| Türkiye'nin birikimi... | ||
|
|
![]()
Milliyet gazetesinde devletin zirvesine sunulan Hizbullah raporunda örgüt militanlarını eğitmek için tavsiye ettiği filmlerin adlarından yola çıkarak hazırlanan "Örgütün Yeşilçamı" başlıklı habere 'dini duyarlıklı filmler çeken" yönetmenler büyük tepki gösterdiler. Başlığı ve yaklaşımı ile içeriği tamamen farklı olan haberi açık ve net bir kastın ürünü olarak değerlendiren yönetmen Mesut Uçakan, "Bu tür yaklaşımlar son derece sübjektif yaklaşımlardır. Alakasız filmleri bile istediğiniz olayla ilişkilendirebilirsiniz" dedi. "Böyle bir kasıt ortadayken bu toplumun insanı olduğumuzu, bizim de kendi duygu, düşünce ve inançlarımızı anlatan filmler yapmaya çalıştığımızı anlatmak nafile" şeklinde konuşan Uçakan, Türk sinemasında çekilen diğer filmler gibi filmler çektiklerini ve bu yapımların Kültür Bakanlığı'nın denetiminden de rahatlıkla geçtiğini sözlerine ekledi. Kendini "İslamî" ve "Beyaz" sinema tanımlamalarının dışında tutan yönetmen İsmail Güneş ise "Sanatı bu işin içine çekmesinler" diyerek sert tepki gösterdi. Türkiye'de insanları teröre, silah kullanmaya heveslendiren filmler varsa önce Yılmaz Güney filmlerine bakılması gerektiğine dikkat çeken Güneş, raporda yeralan filmlerden Çağrı'yı yayınlamayan televizyon kanalı kalmadığını da hatırlattı. Güneş, "O zaman Çağrı filmini defalarca yayınlayan bütün televizyonlar teröre hizmet etmiş sayılır" dedi. "Bu tür haberler yapanlar eğer böyle düşünüyorlarsa Ramazan'da filmler yayınlayarak, kitaplar vererek bu ayın kutsallığını kullanmasınlar" diyen Güneş, haberin spotunda yeralan "...ibadet eder gibi izlendi" ibaresine de "Evet ibadet etmek gibi izliyoruz, ibadet kötü birşey değil ki" şeklinde cevap verdi. Yücel Çakmaklı ılımlı bir yönetmenSinema tarihçisi Agâh Özgüç de bir filmle belli düşünceler ya da eylemler arasında paralellik kurmanın doğru olmadığını düşünenlerden. "Beyaz Sinema" ya da "İslamî sinema" denilen türde filmlerde propaganda amacı taşındığını ve dinî duyguların kullanıldığını belirten Agâh Özgüç, ancak bir filmden etkilenmenin kişiye göre değişeceğini ve insanın yapısına bağlı olduğunu söyledi. Minyeli Abdullah'ın gösterildiği dönemde birinci sırada yeraldığını da hatırlatan Agâh Özgüç "O zaman 60 milyonun etkilenmesi gerekir" dedi. Özgüç, Yücel Çakmaklı'nın bu türden sinemacılar içinde daha ılımlı bir yönetmen olduğunu da sözlerine ekledi. "Beyaz Sinema" tabirinin isim babası gazeteci Abdurrahman Şen ise başından beri İslam'ın kullanılarak alanın daraltılmasına itiraz ettiği, sinemada bunun istismarını önlemek ve bu türden hedef saptırmalara meydan vermemek için "Beyaz Sinema" adını önerdiğini ifade etti. Haberde sıralanan filmlerden hiçbirini "Beyaz Sinema" tanımı içine almadığını belirten Şen, Nijat Özön'ün kitabından yapılan alıntılarda sözü edilen tarihlerde daha çok klasik Yeşilçam sinemasında din sömürüsü yapan filmler çekildiğini kaydetti. Berhan Şimşek'in açıklamasına karşılık Yücel Çakmaklı'nın sözlerini doğrulayan Abdurrahman Şen, Minyeli Abdullah gösterime girdiği dönemde Türk Edebiyatı Vakfı'nda yapılan bir söyleşide Şimşek'in bu filmde oynamaktan gurur duyduğunu ve bu filmi kariyerinde bir dönüm noktası olarak değerlendirdiğini hatırlattı.
Gülcan TEZCAN
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|