelerle boğuşan, bir Ortadoğu ülkesi olarak kalacağız..


1 ŞUBAT 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Nazlı ILICAK

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...