| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Bastırarak canlandırmak
Türkiye'nin ekonomideki durgunluğu, iç ve dış piyasalardaki daralmayı aşmaya yönelmesi kadar kaçınılmaz bir iktisat politikası benimsemesi, yadırganmamalı. Nitekim Turgut Özal, 1980'li yılların başlarında, Türkiye'de uygulanacak iktisat politikalarının ihracata yönelik bir felsefe üzerine oturtulmasını sağlamıştı. Başbakan Ecevit'in Davos açılımı esnasında bu noktalara vurgu yapmış olması, ıskalanamaz espriler taşıyor. 24 Ocak 1980'den bu yana ihracat artışına kilitlenmemiş hiçbir iktisat politikasının hayrını görmedik. İç borçlanma politikasının da ekonominin atılımını kesmede çok etkin bir rolünün bulunduğu iyice anlaşılmış bulunuyor. İç borçta stabilizasyonun sağlanabilmesi, yani iç borcun GSMH'ya (millî gelire) oranının artmaması için IMF ile yapılan Stand-by anlaşmasına uygunluğun uygulamaya konulabilmesi şart. Ekonominin esas sorunu, sürdürülemeyecek tarzda yükselen iç borcu durdurmak. İç borcu toplam gelire kıyasla stabilize edemezsek, yani iç borç miktarı toplam gelire oranla artışını sürdürürse Stand-by anlaşmasının işlevi kalmayacak. İşte yeni vergiler, memurların ve işçilerin düşürülen reel gelirleri, faiz vergileri vb. iktisadî imkânların hepsi iç borçlanmada artışı durdurmayı hedefleyen iktisadî argümanlardır. Ve iç borç faizinin düşürülmesini, Gayrı Safi Millî Hasılanın beklendiği oranda -yüzde 5-5,5 gibi- yükselmesini, yani büyümeyi yeniden normalleştirmeyi amaçlamaktadır. İktisadî üçlem (Deniz Gökçe, "ekonomik trilemma" deyimini kullanıyor. Bkz. Trilemma Kurbanları, Akşam Gazetesi, 13.1.2000, s. 7) kavramı üzerinde düşünecek olursak: 1-Faiz hadleri, 2-Döviz kurları, 3-Kambiyo yani sermaye hareketi serbestîsi olarak isimlendirebileceğimiz üç değişkenden sadece ikisinin iktisat politikası belirleyiciler (karar vericiler) tarafından fikslenebileceği, dışa açık ekonomilerde üçüncüyü kontrol etmeye çalışmanın ise doğrudan -otomatik- kötü sonuçlarının görüleceği, iktisatçıların çoğunluğu tarafından kabul edilmektedir. Deniz Gökçe'nin açıklamalarından aşağıdaki satırları okursak, iktisadî üçlemi, güncel anlamda daha net algılayabiliriz: "Şöyle düşünün. 1980 öncesinde Türk Parasını Koruma Kanunu geçerli iken faizi enflasyonun altına bastırıyorduk, döviz kurlarını da enflasyona rağmen sabit tutuyorduk, bu şartlar altında kambiyo serbestisi yani serbest sermaye hareketi olsa idi, paralar resmen yurt dışına kaçardı. Bu nedenle kambiyo yasaklaması vardı. Gene de tasarrufların bir kısmı içerde kaçak olarak altın ve dövize veya yurt dışında kaçak döviz hesaplarına kaydı. 1980 sonrasında, mesela 1994 krizinde Çiller ekibi faizleri düşürmek için suni bir şekilde aşağına bastı, kambiyo serbestisi de vardı. Bu şartlarda dalgalanmaya açık olan tek şey döviz kurları idi ve döviz kurları 1994 yılı başında patladı. Sürpriz yoktu, acemiliğin ve bilgisizliğin cezası vardı. Şimdi ise yeni hükümet kambiyo serbestisini arz ediyor, enflasyonu düşürmek için döviz kurlarını da kontrol altında tutuyor. Bu şartlar altında kontrol edilemeyecek olan değişken faizlerde faizler, beklentiler ve piyasa şartları çerçevesinde serbest kalmak zorunda. (...) Faizler de aşağı bastırılırsa, sistem çöker. Döviz kuru ve faizin ikisini de kontrol etmek isteyen, kambiyo serbestisini kaldırmak zorunda. Kambiyo serbestisi ve para politikası özgürlüğü (yani faiz kontrolü) isteyen, döviz kurlarını dalgalanmaya bırakmak zorunda (yani enflasyon düşürme aracından vazgeçmek zorunda). Ve yukarıda belirtildiği gibi, aynı anda, döviz kuru kontrolü ve kambiyo serbestisi isteyen de faizleri serbest bırakmak zorunda. Bu kadar basit! Üçlünün sadece ikisini kontrol edebiliyoruz!" Öyleyse iç borç faizleri, nasıl düşürülecek, enflasyon da düşürülürken? Ekonomi, fâsit döngüden hangi yöntemle kurtarılacak? Vakıfbank'ın, düşürülmesi öngörülen enflasyonun beklenen gerçekleşmeleri yakalaması halinde, meydana gelecek durgunluğu yenmek için uygulamaya koyduğu 20 yıl vadeli konut kredisi uygulaması gibi canlandırma projeleriyle büyüme hızının yüzde 5 civarına çıkarılması hedeflenmektedir. Buna rağmen, bastırarak canlandırmayı başarmak oldukça zor.
tsinav@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|