| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
K. Sunal, Erbakan, toplumsal aptallaşmaDün Kemal Sunal'ın cenazesini televizyonlardan izlerken dikkatimi çeken bir nokta, cenazenin son yıllarda ünlülerin cenaze törenlerinde görmeye alıştığımız türden farklı bir şekilde kaldırılmış olmasıydı. En komik olanın görece en vakur cenazelerden birine şahit olduk. Toplumun aptal yanını cesaretle ortaya koyan Sunal'ın bu denli ağırbaşlı bir uğurlama ile kaldırılması, çizdiği tiplerde en ciddi biçimde toplumsal aptallığa dokunabildiğinin işareti olmalı. Cenazeyi bir gösterge olarak ele alacak olursak, sanatı, düşünceleri ve duruşuyla toplum arasında ciddi mesafeleri olanların cenazelerinde ortaya çıkan absürt ve aykırı konumları burada daha bastırılmış, gizli, yok sayılabilecek düzeyde olması önemli bir ipuçu olmalı.. Bir yanda cenaze namazı kılan sıradan insanlar (cemaat), diğer tarafta namaz kılmayan sanatçı aydın seçkin kesim. Başka bir ifade ile, içine sindiremedikleri ama yok da sayamadıkları bir cenaze namazı ritüelini sıradan vatandaşa emanete etme zorunluluğunun doğurduğu çelişki Türk seçkinlerinin sadece açmazlarını değil toplumsal yalnızlığını da ortaya seren tutumu yansıtır. En son seyrettiğim filmi, Propaganda'da Kemal Sunal'ın sadece toplumsal aptallıklarımızı değil, kendine özgü mizah anlayışı ile siyasal aptallıkları da işleyebileceğini, başarıyla oynayabileceğini gösterdiği çalışmasıydı. Önceki gün, Kemal Sunal'ın ölümünü veren CNN de bu konuya değinerek Propaganda filmini, siyasal yapının toplumsal duyarlılığa ne kadar yabancı olduğunu işleyen bir çalışma olarak tanıtıyor. Ne var ki, siyasal aptallaşma, toplumsal aptallaşma kadar masum, hoşgörülebilir sonuçlar içermiyor. Aslında toplumsal aptallık, herkesin kendi içinde bir parçasını bulduğu acımasız ama o kadar da çıplak aptal yanımızı sergilerken her bir izleyen kendi aptallığı ile başbaşa kaldığı bir objeye dönüşüyordu filmlerinde. Yani, toplumsal aptallık sahneleri izlerken aslında her birimiz kendi aptallaş(tırıl)ma hikayemize gülüyoruz. İlginç biçimde Kemal Sunal'ın cenazesinin kaldırıldığı gün Erbakan'ın hapis cezasının Yargıtay tarafından onandığı haberi geldi. Propaganda filminde, sınırın ikiye böldüğü gümrük memurunun köylü ile ilişkileri ele alınıyordu. Köylü gümrükle devleti tanıyor, gümrüğün kendilerine devletin özel ilgisi sonucu getirildiğine inanıyor. Müdür ise, Sefiller romanındaki polis şefi Javert rolünü oynamaya çalışırken köylerini ikiye bölen kötü adam durumuna düştüğünü geç farkedecektir. Türkiye'de olup bitenleri dışardan izleyen bir göz için, Erbakan'ın istismarı gibi değil de bölücülük olarak okunması tam da Kemal Sunal'ın oynayacağı bir filmin senaryosu gibi duruyor. Genel olarak Erbakan'ı beğenmeyebilirsiniz, siyasi görüşlerini, tarzını eleştirebilirsiniz ancak bir siyasi lider olarak O'na yöneltilebilecek en son suçlama bölücülük olabilirdi. Ve bu da Türkiye'de gerçek oldu. Ama ne yazık ki Kemal Sunal da yok artık.
aemre@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|